Şed Ku­şat­ma Ya­mak­lık, çı­rak­lık kal­fa­lık aşa­ma­la­rı­nı ta­mam­la­yan ta­li­bin, us­ta­lı­ğa yük­sel­mek için Fü­tüv­vet Di­va­nı denen heyet önün­de ya­pı­la­cak tö­re­ni­ne (im­ti­ha­na) denir. Doç. Dr. Erol Ülgen, Kır­şe­hir An­sik­lo­pe­di­si ki­tap­çı­ğın­da Şed Ku­şat­ma tö­re­ni ile il­gi­li ma­ka­le­sin­de geniş bilgi ver­mek­te­dir:
Cum­hu­ri­ye­tin ilk yıl­la­rı­na kadar Os­man­lı­lar­da şed ku­şat­ma ge­le­ne­ği devam etti. Daha il­ginç olanı bu erkan Kır­şe­hir Ahi der­ga­hın­da bu­lu­nan Ahi Baba des­tu­ru üze­ri­ne icra edil­miş­tir. Os­man­lı­lar­da her esnaf teş­ki­la­tı­nın ken­di­ne özgü şed ku­şat­ma şekli ve me­ra­si­mi vardı. Med­dah­la­ra şedd-i elifi, gaza eh­li­ne şedd-i kavsi, sa­ka­la­ra şedd-i la­me­li­fi (şedd-i iş­ti­rak), sa­vaş­lar­da çadır kuran fer­raş­la­ra şedd-i Sü­ley­ma­ni, der­viş­le­re şedd-i mih­ra­bi, cer­rah, kasap ve hamam hiz­met­çi­le­ri­ne şedd-i hafi ku­şa­tı­lır­dı. Ku­şa­tı­lan şed ço­ğun­luk­la yün­den ya­pı­lır, bir şeyle tut­tu­rul­mak ye­ri­ne ge­nel­lik­le bir­kaç defa bele sa­rıl­dık­tan sonra dü­ğüm­le­ne­rek bağ­la­nır. De­rin­den ipten ve pa­muk­lu bez gibi mal­ze­me­ler­den ya­pı­lan­lar daha mak­bul­dü yal­nız şed­din gay­ri­müs­lim­le­rin ku­şan­dı­ğı zül nara ben­ze­me­si şartı vardı.
Şeyh­le­ri­nin Ahi baba al­dı­ğı Kır­şe­hir’deki Ahi Evran Za­vi­ye­si, Os­man­lı­lar­da Türk deb­bağ­la­rı­nın ve za­na­at er­ba­bı­nın ma­ne­vi mer­ke­zi du­ru­mun­da idi. Ahi Baba ve diğer şe­hir­ler­de onun yetki ver­di­ği Ahi Baba un­van­lı Ahi teş­ki­la­tı re­is­le­ri, es­na­fa şed bağ­la­ma hak­kı­na sa­hip­ti. Za­vi­ye şeyh­le­ri, bazı es­na­fın Ahi Evran ma­ka­mı ile mü­na­se­be­ti­nin gev­şe­me­ye baş­la­dı­ğı za­man­lar­da bu yet­ki­nin ken­di­le­ri­ne ait ol­du­ğu­nu zaman zaman dev­le­te tas­dik et­tir­me ih­ti­ya­cı­nı duy­muş­lar­dır.
Ahi Evran Za­vi­ye­si, 20, yüz­yı­lın baş­la­rı­na kadar esnaf züm­re­si üze­rin­de­ki ma­ne­vi te­si­ri­ni devam et­tir­miş­tir. Bu durum başta deb­bağ­lar olmak üzere bütün es­na­fın Ahi Evran’ı pir kabul et­me­le­rin­den ve dev­le­tin bir bağ­lı­lı­ğı teş­vik eden des­te­ğin­den ileri gel­miş­tir.
“Şed Ku­şat­ma”, Fü­tüv­vet teş­ki­la­tın­da ve Ahi bir­lik­le­rin­de önem­li bir ta­sav­vu­fi ve folk­lo­rik ge­le­nek­ti. Bu ge­le­nek­te “usta” ola­cak ada­yın ilk dö­ne­mi, us­ta­nın ya­nın­da ya­mak­lık­la baş­lar. Bunun için 10 ya­şın­da olan ço­cuk­lar, ve­li­si ta­ra­fın­da us­ta­ya bir sanat öğ­ren­me­si için ve­ri­lir. Ya­mak­lar, us­ta­nın ya­nın­da mes­le­ğin ince nok­ta­la­rı ile il­gi­li eği­tim ve Ahi za­vi­ye­le­rin­de de dini, sos­yal ve ah­la­ki bil­gi­ler alır­lar. İki sene üc­ret­siz ya­mak­lık eden­ler, tö­ren­le çı­rak­lı­ğa yük­se­lir­ler. Çı­rak­lı­ğa yük­sel­me, usta ve ba­ba­sı­nın kar­şı­lık­lı gö­rüş­me­si ve mu­ta­ba­ka­tı ile olur. Bu yük­sel­me, bak­la­va, börek ya da hel­va­nın eşe, dosta ve kom­şu­la­ra ik­ra­mıy­la du­yu­ru­lur. Çı­rak­lık dö­ne­mi or­ta­la­ma 1001 gün sürer. Bu süre için­de çırak, us­ta­sı­na itaat etmek, us­ta­sı da mes­le­ğin in­ce­lik­le­ri­ni ve iş ha­ya­tı ile il­gi­li bil­gi­le­ri çı­ra­ğa öğ­ret­mek zo­run­da­dır. Bu sü­re­yi dol­du­ran çırak, kalfa ve us­ta­nın ne­za­re­tin­de ya­pı­lan bir im­ti­han­la kal­fa­lı­ğa yük­se­lir. Fü­tüv­vet­te us­ta­lı­ğa yük­se­lecek ki­şi­ye “talib”, us­ta­sı­na da “mat­lub” denir.
Üç yıl olan kal­fa­lık dö­ne­min­de eği­tim­le­ri­ni ba­şa­rı ile ta­mam­la­yan kal­fa­lar us­ta­lı­ğa yük­sel­mek için Fü­tüv­vet Divan denen heyet önün­de ya­pı­la­cak im­ti­ha­na ha­zır­la­nır­lar. Talib, yol ar­ka­daş­la­rı­nın ne­za­re­tin­de, te­miz­li­ğin ve ta­ze­li­ğin bir işa­re­ti ola­rak önce ha­ma­ma gö­tü­rü­lür. Ar­dın­da saç-sa­kal tı­ra­şı et­ti­ri­lir. Bu arada he­ye­ca­nı­nı ya­tış­tır­mak ve onu ce­sa­ret­len­dir­mek için ken­di­si­ne öğüt­ler­de bu­lu­nu­lur.
Haf­ta­ya bu ko­nu­ya devam ede­ce­ğim.