AKP ile uzun süren koalisyon görüşmelerinde büyük bir sabırla "Hükümet ortağı olma" iradesini savunan CHP, görüşmelerin beklenildiği gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın istemleri doğrultusunda son bulunca önemli bir avantaj elde etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkeyi yönetmeye istekli olduğu ve Devlet adamı sorumluluğunda bir davranış sergilemesi tabanın sessiz ama dikkatli bekleyişine neden oldu.

AKP ile uzun süren koalisyon görüşmelerinde büyük bir sabırla "Hükümet ortağı olma" iradesini savunan CHP, görüşmelerin beklenildiği gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın istemleri doğrultusunda son bulunca önemli bir avantaj elde etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkeyi yönetmeye istekli olduğu ve Devlet adamı sorumluluğunda bir davranış sergilemesi tabanın sessiz ama dikkatli bekleyişine neden oldu. CHP seçim meydanlarında AKP hükümetinin yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını dile getirmişti, ancak, söz konusu ülke çıkarları olunca her şeyden önde geldiğini bu nedenle hükümetsiz bırakılmaması gerektiğini biliyordu.
Uzun süren ve oyalamaya yönelik de olsa yapılan görüşmeler sonucunda AKP'nin CHP ile bir hükümet kurmaktan kaçınması, öncelikle 13 yıllık AKP hükümetlerinde bozulan dış politikanın, iç politikanın, birçok kurumlarda yapılan olumsuzlukların ve yolsuzlukların gün yüzüne çıkartılacağı endişesini hep taşıyordu.
Bu nedenle; AKP koalisyon ortağı bir CHP'nin Kaçak Saray, 17-25 Aralık yolsuzluk hadisesi, maddi değeri çok yüksek kol saati hediye alan eski bakanlar, Soma’da yitirilen maden şehitleri, atanamayan öğretmenler, solcu olduğu gerekçesi ile görevinden alınan aydın eğitim emekçileri, devlette şuncu buncu diye sağa sola savrulan ve emekliye sevk edilen memurlar ve sayamayacağım yüzlerce olumsuzlukların üzerini kapatamayacağını biliyordu.
İşte CHP ile bunun için ortaklık kurmak istemedi.
Bu açıdan bakıldığında CHP’nin koltuk heveslisi olmadığı,
CHP’nin ülke çıkarlarını hep önde tuttuğu görüldü.
CHP’nin masadan kalkan taraf olmayarak sorumluluğunu yerine getirdiği,
CHP’nin demokrasi, hukuk, eğitim, toplumsal barış ve itibarlı dış politika şiarıyla hareket ettiği tüm toplum tarafından izlendi, görüldü ve anlaşıldı.
Öyle ya CHP devlet kuran bir partidir. Sadece geçmişin bekçisi değil geleceğin öncüsü olarak düşünmeli öylede hareket etmelidir. Yapılacak olan bir erken seçimde halk bu süreçte nelerin yapıldığını ve yapılamadığını gördü ve kararını da elbette buna göre verecektir.
Bu millet, AKP’nin koalisyon hükümeti kurmaktan kaçındığını, iktidarı hiç kimseyle paylaşmak istemediğini, kendinden başka siyasi partileri adeta yok saydığını gördü. Zaten AKP yetkilileri de kendilerinin geleceğinin ANAP’tan farksız olacağını anladı ve bu nedenle de ne yaptığını ve ne yapacağını bilemez görüntü sergilemeye başladı.
Tüm Türkiye de olduğu gibi Kırşehir’de de halk koalisyon hükümetinin bir an evvel kurulmasını arzuluyordu, koalisyon ümitleri tükenince ekonominin freni patladı ve döviz artışı halen bir türlü durdurulamıyor. Fakir biraz daha fakirleşiyor, zengin biraz daha zenginleşiyor. İşte tüm bunlardan dolayıdır ki, önümüzdeki aylarda yapılacak olan bir erken seçimde hesabı halk soracak gereğini yapacaktır.