Eylül geldi mi Kırşehir’in havası biraz değişiyor.

Sokaklarda Ahilik Haftası’nın hareketliliği başlıyor. Esnafın, protokolün, öğrencilerin, vatandaşların katıldığı etkinlikler düzenleniyor. Kortejler yapılıyor, Ahi pilavı dağıtılıyor, törenler gerçekleştiriliyor. Şehrin her köşesinde Ahi Evran’ın adı biraz daha fazla duyuluyor.

Ben de her yıl aynı şeyi düşünüyorum:

Biz Ahiliği sadece bir hafta mı hatırlıyoruz, yoksa gerçekten hayatımızın içinde yaşatabiliyor muyuz?

Çünkü Ahilik denilince benim aklıma ilk olarak törenler gelmiyor.

Aklıma güven geliyor.

Dürüstlük geliyor.

Alın teri geliyor.

“Ben bugün ne kadar kazandım?” sorusundan önce “Ben bu işi doğru yaptım mı?” diyebilmek geliyor.

Ahiliğin asıl kıymeti de burada.

Ahi Evran’ın Kırşehir’de bıraktığı miras, sadece geçmişten kalan güzel bir hikâye değil. Yüzyıllar önce esnafın nasıl olması gerektiğine dair ortaya konulan bir anlayış bugün bile bize birçok şey söylüyor.

Üstelik Ahilik yalnızca esnafın para kazanmasıyla ilgili değil.

Usta, çırağına meslek öğretirken aynı zamanda insan olmayı da öğretiyordu. İşini iyi yapmayı, müşteriyi kandırmamayı, ölçüyü ve tartıyı doğru kullanmayı, komşusunu gözetmeyi, kazancını paylaşmayı öğretiyordu.

Bugün bunların hangisine ihtiyacımız yok ki?

Hepimizin ihtiyacı var.

Belki de bu yüzden Ahilik Haftası'nı her yıl yeniden konuşuyoruz.

Kırşehir'de Esnaf Bayramı'nın geçmişi de azımsanmayacak kadar eski.

1965 yılında başlayan bu gelenek, yıllar içinde büyüdü. Daha sonra 1988'de Ahilik Kültürü Haftası resmî bir kimlik kazandı. Bugün Kırşehir'de 62. Esnaf Bayramı'nı ve 39. Ahilik Haftası'nı kutluyoruz.

Düşünün…

Bir gelenek 60 yılı aşkın süredir devam ediyor.

Bu, başlı başına önemli.

Ama bana göre bundan daha önemli olan şu:

Bu kadar yıldır kutladığımız Ahiliğin hangi tarafını bugün hayatımıza taşıyabiliyoruz?

Çünkü Ahilik sadece kürsülerde anlatıldığında güzel bir tarih bilgisi olarak kalır.

Çarşıda, pazarda, dükkânda, iş yerinde karşılık bulduğunda ise gerçek bir kültüre dönüşür.

Bir esnaf müşterisini güler yüzle karşıladığında…

Hakkı olmayan parayı istemediğinde…

Ayıplı malı gizlemediğinde…

“Bu işten biraz daha fazla kazanayım” yerine “Müşterim de memnun ayrılsın” dediğinde…

İşte o zaman Ahilikten söz edebiliriz.

Bir de usta-çırak meselesi var.

Bence Ahiliğin bugün en fazla düşünmemiz gereken taraflarından biri bu.

Eskiden bir genç, ustasının yanında yalnızca bir meslek öğrenmiyordu. Sabretmeyi, çalışmayı, işine sahip çıkmayı, insanlarla nasıl konuşacağını da öğreniyordu.

Şimdi ise birçok meslek dalında usta bulmak, çırak bulmak kadar zor.

Gençler meslek öğrenmek istiyor ama bazı mesleklerin geleceği konusunda tereddüt ediyor. Esnaf ise “Çırak bulamıyorum” diyor.

Burada Ahiliğin eski usta-çırak anlayışını bugünün şartlarına nasıl uyarlayacağımızı yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.

Çünkü iyi yetişmiş bir usta sadece kendi dükkânına değil, şehrin geleceğine de yatırım yapıyor.

Ahilik Haftası'nın Kırşehir için başka bir anlamı daha var.

Bu şehir, Ahi Evran'ın adıyla anılıyor.

Dolayısıyla bizim Ahilik konusunda diğer şehirlerden biraz daha fazla sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Ahilik denildiğinde gözler Kırşehir'e dönüyor.

Biz de sadece “Ahiliğin başkentiyiz” demekle yetinmemeliyiz.

Bence asıl mesele, “Ahiliğin başkentiyiz” sözünün içini doldurabilmek.

Esnafımızla, gençlerimizle, kurumlarımızla, meslek kuruluşlarımızla…

Ahiliği bir tören programından çıkarıp günlük hayatın bir parçası hâline getirebilirsek işte o zaman Ahi Evran'ın mirasına gerçekten sahip çıkmış oluruz.

Ben Ahilik Haftası'nın konserini, kortejini, pilavını, törenini elbette küçümsemiyorum.

Bunlar şehrin hafızasını canlı tutuyor.

Çocuklar Ahi Evran'ı tanıyor.

Esnaf kendisini bu büyük geleneğin bir parçası olarak hissediyor.

Şehir dışından gelenler Kırşehir'in neden Ahilikle özdeşleştiğini görüyor.

Bunların hepsi önemli.

Ama benim için asıl Ahilik, tören bittikten sonra başlıyor.

Meydandaki kalabalık dağıldığında…

Kortej sona erdiğinde…

Mikrofonlar kapandığında…

Ve herkes kendi işinin başına döndüğünde…

Ahilik orada devam ediyor mu?

Bence kendimize asıl bu soruyu sormalıyız.

Çünkü Ahi Evran'ın mirasını yaşatmanın yolu, yılda bir kez onu anmaktan değil; yılın 365 günü onun değerlerini hatırlamaktan geçiyor.

Ahilik Haftası kutlu olsun.

Ama benim dileğim şu:

Ahiliği sadece kutlayan değil, yaşayan bir Kırşehir olalım.

Bence Ahi Evran'a bırakabileceğimiz en güzel hediye budur.