Türkiye’de ne zaman normal bir şey olsa beni bir endişe alıyor. Ürküyorum, korkuyorum, arkasından ne gelecek acaba diye bir bilinmezliğe dalıp irkiliyorum.

Mesela bir TÜİK başkanının 3-5 yıl görev yapması normal değil mi? Normal ülkelerde normal de biz alıştık 3-4 ayda bir TÜİK başkanının görevden affını istemesine. Şimdi 4 aydır başkan değişmedi. Gerçekten büyük merak içindeyim.

Hele 6 ayda bir değişmesine alıştığımız Merkez Bankası Başkanı 3 yıldır o koltukta oturuyor. Maliye Bakanı da öyle. Allah’ım noldu da bize bu normalliği yaşatıyorsun?

Yine hiç alışık olmadığımız Furkan ve Süleymancılar tarikatlarına operasyonlar da ilk bakışta normal gibi görünüyor. Bana göre normal değil. Her ne kadar bu iki tarikat iktidar karşıtı oldukları için operasyona uğrasalar da normal bir işleyiş olsaydı tüm tarikatlara uygulanırdı. Başta yüz milyarlarla ifade edilen miras konusunda 3 kardeşin aleni meydan muharebesine tutuştuğu Menzil olmak üzere ve 200 kilo altını kaçırdığı ortaya çıkan İsmail Ağa cemaatine karşı da operasyonlar yapılıp bu devasa paraların kaynağı ve akibeti araştırılsaydı o zaman normal olurdu. Aslında bu konuda en normal olanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ani bir çıkış yaparak “Bu tarikatlar bu paraları nerden bulmaktadır? Cemaatler ne yapmaya çalışmaktadır? Alayı kapatılmalıdır” diye bir gürlemesidir. Fakat kurucu önder, süreç, çerçeve yasa filan onu bayağı yordu, biraz enerji toplaması lazım.

25 yıl Ankara’yı yöneten Melih Gökçek hakkında Almanya’da gayrimenkuller aldığıyla ilgili bir soruşturma başlatıldı. Allah Allahhhh…. Allah Allahhhh… Bu kadar normalliği hak etmedik biz. Adamın hakkında 94 dosya var ve savcılık raflarında bekliyor. Dosya içindeki maddi rakamlar milyarlarla ifade ediliyor. Biz bu bekletilmeye alıştık ve normal şeyleri sevmediğimiz için bekletilmesi, hiç bir işlem yapılmaması da bizi hiç şaşırtmıyordu, şimdi normal bir işlem yapıp da soruşturma başlatılması neyin nesi? Bekleyen 94 dosyanın içindekileri kör yarasa da biliyor, dilsiz koyun da anlatıyor. Fakat bu gayrimenkul olayının özelliği nedir ki, gazeteci Murat Ağırel’in yayınıyla savcılar harekete geçti. (Bu konuda normal bir olay daha yaşandı. Tanık konumundaki Murat Ağırel, savcılığa davet edildi, ifadesi alındı. Aman Allahım, bizde işler davacı olsun, davalı olsun, tanık olsun, tüm muhalifler sabahın köründe ev baskınıyla alınıp götürülerek yürümez miydi? Bu davetin normalliği de sıkıntı verici).

Aslında Melih beyin servetiyle ilgili Almanya’daki gayrimenkul değeri o kadar da büyütülecek bir rakam değil. 3-4 milyon Euro, 7-8 milyon Euro deniyor. Oysa yurt içinden başlansa daha net ve devasa varlıklar ortaya çıkar. Gizli kasa denilen Söğüt İnşaat sahibi Mustafa Akan’ın çok sayıdaki 5 yıldızlı otellerinin, lüks yatlarının, jetlerinin, inşaat makineleri filosunun izi sürülse görürüz yolun sonu nereye varır. Ardından İngiltere’deki gayrimenkullere mi gelir sıra, Türkî cumhuriyetlerdeki yatırımlara mı gelir Allah bilir.

Melih Gökçek olayıyla ilgili normal işlemin bizi bu kadar kaygılandırması, başka normalliklerin de ardı sıra gelebileceği ihtimalini güçlendiriyor ki, o kadar şoku kaldırabilir miyiz bilmiyorum. Başka normallikler derken, o cenahta bir paylaşım savaşı başladığı ve hiç pay alamayan ya da çok az alanların başkaldıracağı söylentileri çok yaygın. Melih Gökçek’le ilgili gazetecilere belge yağıyormuş. Buna misilleme olarak da Binali Yıldırım’la ilgili bazı bilgilerin medya ve sosyal medyaya servis edilmeye başlandığı görülüyor. Ama bunlar bize göre alışık olmadığımız biçimde normal olduğu için, beklentimiz pek yok. Hepsi sönümlendirilir de unutulur giderse tam da hep yaşadığımız normal dışılığa döneriz.

Daha yakınlarda Mehmet Akif Ersoy, Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük gibi yandaşların tutuklanmasıyla yaşadığımız basit normallik aykırılığını sindiremeden bu Melih Gökçek olayı da olunca bayağı bir rahatsız olduk. Zaten uzun zamandır Gabar’da petrol, Karadeniz’de petrol müjdesi gelmiyor. Amerika’ya 2-3 yıldır “Eeeeey Amerika” diye bağırılmıyor. Suriye’deki gelişmelere de İsrail’in sınırımıza yakın noktaları bombalamasına kısık sesle tepki veriliyor. Bu kadar normalliği hak etmiyoruz, daha fazla metabolizmamızın dengesiyle oynamayın.

Bu normalliklerin ardından neredeyse her şeyden umudumu kesecekken, kaygılarım, endişelerim, sinirlerim tavan yapacakken, çok şükür ki normal dışı bir haber geldi de biraz olsun yatıştım. Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı “Millet Şahidimdir” adlı kitap daha basılmadan yasaklanmış ve toplatılma kararı verilmiş. Basılmayan kitap nasıl toplatılacak onu bilemem de “basılmayan kitabın içinde ne olduğunu nerden biliyorsunuz da yasaklıyorsunuz?” diye sormayacağım bile. Yasaklanmazsa, toplatılmazsa normal olur ki normallik bize göre bir şey değil, dengemizi bozuyor.

Fakat ben başka bir şey soracağım: Bir kitap yazmayı düşünüyordum. Düşünce halindeyken de toplatılır mı acaba? İnşallah toplatılır da kitap düşüncem ortadan kalkar. Normalliğe dayanacak gücümüz yok çünkü. Hepimize normal dışı hayırlı günler.