1960’lı yıllarda Vilayet Matbaası’nda basılan Kırşehir Valiliği’ne ait başyazarlığını Cevat Hakkı Tarım’ın yaptığı gazeteyi saymazsak, benim 1960’lı yıllarda bu mesleğe atıldığımda Kırşehir’de yayınlanan “Yeni Kırşehir” ile birlikte “Kırşehir” Gazetesi de yayınlanmaya başlamıştı.

O yıllarda bu gazeteler bugünkü gibi teknolojik imkânlarla hazırlanıp basılmıyordu. Gazeteler elle kurşun harflerle dizilip, pedal baskı makinesinde tek tek elde basılıyordu.

“Kırşehir” Gazetesi’nin dizgi ve basımından, hatta dağıtımına kadar benim de yıllarca emeğim olmuştu.

Bu gazeteyi çalışan 5-6 kişi tek tek elle dizer, tertibini yapar ve baskısını da Veli Yılmaz, Ali Taşkın, Recep Taşkın ve ben yapardık. Teksir kâğıdı boyutunda olan bu gazete Pazar hariç her gün yayınlanır ve Kırşehir’de yüzlerce kişiye dağıtılırdı, hatta şehir dışındaki Kırşehirli hemşehrilerimize ulaştırılmak üzere yüzlercesi postaya verilirdi.

Fazla abartmıyorum, o yıllarda o teknoloji ile yayınlanan bu gazete bugün Kırşehir’de yayınlanan pek çok gazeteden daha kaliteli ve içerikliydi.

Ah o güzel günler…

Ah o zor günler…

Dursun Yastıman ağabeyimizin sahibi olduğu “Kırşehir“ Gazetesi’nde Kırşehir’in yetiştirdiği nice değerli hemşehrilerimiz yazılar yazarlardı. Bunlardan birisi de tanıdığım, çok kibar, çok dürüst değerli bir hemşehrimiz olan, o yıllarda mektupçu olarak bilinen bugünkü adıyla Vali Yardımcısı olan Rüştü Yurdakul’du.

Rüştü Yurdakul, 1964-1968 yılları arasında Kırşehir Belediye Başkanlığı yapan Öğretmen Ziya Kılıçözlü için bir yazı kaleme almıştı.

Kırşehir’de eğitime büyük hizmetleri ve katkıları olan ve geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü’nün babası olan Ziya Kılıçözlü’yü Yurdakul, 13 Şubat 1973 tarihli “Kırşehir” Gazetesinde şöyle anlatmıştı:

“Kırşehirimizin yetiştirdiği değerli ve ahlâklı kişilerden biri de bir süre önce Tanrı’nın rahmetine kavuşan Ziya Kılıçözlü’dür. Ziya Kılıçözlü’nün kimliğini belirtmek için önce rahmetli babasından başlamak gerekiyor.

Babası Kayaşeyhi Mahallesi’nin Ağalar Sokağı’ndaki evde doğmuş, büyümüş olan Hoca Ahmet Efendi’dir. Ahmet Hoca çok temiz ve dürüst bir kişi idi. Mahalle komşumuz olduğu için gerek Hoca Ahmet Efendi’yi, gerek oğlu Ziya Kılıçözlü’yü yakından tanırım. Ahmet Hoca mahallemizdeki caminin imamı idi. Kitap ciltlerdi. Geçimini bu iyi yollardan sağlardı. Bu mübarek zat hayatında herkesin sevgi ve saygısını kazanmış, kendi halinde yaşamış eşsiz kişilerdendi. Yaz aylarında Büngüldek Sokağı’ndaki bahçesinin bir köşesine yaptırdığı tahtadan kulübede hayatını geçirir, kış aylarında da Ağalar Sokağı’ndaki evine döner, pencerenin önüne otururdu. Kırşehirimizde bu kadar güzel ahlâklı bir insan az yetişmiştir.

İşte Ziya Kılıçözlü bu mübarek ağacın bir dalıdır. Ziya Bey’i çocukluk çağından son günlerine kadar yakından tanırım. Rumi 1320 yılında doğmuş, 68 yıl yaşamıştır. Çocukluğunda hepimizin okuduğu Buçuklu Sokağındaki Kara Fakık özel okulunda okumuş, orta tahsilini Kırşehir İdadisinde bitirmiştir. Bundan sonra 1329 yılında eski adı Gazi Orta Muallim Mektebi’nde okumuş ve bu okulun edebiyat şubesinden mezun olmuştur.

