Geçenlerde bir yazımda siyaset ve siyasetçinin giderek ayağa düştüğünden söz etmiştim. Eşi ve benzerine rastlamadığımız günlerden geçiyoruz ülke olarak.

Geçenlerde bir yazımda siyaset ve siyasetçinin giderek ayağa düştüğünden söz etmiştim.
Eşi ve benzerine rastlamadığımız günlerden geçiyoruz ülke olarak.
Cumhuriyet tarihinin ilk “seçim hükümeti” göreve başladı. İsimleri şöyle bir inceledik ki insan sormadan edemiyor. Bunları nereden bulmuşlar, nasıl bulmuşlar? Kırk yıl arasanız böyle isimleri bir araya getirmek zor bir iş olsa gerektir.
Nerede Cumhuriyetimizi kuran, Türk milletini esaretten kurtaran, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, nerede İsmet İnönü, nerede Süleyman Demirel, nerede Bülent Ecevit, nerede Osman Bölükbaşı, nerede İhsan Sabri Çağlayangil, nerede Hüsamettin Cindoruk, nerede Hasan Esat Işık, nerede Turan Güneş, nerede Alpaslan Türkeş?
Daha kimler kimler…
Bu ülkeye hizmet eden, demokrasiyi getiren, çok partili siyasi hayata geçiren bu büyük deve dişi gibi insanlara bakınca “seçim hükümeti”nin bakanları doğrusu insanları sukutu hayale uğrattı. Göstermelik, sembolik, hiçbir iş yapamayacak, yapmayacak, 2 aylığına yasanın gereğini yerine getirdiler. Kabinenin en şaşkın ismi de Alparslan Türkeş’in oğlu oldu. Partisini, Genel Başkan Yardımcılığı görevini atıp kaçan, partisine bilgi vermeyen, babasının soyadına, MHP’ye ihanet edip 2 aylık bakanlık uğruna kaçtı.
Meğer boş adammış!
Şimdi sormak lazım Tuğrul Türkeş’e…
Sen geçmişte aydınlık Türkiye Partisi adında bir parti kurmadın mı? Büyütebildin mi? Sonunda kapattın, levhasını indirip MHP’nin kapısını çaldın. Rahmetli baban Alparslan Türkeş, Ankara’da üniversitede hocalık yaparken, Dr. Devlet Bahçeli’yi partisine davet edip ona bıraktı partisini.
Devlet Bahçeli, babasına hürmeten, ona olan sevgi ve saygısından dolayı onu tekrar MHP’ye aldı. Onu kaç dönemdir Ankara’da milletvekili seçtirdi. Onu Partinin Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Daha ne yapacaktı yani? O babasının oğlu olduğunu unuttu. AKP’nin kapısını çaldı. Niye çaldı? Nasıl çaldı? Hangi pazarlıklar geçti bilmiyoruz, ama tarih bir gün bunları yazacaktır.
Alparslan Türkeş’in oğlunun böyle yapması, babasının onda biri olmadığı sözünü doğrulattı insanlara.
Alparslan Türkeş’in arkadaşı, hemşehrimiz Kırşehirli Osman Bölükbaşı’nın hürriyet ve demokrasi mücadelesi verdiği yıllarda dünyaya gelen oğlu Deniz Bölükbaşı da hiç babası gibi dik durabildi mi? O da kafasına tuğla düşürdü. Birkaç arkadaşıyla siyaset dışı kaldı. Yani Deniz Bölükbaşı da babası gibi olamadı, o da silindi gitti.
Keşke bunlar olmasaydı.
Keşke bunlar hiç yaşanmasıydı.
Dürüst olamazlar mıydı?
Olamadılar. Yapamadılar. Acılar yaşayarak unutuldular.
Peki, şimdi? 2 aylık bir “seçim hükümeti”ne bakan olarak giden Tuğrul Türkeş, MHP’ye zarar verebilir mi?
Hiç mümkün gözükmüyor.
Dün atıp tuttuğu AKP’ye, Başbakan’a sözleri unutup sırf iki aylık bir koltuk için “seçim hükümeti”nde görev alan Tuğrul Türkeş, kendisine tepki gösterenleri hiç dikkate almadığı gibi bir de Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte babası “Başbuğ” Alparslan Türkeş’in mezarını ziyaret etmesi bu tepkileri daha da arttırmışa benziyor.
Bütün bu tablo MHP’lileri daha da öfkelendirmiş durumda. Çünkü oğul Tuğrul Türkeş’in, MHP’ye ve Alparslan Türkeş’e olmadık sözler sarf edenlerle aynı safta bulunması, sanırız “Başbuğ” Türkeş’in de kemiklerini sızlatmış olmalı.
