
AKP hükümeti, seçildiği günden bu yana seçim konusu gündeme geldikçe büyük bir kararlılıkla hep 2019’u işaret ederek “seçimler zamanında yapılacak” diyorlardı.
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Hükümet Sözcüsünden bu konuda çok sözler duyduk. Hatta erken bir seçimin ülkeye kötülük olacağı bile söylenildi.
Ülkemizde her alanda hızla artan devasa sorunları artık hükümet çözüm üretemez hale gelmişti. Döviz artışı durmak bilmiyor, akaryakıt fiyatları sürekli yükseliyor, ekonomi kriz noktasına gelmiş, borçlar hızla artıyor, işsizlik oranı yükseliyor, ortaya çıkan sorunların üzeri artık örtülemezdi.
İktidar partisinin bazı üyeleri bu gerçekleri görüyor ve yüksek sesle de düşünmeye başlamışlardı bile.
FETÖ borsasından bahseden oldu,
Şeker fabrikalarının satılmasına tepki gösterenler oldu,
Kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin bağımsız olamayacağını söyleyen de, güç zehirlenmesi yaşadıklarını söyleyen de vardı. Tüm bunlar rahatsızlığın artık gün yüzüne çıktığını göstermeye yetiyor artıyordu bile.
Hükümet panik halinde ve ne yapacağını bilmezken, can suyu, Devlet Bahçeli’nin TBMM’deki MHP Grubu Toplantısı’nda seslendirdiği erken seçim isteği ile geldi. Sorunlara çözüm üretmek yerine sorunların altında kalan AKP genel başkanı zaman geçirmeden 24 Haziran günü bir baskın seçimin yapılacağını ilan eti. Belli ki üzerinde önceden çalışılmış, tarih belirlenmiş ve kamuoyu İle de paylaşılarak resmileştirilmesi sağlanmış oldu.
Öyle ya şimdi ne olacaktı, kamuoyu araştırmalarına göre AKP’nin yüzde 50 oy ihtiyacı, MHP’nin de baraj sorunu yaşaması, bu iki partiyi birbirine daha da yaklaştırdı. Ülkenin çözüm bekleyen sorunları kendi haline bırakıldı, varsa yoksa seçimler ve kazanmak üzerine de ittifak oluşturdular. Her alternatif düşünülmüş hatta Meral Akşener’in İyi Parti’si, seçime girme yeterliliğine sahip olmadan erken ve baskın bir seçimle bu parti devre dışı bırakılmak istenilmiş ve bir sonraki seçime hazırlansınlar bile denilmişti. İyi parti seçime giremeyecek AKP-MHP ortaklığı istediği gibi seçimlere gidecek ve istedikleri oyu alacakları düşünülüyordu.
Şimdi, bütün dikkatler ülkenin menfaatlerini her şeyin üstünde tutan, bütün insanlığın huzur ve barışı için çözüm üreten, kavga ve ayrıştırma üslubundan kaçınan, iç barışa önem veren CHP’ye çevrilmişti.
CHP 15 milletvekilini istifa ettirip iyi partiye geçerek TBMM’inde grup kurmasını sağlayınca demokrasinin önündeki bir engel daha kalkmış oldu. Birçok kesimde şaşkınlıklar yaşanmaya başladı, panik, telaş zirve yaptı. Tüm alternatifleri düşünerek seçim kararı alanlar işte burayı hiç çalışmamışlardı sınıfta kaldılar.
CHP örgütlerinin moralleri yüksek, seçime en hazır parti durumunda olduğu görülüyor. Kırşehir de artık insanların yüzleri gülüyor. Zira çözümsüzlük gibi görünen bir sorunu çözüme kavuşturan CHP’ ye ilgi bir hayli yoğun. CHP haklı olmanın rahatlığını yaşıyor. Bir an önce yani 24 Haziran da tüm halkımızın yüzünü güldürme heyecanını taşıyorlar.