Rahmet ve bereket ayı Ramazan hepimiz için mübarek olsun,
Ramazan ayı geldi.
Son zamanlarda her ramazan, hep aynı sözü duyar olduk :
- Eski ramazanların tadı yok.
Benim de; eski ramazanlarla bugünkünü kıyaslayacak bir durumum yok.
Bu yüzden de iki fıkra bulup günü kurtarıyorum.
Bektaşi ve Cami Hocası karşılaşırlar.
Hoca, Bektaşiyi sorguya çeker.
"Söyle bakalım, Müslümanlığın şartı kaç?
Bektaşi "Dokuz..." diye cevap verir.
Hoca kızar:
"Be hey zındık! Beşi nasıl Dokuz yaptın?!... Say bakalım. "
Bektaşi saymaya başlar:
1 - Allaha ve Resul'üne inanmak!
2 - Dürüst olmak, yalan söylememek.
3- Adaletli olmak, haksızlık yapmamak!
4 - Merhametli olmak, zulüm yapmamak...
5- Helalinden yemek! Çalmamak!
6 - Aklı, ilmi kullanmak. Tefekkür etmek.
7- Hayatın geçici olduğunu bilerek, iyilik üzerine yaşamak!
8- Kimsenin canına kıymamak!
9- Çalışkan olmak, üretmek... Helal kazancından yoksullara da pay vermek...
Cami Hocası bu cevaplara bir yandan kızmış, diğer yandan afallamış.
-Bre zındık. Bu saydıklarından birincisi dışında, diğerleri hangi mezhepte var?
Peki, namaz, zekat, oruç, hac ne oldu?
Bektaşi:
-Namaz, bu saydığım farzları yapan insanın secdeye giderek,
Kendi Varlığının geçici olduğunu idrak etmesidir.
Yoksa "Vay o namaz kılanların haline! " der Allah...
-Zekat, helal kazancından ihtiyaç sahiplerine verilen yardımdır.
Yoksa, yetim malı yiyenin cenaze namazı kılınmaz! Biliyorsun...
-Oruç, kişinin bir beden olmadığını, şuurlu bir varlık olduğunu anlamasıdır.
Yoksa, Dünyayı gerçek zannedip haksızlık yapanların vay haline...
-Hac, komşusu aç iken tok yatmayanların gitmeyeceği bir seyahattir.
Bu şartları yerine getirmeyenler boşuna gitmiş olur...
Cami Hocası,
"Seni mezhepsiz zındık! "
Deyip uzaklaşırken, Bektaşi imamın arkasından bağırmış:
-imam efendi, bir tane daha aklıma geldi:
-Dedikodu yapmamak.
Mazallah, Dedikodu yapmak, fesatlık çıkarmak, "ölmüş kardeşinin etini çiğnemek!
Der Kur'an....
*
Yavru deve, uzun süredir kafasını kurcalayan soruları birbiri ardına anne deveye sormaya başladı:
- Bizim neden üç tırnaklı ayaklarımız var anne?
- Çünkü çölde yürürken ayaklarımız daha geniş bir alana bassınlar ve kuma gömülmesinler diye oğlum.
Yavru deve bir soru daha sordu:
- Peki bizim kirpiklerimiz neden çok uzun?
- Çölde kum fırtınaları olduğunda gözlerimize kum taneleri kaçmasın diye oğlum.
Yavru devenin merakı bitmemişti:
- Neden bizim sırtımızda hörgüçler vardır anne
-Çölde günlerce yürümemiz gerektiğinde içecek su bulamayabiliriz. Bu nedenle hörgüçlerimize su doldururuz. Çöldeki uzun yolculuklarımızda bu sudan yararlanırız.
Yavru deve annesinin yanıtlarını büyük bir dikkatle dinledikten sonra son bir soru daha sordu:
-- Peki o halde biz neden Hayvanat Bahçesindeyiz..?