Bir toplantıda, kitap imza gününde, kültürel etkinlikte, düğünde, okul kantininde veya bir arkadaş aracılığıyla bir genç kızla erkek tanışır. İsimlerini söylerler, tokalaşırlar, kısa bir süre sohbetten sonra ayrılırlar. Birbirlerinden hoşlanmışlardır ve kısa sürede tekrar karşılaşabilmek için fırsat kollarlar. İkisi için de o tanışma günü bir dönüm noktasıdır ve o tanışma gününü bir tarafa not ederler.

Fırsat yaratma çabaları sonuç verir ve tekrar karşılaşırlar. Bir yerlerde oturup kahve içerler, sohbeti biraz daha uzatırlar ve tekrar görüşmek üzere randevulaşırlar.

Bir sonraki görüşmede sohbet bayağı ileri gider. İkisi de ailelerinden, kariyer hedeflerinden, hobilerinden, kitaplardan, filmlerden, müzikten söz ederler. Ufak tefek gizlemelerle neredeyse her konuda birbirine yakın düşüncede olduklarını belli etmeye çalışırlar. Bu uyum gösterisi sonrası artık sıra “çıkma” kararı almaya gelmiştir. Giriş kısmı genelde erkekten gelir ama, zaten zemin oluştuğu için karşılıklı kolaylaştırılır konunun çözümü. “Çıkma” mutabakatının ardından hemen ertesi güne görüşmek üzere anlaşılır. Sonra ertesi gün, daha sonra yine ertesi gün… Devam eder gider. “Çıkma” kararı günü de bir tarafa not edilir. Önemli bir gündür çünkü.

Uzunca bir süre buluşurlar, görüşürler, birlikte uzun vakitler geçirirler. Sinema, konser, panel, konferans gibi etkinliklerde hep el ele tutuşarak birlikte gidip gelirler. Baktılar önemli bir uyuşmazlık yaşamıyorlar, karşılıklı aileleriyle tanışırlar. Onlardan da olumsuz bir tepki almayınca daha sık görüşüp, birbirlerini evlerinde ziyaret etmeye başlarlar…

Artık sıra gelmiştir evlenme teklifine. Yüzükler alınır, ilginç bir teklif modeli bulunur ve büyük bir sevinçle evliliğe karar verilir. Evlenme teklifi günü de mutlaka kaydedilmesi gereken bir gündür. Kayıtlara geçirirler.

Aileler, nişan gününü tespit ederler. Nerede, nasıl yapılacağını, kimlerin davet edileceğini, nasıl bir konsept olacağını kararlaştırırlar. Nişan günü neşe içinde eğlenilir, takılar takılır, oyunlar oynanır, konuklarla tek tek ilgilenilir ve hiç bir sorun yaşanmaksızın yüzükler takılıp, iki nişanlı genç olarak günü tamamlarlar. Nişan Günü de en önemli günler arasına kaydedilir ve nişan PARTİ’si tamamlanır.

Ev kurma hazırlıkları başlar. Aileler ve gençler sık sık bir araya gelip, bir yandan kiralanacak ev aramaya, ev eşyalarını seçmeye çalışırlarken, bir yandan da düğün salonu, ikramlar, davetiye için araştırmalar yapılır.

Büyük gün gelir çatar. Nikah memurunun ayrı ayrı sorduğu “kabul ediyor musun?” sorusuna ikisi de yüksek sesle “Evet” diye cevap verip, karı koca ilan edilirler. Önceki tanışma, çıkma, evlilik teklif etme, nişan kayıtlarını gölgede bırakacak “Evlenme günü” kaydı en üstteki yerini alır. Düğün PARTİ’si de başarıyla sona erer.

İkisinin de geçerli ve saygın meslekleri olduğundan önemli bir geçim sıkıntısı yaşamazlar. Uyum içerisinde evliliklerini sürdürürlerken; kadın, eşine o büyük müjdeyi verir: Hamileyim… Sevinçten uçarlar, o günü dostlarıyla mütevazı bir PARTİ vererek mutlulukla kutlarlar. Yaşamlarını değiştirecek bu hamilelik müjdesi de kayıtlara eklenir…

Aradan 3-3.5 ay kadar geçer. Merakla bekledikleri gün gelmiştir. Ultrasonda çocuğun cinsiyeti belli olunca büyük bir sevinç daha yaşarlar. O akşam evde dar kapsamlı bir PARTİ düzenlenir. Anneanne, babaanne, dedeler, amca, dayı, teyze hala, yenge, enişte balonlarla, renkli kağıtlarla süsledikleri bahçede doyasıya kutlarlar çocuğun cinsiyetini.

