Kırşehir'de kara tren hikayesi!

Gazetecilik ve haber yapmak çok dikkat ve doğruluk isteyen bir meslektir. Gazete okuyanlar okuduğu haberin doğruluğuna inanmak için eğer yazandan onay istiyorsa, o okuyucu habere inanmıyor demektir.
Başka şehirlerde de aynı hastalık var mıdır bilmiyorum fakat Kırşehir’de her toplantı ve küçük gurupların siyaset konuşmadan sohbeti sonlandırmaları düşünülemez hale gelmiş.
Kırşehir’de yaşlıların ve emeklilerin toplantı yeri olarak seçtikleri belli başlı iki mekân var. Birisi Çarşı Cami’sinin Terme Caddesi’ne bakan tarafı, diğeri ise Beğendik’in önü yani Yeraltı Çarşı’sının üstü.
Eski Buğday Pazarı’nda da bir arena var fakat orası ince işlerin döndüğü yer olduğu için hükümet kurma göreviyle pek ilgilenmezler. Hemen hemen her toplantılarda sonu gelmeyen bir hükümet tartışması vardır. Son zamanlarda tartışmalara birde uzayıp giden tren yolları inşası dâhil olmuş.
Kırşehir’e tren yolu yapılıyormuş, koskocaman milletin vekili bu gündemi canlı tutmak ve oy oranını oylum oylum ileriye itmek için Kırşehir’de çıkan gazetelere boy boy fotoğraflı ilan içerikli haberler verirken, gündem değiştirmekte biraz mesafe almışa benziyor.
Bu haberi bazıları hiç ciddiye almazken, bir kısım vatandaşta koskocaman vekil yalan mı söylüyor? Hadi o yalan söyledi, “gazete yalan yazamaz” diye gazeteye daha çok inanmaya çalışıyor veya öyle olmasını istiyor. Veya daha önemlisi kendisinin aldatılmasını kabullenemediği için öyle davranıyor.
Bizi tanıyanlar, çarşı pazar ve parklarda bu soruyu hemen sohbetin arasına iteleyiveriyorlar. Acaba bu doğru mu? Çünkü her seferinde aldatıldığını unutamıyor.
Ben bu hikâyeyi yıllardır dinledim ve bizden sonrada gelecek nesiller daha çok dinleyecek. Bu hikâye bana göre daha elli sene erken gibi geliyor. Ama ağzı olan konuşur, gazetede bir ticari kuruluştur. Eh ne yapsın gazeteci koskocaman milletin vekili söylüyor gazetecide yazıyor, ne yapsın yani yalan mı desin. Hani bizimde kulağımızın delik olduğunu sanırlar ya illa haberin doğruluğunu tasdikletecekler.
Ben bu hikâyenin yabancısı değilim, iki dedemin de köy odası vardı (Şimdi böyle bir kültür yok) odaya biriken köylülerden çok duyduğum gibi aradan geçen elli yıl içerisinde de pek çok defalar duymuşumdur.
Kırşehir’e tren geliyor. Eh bu lafla gelmiyormuş, gelseydi bende görürdüm. Rahmetli Menderes’in Kırşehir’i bir ziyaretinde böyle bir söz söylediğini hatırlıyorum. Değişik zamanlarda bu konu gündeme gelir, ne zaman seçim arifesinde buna benzer pek çok uçuk laflar edilir. Mantıki olarak raylı sistemin sadece Kırşehir değil, bütün Türkiye genelinde yayılması şart ve geç kalınmış ve raylı sistem ağları ne kadar çoğalırsa, bütçenin yükü de o kadar azalır.
Karayollarında pahalı nakliyat, tüketim mallarının fiyatına yansıdığı için geçim endeksine de yansıyor. Ama bizim vatansever vekilimiz tren tellerini bırakıp da halkın cüzdanına giren ellerle biraz ilgilense daha inandırıcı ve gelecek seçimde şansını biraz daha ileriye doğru iteler.
Herkes ister Özbağ’ından Dinekbağ’ına doğru süzülüp giden trenlerin seyrini, ama olmaz olamaz, ekonomik değil.
Ankara, Sivas, Kayseri ve hatta doğunun en uzak ve hatta İran’a kadar uzanan demir yolunun hali belli. Ankara’ya giderken Elmadağ’ının eteklerinde geçen yolun perişanlığı gözler önünde. Yani hâla olan yolu bile modernize edemeyen DDY Kırşehir hattını mı düşünecek.
Her şehre yapılan havaalanlarının durumu ortada. Ekonomik olmayan her yatırım halkın sırtına vurulan bir yük niteliğindedir. Gönül bu istiyor ama istemekle olmuyor, inşallah olur yapılır da ninemde ölmeden kara treni görmüş olur. Zaten kadıncağız bu haberi duyunca bayağı heyecanlandı, garibim zaten hastalık koleksiyonu krizin biri uğrar da kara treni görmeden âlemi-cihanı terk eder.
Nineciğim hiç merak etme ben geldi haberini sana getiremezsem benim torunlarım en kısa zamanda elli altmış sene içerisinde belki olur. Merak edip gözün arkada kalmasın.
YORUM EKLE