Bazı şehirler yalnızca tarihi yapılarıyla değil, sesleriyle de hatırlanır. Kırşehir denildiğinde akla gelen en güçlü seslerden biri ise hiç şüphesiz Neşet Ertaş'ın bağlamasından yükselen türkülerdir.25 Eylül 2012'de hayatını kaybeden Neşet Ertaş'ın aramızdan ayrılışının üzerinden 14 yıl geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kırşehir'de büyük ozan çeşitli etkinliklerle anılıyor. 25-26 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek 4. UNESCO Müzik Festivali ve Neşet Ertaş Anma Programı da onun Kırşehir'in kültürel hafızasındaki yerini yeniden hatırlatıyor. Ancak Neşet Ertaş'ı yalnızca ölüm yıl dönümünde anılan bir sanatçı olarak görmek, onun Kırşehir için taşıdığı anlamı eksik bırakır. Çünkü Neşet Ertaş'ın hikâyesi, bu topraklarda kuşaktan kuşağa aktarılan daha büyük bir müzik geleneğinin parçasıdır.

Babası Muharrem Ertaş'tan aldığı saz ve söz geleneğini kendi üslubuyla geliştiren Neşet Ertaş, özellikle bozlak kültürünün geniş kitleler tarafından tanınmasında önemli bir rol oynadı. Onun türkülerinde yalnızca bir sanatçının sesi değil; gurbetin, ayrılığın, sevdanın, özlemin ve Anadolu insanının hayatından izler de duyuldu. Kırşehir’in müzik kültüründe önemli bir yere sahip olan abdallık geleneği ve bozlak, bu kültürün temel unsurlarından biridir. Neşet Ertaş'ın yanı sıra Muharrem Ertaş, Hacı Taşan ve Çekiç Ali gibi isimler de bu müzik hafızasının önemli temsilcileridir. Bu nedenle Neşet Ertaş'ı anlamak, yalnızca onun türkülerini dinlemekten değil, o türkülerin doğduğu kültürü de tanımaktan geçiyor.

Kültürel mirasın yaşaması ise geçmişteki ustaları hatırlamak kadar, onların sanatını yeni kuşaklara aktarabilmekle mümkün. Bugün Kırşehir'de düzenlenen müzik festivalleri, anma programları ve kültürel çalışmalar bu aktarımın önemli bir parçasını oluşturuyor. Belki de Kırşehir'in müzik mirasına bundan sonra biraz daha yakından bakmanın zamanı geldi. Çünkü bu şehirde anlatılmayı bekleyen yalnızca Neşet Ertaş'ın hikâyesi değil; onun sesinin ardında duran, yüzyıllar boyunca sazla ve sözle aktarılan bir kültür var. Neşet Ertaş'ın ardından kalan en güzel miraslardan biri de belki budur: Kırşehir’in sesi hâlâ duyuluyor.