Şimdi bulunduğu görevleri sıralayalım:

Üç yıl Kırşehir Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğinde ve sonraları yine bu görevde bir süre daha bulunmuş, yine ayrılmıştır. Bundan sonra Mardin Ortaokulu’nda altı yıl öğretmenlik ve müdürlük yapmıştır. Mardin’den sonra Antakya Ortaokulu’nda, sonra da Lisesi’nde üç yıl Türkçe öğretmenliği yapmıştır.

Antakya’da iken güzel şiirler ve nesirler yazmış, bunları kitap halinde bastırmıştır. Bu eserlerden bana ve diğer tanıdıklarına göndermiştir. 1930 yılında Antakya’dan Eskişehir Lisesi Türkçe öğretmenliğine gelmiştir. Ben orada Vilayet Mektupçusu idim. Hemşehrilik nedeni ile bu üç yılı hemen her gün birlikte geçirmişizdir. Eskişehir’den sonra Konya Lisesi’nden on üç yıl Türkçe öğretmenliği yapmış, orada bir ev yaptırmıştır. Mevlana törenine katılmak üzere Konya’ya gittiğimizde eşim ve diğer bazı hemşehrilerle bizleri evine konuk olarak götürmüş, sevgi ve ikramlarına gark eylemişti. Konya Lisesi’nden emekli olmuş, anayurdu olan Kırşehirimize dönmüştü. Sonları oradaki evini satmış ve buradan bir daire almıştı.

Bir süre sonra Bölükbaşı’nın partisinden Kırşehir Belediye Başkanlığı’na getirilmiştir. Dört yıl Belediye Başkanlığı yapmış ve bu devrenin sonlarında istifa sureti ile ayrılmış ise de Bölükbaşı’ndan umduğunu bulamamıştır. Bu sıralarda rahatsızlanmış, beş yıl kadar hasta yatmış ve bu hastalıktan kurtulamayarak Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Belediye Başkanı iken Amerika’da çalışan oğlu Dr. İlhan Kılıçözlü’nün yanına gitmiş gelmiş ve gezisinde gördüklerini “Yeni Kırşehir” gazetesinde yayınlamıştır.

Yukarıda babasının elma bahçesinden bahsetmiştik. Bu güzel bahçeyi Ziya Kılıçözlü Milli Eğitime bağışlamış ve burada yapılan ilkokula kendi adı verilmiştir. Şimdi Büngüldek Sokağı’ndaki Öğretmen Kılıçözlü İlkokulu rahmetli Ziya Kılıçözlü’nün adını ve hatırasını taşımaktadır.

Kırşehirimizin yetiştirdiği iyi ahlâklı kişilerden rahmetli Ömer Aydın ve bu kez ölümünü üzüntü ile duyduğumuz Mustafa Hilmi Nural ayarında olan Ziya Kılıçözlü’yü de kaybetmiş bulunuyoruz.

Belediye Başkanı iken benim de uyarmam üzerine Kırşehirmimizin en başta gelen ihtiyaçlarından Buğday Pazarı’ndaki milyonluk zahire hangarını yaptırmış. Yağmur ve kardan çok zarar gören çeşitli hububatı kurtarmıştır. Rahmetlinin halen çeşitli yerlerde ortaokul ve liselerde öğretmen olarak çalışan üç kızı vardır.

Oğlu Dr. İlhan Kılıçözlü’nün bazı yıllarda Kırşehir’e geldiğinde “Öğretmen Kılıçözlü İlkokulu”nu ziyaret ederek fakir öğrencilere çeşitli yardımlar yaptığını, hatta geçen yıl gelişinde yetersiz olan okul binasının büyütülmesi için 30 bin lira bağışta bulunduğunu duymuştum. Şimdi yalnız kalan anasını düşünerek artık yurda dönmesi gerekmektedir.

Rahmetli Ziya Kılıçözlü için daha neler yazılsa azdır. Ben bu kadarla yetiniyorum. Nur içinde yatsın.”

Aradan uzun yıllar geçti,  böyle değerli bir insanın yazısını yeniden yayınlayarak gün ışığına çıkartmak bana nasip olduğu için mutluyum.

Ebediyete intikal etmiş Rüştü Yurdakul’a, Ziya Kılıçözlü’yü ve geçenlerde kaybettiğimiz benim değerli dostum Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü’ye bir kez daha rahmetler diliyorum. Ruhları şâd olsun.