Bir mümin Cenab-ı Hakkın cömertliğinden hisse alarak, karanlık bir gecenin mehtabı gibi nurlu, derin, hassas, diğerkâm, şefkat sahibi, infak (İhtiyaç sahiplerine yardım etmek, hayır ve hasenatta bulunmak) heyecanıyla dolu ve gani (zengin) gönüllü olmalıdır. Zira Ayet’i Kerime’de şöyle buyurulur. “…Siz hayra ne harcarsanız Allah o’nun yerine başkasını verir.” (Sebe 39) Hz. Ali; “İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” Buyurmuştur. Bu bakımdan uyanacağımız ebedi alem de eli boş kalmamak ve mahrum bir hale duçar olmamak için bu dünyada iken cömertlik ve İSAR (başkasını düşünmek) ahlakına bürünerek, ahiret azığımızı şimdiden hazırlamamız gerekir. Hz. Mevlana; cömertlik hasletini ve onun zıttı olan cimrilik iptilasını ne güzel ifade eder. “Cömertlik Cennet selvisinin dalıdır. Bu dalı elinden bırakana eyvahlar olsun. Ekin eken önce ambarı boşaltır, ama sonra hasılatı pek çok olur. Fakat tohumu ambarda tutan ise sonunda onu farelere yem yapar. Güzeller, saf ve berrak ayna aradıkları gibi, cömertlikte fakir ve zayıf kimseler ister. Güzellerin yüzü aynada güzel görünür, ikram ve ihsanın güzelliği de, fakir ve gariplerle ortaya çıkar. Fakr-u zaruret içinde boğulan gönüller, dumanla dolu bir eve benzer. Sen onların derdini dinlemek suretiyle, o dumanlı eve bir pencere aç ki onun dumanı çekilsin, senin de kalbin yumuşayıp ruhun incelsin.” Buyurarak cömertliği denize benzetmiştir.

Cenab-ı Allah (C.C.), Haşr suresinin 9. Ayetinde; “…Kendileri muhtaç olsalar bile başkasını daha çok düşünürler.” Buyurmuştur. Peygamberimiz ise “Cömert insanın, Allah’a, Cennet’e ve insanlara yakın, cehennem ateşine uzaktır. Cimri ise Allah’a, Cennet’e ve İnsanlara uzak, Cehennem ateşine yakındır. Cahil cömert, Allah’u Teala’ya cimri abideden (Alim) daha sevimlidir.” Buyurmuştur. Cimri olmaktan Allah’a sığınırım.