Son zamanlarda Kırşehir arka arkaya gelen asker cenazeleriyle atmosferin yüksek olduğu günler yaşadı. Şehit edebiyatı artık gına getirdi, bu şehit falan değil resmen insan katliamı.

Son zamanlarda Kırşehir arka arkaya gelen asker cenazeleriyle atmosferin yüksek olduğu günler yaşadı.
Şehit edebiyatı artık gına getirdi, bu şehit falan değil resmen insan katliamı. Katliam piyangosu gittikçe yükselen sayıyla, Kırşehir ve Anadolu şehirlerine çıkması, tatil beldelerinde yosma kucağında oturanları pek ırgalamıyor, çünkü onların tuzu kuru.
Ortadoğu ve İslam dünyasının liderliğine soyunmanın Türkiye’yi nerelere getirdiği meydanda. Esas sorunu çözme niyetinde olmayanlar, sorunun devamında pastanın fazlasını kapma niyetinde oldukları aşikârdır.
Her düşünce ve ideolojinin üç gurupları ve sempatizanları olur ve de olacaktır, fakat kendi düşüncelerini başkasına veya karşı gruba zor kullanarak kabule zorlamak zorbalıktır. Bunun din veya politik anlayış olması pek önemli değil. Bütün terör örgütlerinin argümanı öldürmektir. Çünkü haklılığını izah edecek başka bir ifade tarzı bulamayıp, korku kültürüyle kendi reklamını yapma yolunu seçer. Terör örgütlerine sırtını dayayıp sahte milliyetçilik nutuklarıyla hayali atlara binip gölgelere kılıç sallamanın sonu yine hayali seyislikle biter.
Zamanımızda hiçbir değeri ve önemi olmayan kültürel varlığımızı sürdüreceğiz diye bilhassa orta sınıf üzerinde baskı yaparak tabanda oy toplama heveslileri, hayalleriyle bu dünyayı terk eder. Doğuda bir hiç uğruna güya savaşan çapulcuların katlettiği bir subayın yarbay olan kardeşinin isyan dolu haykırışı bazı kesimleri rahatsız etmişe benziyor.
Hele bu subayın Alevi inancına sahip olması dolayısıyla cenaze namazının kılınmayışı ve imamın çirkin davranışı (haber programlarında öyle söyleniyor) ayıbın bir başka çirkinliği.
Bulunduğu coğrafyanın geçmişini ve kendi tarihini bilmeyen toplumları yönlendiren silah tacirleri ve çıkacak kaostan istifade eden ülkelerin davranışlarını bilmek ve gelecek tehdit ve tehlikelerin önlemini almak, seçimle gelen hükümetlerin görevidir. Eğer bu görevi yerine getirmeyen veya getiremeyen hükümetler sorumluluğun tek hedefidir.
Kendi sermayeleriyle cinin kalkınmasını istemeyen Avrupa ülkelerinin ve Amerika’nın tek hedefinin Türkiye olduğunu bilmeyen ve bilemeyen kimseler, her zaman her şeyi çok iyi bildiğini sanarak, halkın oylarıyla oturduğu koltuğu bırakmama uğruna her türlü oyunu oynayabiliyor.
Atatürk nutkunda bunu açık açık belirtmiştir. İran’ın nükleer silah yapımında vazgeçme karşılığı olarak Akdeniz’de bir askeri üst kurma müsaadesi alması, kandil dağlarında terör örgütüyle beraber kolon tepelerini selamlaması ve Şam’ın güneyinde bir Şii toplumu oluşturma isteği daha Türkiye’nin uzun müddet terörle mücadele edeceği anlamına gelir diye bir kuşkum var. Bu bölgede Sünni nüfusun tahliyesi buna işaret ediyor.
Mevcut örgütlerin hangi ülkenin çıkarına mücadele ettiğinin bilinemeyecek kadar gizemliliği yoktur. Kullandıkları silahların menşei belli olmasına rağmen bu silahları temin eden ülkelerle dostluğu sürdürmek ülkenin çıkarlarına hiçte uymamaktadır. Fakat sınırlarımızda gelişen olguların bu terör guruplarına destek veren ülkelerin işine geldiği muhakkaktır.
Memleketimizde değişik sosyal faaliyetler adı altında çalışmalarını sessizce yürüten yabancı ajanların yuvalandığı bazı kentlerde, turistik tesisleri kiralayan yabancı acentelerinde yardımıyla iyi kamuflaj edildiği, emniyet teşkilatları tarafından takip ediliyordur her halde. Her resmi kurumun içine kadar sızan yabancı ajanların faaliyetlerini adli kurumlara kadar taşıdığı şüphesi uyandırmıyor mu, bazı savcıların yurt dışına kaçarak sığınma talep eteleri. Geçmişteki askerlere yapılan operasyonlar bu şüphelerin haklılığını işaret etmiyor mu?
Bunlar yurt dışına kaçarken, bunlara çalışma alanı yaratan ve imkân tanıyan siyasi kurumlar gayet pişkin davranışlarıyla, kaçanların arkasında teneke çalarak benim gibi saftirikleri aldatma mutluluğunu yaşıyor olması vatanseverleri üzüyor olmalı.
Öyle veya böyle bu coğrafyada doğan ve de doğacak olan bütün problemlerin en ağır faturasını Türkiye ödeyecek gibi. Ne zamana kadar, petrolün alternatifi bulununcaya kadar. İran’ın da bu aşamadan sonra en tatlı ve en acımasız rakibi Türkiye’dir. PKK ile Kandil’de sarmaş dolaş olması ve elebaşlarını himaye etmesi en belirgin işareti.
Acaba İran da aldığı tavizler karşılığında, İsrail’in koruma kalkanlığına mı soyunuyor dersiniz.
Bu dünyanın olmaz olmazı yok.