MHP’nin hükümette yer almama kararına rağmen, partisinin kararını hiçe sayarak “seçim hükümeti”nde Başbakan Yardımcısı olarak görev alan, “Beni MHP’den kime atamaz! Bana lâf edenler iki sarhoş ile birkaç çakaldan ibaret” diyen Tuğrul Türkeş, MHP Merkez Disiplin Kurulu kararıyla ihraç edildi ve parti üyeliğinden çıkarıldı.
Hani atamazlardı?
Demek ki atılıyormuş…
Oysa Tuğrul Türkeş, dün iki sarhoş, üç-beş çakal dediği insanları oturup kalkıyor, onlarla politika yaptığını unutmuştu.
Sağduyulu bu millet ne diyor ki:
“Mezara gidenlere ne diyelim, sulayanlara ne diyelim.”
Demek ki dün dündür, bugün bugündür diyen haklıymış!
İşte günümüzde siyasetin geldiği yer burası.
Ne ilke var, ne ideoloji!
Varsa koltuk, yoksa çıkar ve menfaat!
Bütün bunları gören Kırşehir’deki MHP’liler daha çok kenetlenmiş gibi gözüküyor. 7 Haziran seçimlerinde Kırşehir’de MHP’den milletvekili seçilen Prof. Dr. Yıldırım Türk’ün yeniden milletvekili seçileceğinden hiçbir MHP’linin, ülkücünün kuşkusu yok. Kırşehir’de MHP’liler kenetlenmiş durumda, çıkmışlar zafer için yola… Dönüş yok…
Ama benim Kırşehir’de görüştüğüm yılların ülkücüsü MHP’liler “Nasıl olsa bir milletvekili çıkarırız, çalışmamıza bile gerek yok!” sözlerinin ortaya atılmasına tepki gösteriyor ve “Biz MHP’lileri seçimden soğutmaya çalışıyorlar. Hiçbir sonuç çantada keklik değil. Kırşehir’de MHP her zaman bir milletvekili, hatta iki milletvekili çıkartır. Çünkü MHP’nin böyle bir tabanı var. Ama bu demek değil ki çalışmadan da kazanılır. Bu tür laflara kimse kanmamalı, her türlü düşünceleri bir kenara bırakmalı ve daha çok çalışarak partimizi Kırşehir’de birinci parti yapmak için daha çok fedakarlıklarda bulunmalı. Hele hele AKP’nin MHP’nin oylarına göz dikmişken daha da çok çalışacağız ve kenetleneceğiz. Ülkemizin ne hale getirildiği ortadadır. Her gün şehit haberleri alıyoruz. Buna der demek için 1 Kasım seçimlerinde MHP’yi birinci parti yapmak için yirmidört saat çalışacağız” diyorlar.
Özetle 1 Kasım seçimlerinde MHP, CHP, AKP ve HDP at başı yarışacaklar. Kırşehir’de milletvekili çıkarabilecek üç parti var. AKP, MHP ve CHP’nin adayları da seçimin sonucunu belirleyecektir.
7 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı Meclis tablosu ülkemizde demokratik siyaseti çekilmez hale getirmiş, CHP’nin 1978’de Güneş Motel modeliyle Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’nden Rizeli Tuncay Mataracı gibi birkaç satılık milletvekilleriyle hükümet kuran Bülent Ecevit hükümetinin bir benzeriyle şimdi de seçim hükümeti kuruldu.
1 Kasım’da yapılacak yeni bir seçime yelken açıyoruz.
Ama görüyoruz ki AKP’nin çevirdiği bu senaryoları benimseyen halkımız artık yutmuyor. CHP’liler de, MHP’liler de kadınlı, erkekli, gençlerinin kazanmak uğruna ülkenin geleceği için, mücadeleye hazırlandıklarını görüyoruz.
Demek ki herkesin taşı cebinde.
Herkesin oyu kendi partisine…
CHP ve MHP’liler biraz daha duyarlı ve heyecanlı olarak 1 Kasım’daki yürüyüşe hazırlanıyor gördüğümüz kadarıyla.
Yani, sözün çoğu cahile, azı arife söylenirmiş.
BAŞSAĞLIĞI
Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca Tabur Komutanlığı’ndan operasyona gitmek için ayrılan iki zırhlı aracın geçişi sırasında caniler, eli kanlı teröristler yola tuzakladıkları patlayıcıyı patlattı. Saldırıda çok sayıda askerimiz şehit düştü. Ben bu yazıyı yazdığım saatlerde şehit sayımız netleşmemişti. Ama ilk haberlerde bu sayının 16 civarında olduğu bildiriliyor. Yüreğimiz yanıyor, yine onlarca eve ateş düştü.
Bu vatan için, bu bayrak için, bu millet için şehit düşen vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk Milleti’ne başsağlığı ve sabırlar diliyorum.