​Hayat bazen tam bir matematik bilmecesine dönüşür. İlkokuldan beri öğretilen net bir kural vardır: Doğru formül, doğru sonucu verir. Ama insan ilişkilerinin denklemi ne yazık ki laboratuvar ortamında yazılmıyor. Bazen birine kalbinizden gelen en yüksek değeri verirsiniz; çarparsınız, bölersiniz, her şeyi eksiksiz yaparsınız ama günün sonunda elinizde kalan sonuç kocaman bir "yanlış" olur.

​Geçenlerde sosyal medyada tam da bu duruma dokunan bir diyaloga denk geldim. Değerli hocamız Dilek Cesur, "Dünyanın en kötü hissi, birinin gözünde beklediğin kadar değerli olmadığını anlamaktır," diyordu.

​Tutamadım kendimi, yapıştırdım yorumumu: "Bence de dünyanın en kötü hissi, birinin gözünde beklediğin kadar değerli olmadığını anlamak değil; bunu fark ettiğinde kendi değerinden şüphe etmektir." Sizce nasıl bilmiyorum ama ben böyle düşünüyorum. Bir başkasının bizi konumlandırdığı yer, bizim kumaşımızın kalitesini belirlemez. Ama insanız; değer verdiğimiz o insanın yanında kendimizi "değersiz" hissetmek, formülün hatalı çıkmasından çok daha fazla canımızı yakıyor.

​Tam bu noktada hayat bize en sert ama en gerekli dersi fısıldıyor: Umursamamayı öğrenmek. Zor da olsa yapıyoruz.

​Aslında insan, sevilmediğini anladığında değil; bunu kabullendiğinde olgunlaşır. Çünkü en ağır acı, terk edilmek değil, hakikate uzun süre direnmiş olmaktır. Vazgeçmek bazen kaybetmek değildir; ruhun, kendini tüketen bir yanılsamadan kurtulmasıdır.

​Eğer hayat bir matematikse, dışarıdan gelen onayları ya da başkalarının bize biçtiği o paha biçilmez (!) değerleri denklemin dışına çıkarma vakti gelmiştir. Bizler, başkalarının çarpanlarıyla büyüyen ya da sıfırlarıyla yok olan sayılar değiliz.

​"Çünkü insanın değeri, başkasının verdiği kıymetle değil, kendi duruşuyla ölçülür."

​Formül yanlış çıkabilir, hesap tutmayabilir; bu durum sizin değerinizi eksiltmez, sadece karşınızdaki değişkenin yanlış olduğunu gösterir. Artık yapılacak tek bir şey kalıyor: Düzeni kabul etmek, o yanlış hesabı orada bırakmak, kendimizi o ruhu tüketen yanılsamadan kurtarmak ve kendi sağlam duruşumuzla yola devam etmek.