Rutin hamilelik sürecinin ardından sorunsuz olarak sağlıklı bir bebekleri olur. Çocuklarının doğum tarihi en önemli kayıtların başına geçmiştir artık. Lohusalık döneminin ardından arkadaşlarıyla bebeğin dünyaya merhaba deyişini coşkulu bir PARTİ’yle kutlarlar. Ama bu defa bir salon kiralarlar ve daha fazla konuk davet ederler. Ne de olsa dünyaya kendi kanlarından, canlarından bir bebek katılmıştır.

Bebek altı-yedi aylık olmaya başladığında, öncesine göre biraz huysuzlanır, daha sık ağlamaya başlar. Hemen doktora koşarlar. Diş çıkartmanın huzursuzluğu olduğunu öğrenince rahatlarlar. O hafta sonu küçük bir kafede bu defa kadınlar arasında “diş çıkartma PARTİ’si” düzenlenir.

Çocuk 3 yaşına gelmiştir ve artık kreşe gitme zamanıdır. İlk gün tüm sülale birlikte götürerek teslim ederler kreşe çocuğu. Zaman geçer kreşten alıp anasınıfına verirken de ciddi bir PARTİ verilir. Anasınıfından mezuniyeti de görkemli olur. Okulda düzenlenen kutlamalarla yetinmezler ve akşam bir restorandaki PARTİ’yle devam ederler kutlamaya.

Anaokuluna kayıt ve anaokulundan mezuniyet de öyle basit geçiştirilmez. Kutlamalar, kutlamalar… Ve ilkokula kayıt. Belki de 20 yıl ya da daha fazla sürecek eğitim sürecinin başlamasına, bir PARTİ’yle start verilir.

Aradan 4 yıl geçer. Eğitim yaşamının ilk mezuniyeti okulda törenlerle kep atarak kutlanır ama asıl eğlence büyükçe bir salonda müzisyenlerin de yer aldığı “PARTİ”de gerçekleşir. Eş, dost, akrabalarla geç saatlere kadar eğlenilir.

Bu arada, tanışma üzerinden geçen yaklaşık 11 yıl boyunca hiçbir zaman tanışma, çıkma, evlilik teklifi, nişan, evlilik, doğum günleri (Hele çocuğun doğum günleri milli bayram havasında kutlandı) gibi kayıtlara geçen günler ve sevgililer günü, kadınlar günü, anneler günü gibi geleneksel günler asla ihmal edilmedi, unutulmadı, unutulması dahi düşünülmedi. Her özel gün, çiçeklerle, hediyelerle taçlandırıldı. “PARTİ”ler asla es geçilmedi.

Sonraki başlangıçlarda, başarılarda, mezuniyetlerde de “PARTİ”ler hep devam etti.

Sözün özü; PARTİ meselesi ciddi bir iştir. İhmale gelmez, savsaklamaya gelmez, ertelemeye, iptal etmeye, geçiştirmeye gelmez.

* * * *

Kemal beeeeeeeeey, Kemal beeey. Evet “Parti meselesi ciddi bir iştir”... Öyle ciddidir ki; senin utanmaz yüzündeki pişkinliği bile civa gibi eritir. Projesi olduğun operasyonla çökmeye çalıştığınız parti, devlet kuran asırlık Cumhuriyet Halk Partisi’dir, Cumhuriyeeeeet. Onu yok etmeye ne senin gücün yeter, ne de seni ortaya atanların. Sen ve sana bu yolu açanlar aklınızca CHP’nin on milyarlarca liralık malvarlığına ve İŞ bankası hisselerine el koyacaksınız. Hatta seni idare edenlerin asıl hedefi CHP ötesinde, cumhuriyet rejimi. Ne hukuksal, ne ahlaksal hiçbir gerekçeniz olmadan kurduğunuz bu hain tuzak, eninde sonunda sizi yutacak ve senin deyiminle tıpış tıpış gideceksiniz. Ve artık insan içine çıkamayacaksınız.