Ahi Evran Üniversitesinin 26-27 Eylül 2025 tarihlerinde düzenlediği “VIII. Uluslararası Ahilik Sempozyumu”nda bildiri sunan Erciyes Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kasım Özgen’nin “Ahilik Teşkilatı Arka Planında Tasavvufi Fütüvvet” bildirisinde fütüvvet ve Ahilik konusunda kaleme aldığı bilgiler:
Fütüvvet Arapça “kardeşim” anlamına gelir. Türkçede cömertliği ifade eden akı kavramından türetildiğini iddia edenler de vardır. Tasavvufi fütüvvet kültüründe yetişenler, “uhuvvet/kardeşlik” kavramının dindeki önemini bildikleri için İslam dünyasında, özellikle Anadolu’da çok kolay yaygınlaştı ve çeşitli esnaf birliklerinin kurulmasına öncülük etmiştir. Abbasi halifesi Nasır Lidinillah (ö. 1225), siyasi, sosyal ve iktisadi olarak durumu bozulan toplumun yeniden refaha kavuşturmak için fütüvvet cemiyetlerinin büyük katkısı olacağını düşünmüş ve bu cemiyetlerinin inşasına destek olmuştur.
Fütüvvet konusuna önceki hafta kaldığımız yerden devam ederek bu konuyu bitirmek istiyorum.
Fütüvvet ve ahilik, ariflerin ıstılahında fedakârlık ve hizmet anlamına gelmektedir. Fedakârca insanlığa hizmet etmek, bu anlayışın temel ilkesidir. Fütüvvete fedakârlık başlangıç makamı; son makam ise nefsini feda (fena-ı nefs) etmektir. Fütüvvete talip kişi, ısrar tutumu ile insanların erdemini, kendinin ise kusurlarını görebilmek yetisini manevi eğitimle geliştirebilmektir. Fütüvvet, halkın noksanlarını hoş görmek ve kendi kusurlarını bilmektir. İnsanlara merhamet, sana yapılan eziyetlere karşı af ile muamele etmektir. Fütüvvetin dört temel erdemi vardır: Affetmek, öfkeyi yenmek, varlığa karşı fedakârlık ve ihtiyacın olduğu halde başkasını kendi nefsine tercih etmek. Fütüvvet, ahilikte dervişlerin makamından bir makam, fakr ü fenadan bir cüz, velayetten/dostluktan ahilikten bir parçadır. Kerem, cömertlik, iffet, emanet, şefkat, ilim, tevazu ve takva ile muttasıf bulunan kişilere derviş/fütüvvet ehli/ahi denilir.
Tasavvufi fütüvvet kavramını VIII. yüzyıldan sonra sufiler tasavvufi bir terim olarak kullanmışlardır. Fudayl B. İyaz (ö. 803), fütüvvet kavramından ilk kez söz etmesi ve “dostların kusuruna bakmamak” şeklinde tarif etmesi bunun bir delilidir. Öte yandan, ondan önce Cafer-i Sadık’ın (ö. 765) “Bize göre fütüvvet, elde avuçta olan bir şeyi tercihen varlığın hizmetine sunmak, elde olmayan bir şey için de şükretmek.” dediği de bilinmektedir. Demek ki tasavvufi fütüvvet, İyaz’dan daha geriye gitmektedir. Tasavvufi fütüvvet kavramı üzerinde hem Iraklı sufiler hem de Horasanlı Melamettiler aynı derecede önemle durmuşlardır. Ancak bu hareketin asıl büyük önderleri Horasan’da yetişmişlerdir. Ahmet b. Hadravey (ö. 854), Ebu Hafs el Haddad, Ebu Turab gibi sufiler Horasanlıydı. Bunlar, hayattan el etek çekmiş tasavvuf anlayışına karşı çıkarak ahlaki, sosyal, iktisadi hayata ve özellikle çalışma hayatına önem veren, ameli esas alan bir tasavvufi anlayış geliştirdiler.
**Önemli Not: ** Ahi Evran Üniversitesinin 17-19 Eylül 2026 tarihinde düzenlediği sempozyumda bildiri sunan akademisyenlerin bildirilerini, 2027 yılı “Ahilik Haftası”nda yine sizlerin bilgisine sunacağım.