Yazarlık hayatıma başladığımdan beri siz sevgili okurlarımla bir şeyleri anlatırken önceliğim anlaşılır olmak. Eğer ben sizlerle doğru iletişimi kurmak istiyorsam bunun içinde sizin yazdığım konuyu anlayarak yorumlamanızı gerekir. Bunu yapmanız içinde her zaman ne diyorum; "Sorgulayın" tarih sorgulayan insanların başarılarının bahseder. Sanatı sorgulayın size ne anlattığını anlayabilesiniz. Demokrasiyi sorgulayın menfaatlerin nerede kaldığını öğrenin. Eğitimi sorgulayın, verdiği bilgi sizi ileriye taşıyor mu. kültürel farklılıkları sorgulayın, günü geldiğinde ortak dili kullanın. Saygıyı sevgiyi, adaleti, hukuk sistemini, özgürlükleri sorgulayın ki boynunuza takılan halkadan kurtulmaya şansınız olsun. Eğer ki doğruya ulaşmak istiyorsak bir arkadaşımız bize nasihatlerde bulunurken amacını sorgulamalıyız ki karşımızdaki insanın samimiyetini görmemiz gerekir. Bizleri sorgulamaktan men eden unsursa doğru iletişimi kurmayıp, yeterince okumuyor olmamızdandır. Okumak ufkunuzu genişlettiği gibi eğitim seviyenizi de yükseltir. Ben tanıdığım herkese felsefe kitaplarını okumalarını öneririm. Çünkü felsefe yapanlar hayatı sorgulayanlardır. Ancak bağımlı korkaklar felsefeden çekinirler. Onların takıntılı oldukları bağnazlıkları yıkmasından çekinirler. Peygamberler tarihine bakın Hazreti İbrahim eğer Kommagene kralı Nemrut rivayetlere göre putperesti İbrahim ve ailesi Babil’den kovulup Nemrut'tun krallığına geldiğinde tek Tanrı inancını da beraberinde getirmişti. Tek tanrı varlığını anlatırken amacı putperestliği yıkmaktı. Babil’den halkı arasında olayları dile getirirken felsefe yaparak anlattığı için bu yüzden popülaritesi de artmıştı. Ve Tanrı (yine rivayetlere göre) kendisine Tanrı felsefesini yaymasını ve emirlerini insanlara tebliğ etmesini emretmişti. Bunu isterken de yardım edeceğini söylemişti. Hazreti İbrahim Kommagene imparatorluğuna geldiğinde oradakilerin putlara taptıklarını görünce bunun doğru bir şey olmadığını, Tanrı'nın görünmediği sadece duygularda ve kalpte yaşadığını söyleyerek onları sapkınlıkla suçlamıştı. Bir an önce sapkınlıktan dönmelerini gerektiğini, kendisinin tebliğ ettiği şekilde dinlerini yaşamlarını söylese de başta babası olmak üzere kral bunu kabul etmemişti. Bunun üzerine bir sineğin kralın burnundan girerek Nemrut’un canını aldığını biliyoruz da nasıl biliyoruz? Çünkü okuyoruz, araştırıyoruz, dini kitaplar tarafından bilgilendiriliyoruz. Hazreti Musa, İsa ve kâinatın son peygamberi Hazreti Muhammet’e gelen kutsal kitaplar aracılığıyla öğrenmedik mi? peki Hazreti İsa’nın çarmığa gerildiğini ve bir bakirenin çocuğu olduğunu o kitaplardan öğrenmedik mi? Hazreti Muhammet İslamiyet’i yayarken eğer felsefi yaklaşmasaydı Tanrı varlığına felsefi yorumlamış olsaydı bugün İslamiyet hakkında bilgimiz tek düze olurdu. Dikkat edin gelen ayetlerin hiçbiri peygamber tarafından tefsir edilerek açıklık getirilmemiştir. Neden peki? Çünkü insanların dinlerini anlamaları için kendilerinden yorumlar atmasını ve dinleri hakkında gerekli bilgiye araştırarak ulaşmasını istediği olabilir mi? Felsefeyi okumaya çocuklarınızla beraber yönelin ki hayatı sorgulamanız kolaylaşsın. Felsefeden bir zehirli böcek gibi bahsetmeyin. Gözünüzde büyütmeyin. Çünkü felsefe insanlığa değer katar. Yaşam şeklinize değerler katar. Sokrates, Nice ve Karl Marks gibi felsefeciler hala din ve insanlığın gelişmesi için önemli katkılar sunmuşlardır. Bu saydıklarımın hepsi kendi dallarında hayatı gerçek anlamda sorgulayarak hem fizyolojik olarak hem de ruhsal olarak Tanrı’ya ulaşmaya gayret etmişler. Hakikat içimizdedir; hakikate ulaşmanın temel noktası onunla nasıl temas kurmanız gerektiğini bilmektir. Hayatın gerçeklerine ulaşmakta bir felsefedir. Doğru bilgiye sahip olmadan yaşantınıza yön vermeye kalkmak insanı hataya veya yanlıgıya itebilir. Maalesef ki biz toplum olarak anlık hislerimizle hareket ettiğimizden kendi karakterimizi göremiyoruz. İnsanlar bugün korkularını yenemediklerinden bireysellikten uzak hareket ederek bir yerlerden yardım alma gereği duymaktalar. Fikirler ve düşüncelerimizi arz ederken dahi çekinerek yapıyoruz. Belki de bunun müsebbibi bize o güveni vermeyen ebeveynlerimizdir kim bilir. Kaybetmiş olduğumuz özgüvenle birlikte ifade ederken kendimizi devamlı üstüm üzerinde oluruz. Sorgularken kendimize duymamız gereken saygıdan çok karşı tarafa şirin görünmek isteriz. Oysa ki bugün biz büyüklerde dahil herkes hayatını felsefi açıdan değerlendirme imkânı bulmuş olsa hiç kimse de ifade konusunda güçlük çekmez. Zaman zaman yakınımız da bulunan çok bilmişlere karşı tutukluk çekeriz. Bunun 2 türlü nedeni olabilir, birincisi muhatap olmamak isteğidir ki bunun nedeni karşınızdaki insanın Narsist olması ve sözden anlamamış olmamasıdır. Diğeri ise rezil olmak istemediğinizdendir. Her ikisi de olabilir veya olmaya da bilir. Ama önemli olan sizin olayları sorgulama yetisine sahip olmanızdır.

Felsefi düşüncenin özellikleri: sorgulayıcı, eleştirel, refleksif, evrensel olabildiği kadar öznel, yaratıcı soru sorma sanatı oluşu halinde düşünülebilir. Sistematik bir biçimde fikir üretme ve bunu sosyal yaşamı ve evreni ilgilendiren tüm alanlarda yapmasıdır. Ayrıca, bütüncül bir bakışı olduğunu da göstermektedir. Us, madde, tin, varlık, bilgi üzerine çeşitli yaklaşımlar geliştirerek gerek paradoksal gerek metaforik bir dil kullanmaktadır. Bireylere mantıksal önermeler ışığında rehberlik sunmaktadır. Felsefi düşüncenin nitelikleri denince akla tek bir biçim gelmemeli çok yönlü düşünülmelidir. En genel tanımıyla bir sorgulama disiplini olan bu alanda filozoflar dünyaya iz bırakan teoriler ve metaforlar bırakmıştır. Her zaman dogmatik ve katı tutumların putlaştırılmış ideolojiler olduğunu savunmuş ve bunu yıkmaya çalışan oldukça hoşgörülü bir sistem olmuştur. Detaylandırmak gerekirse şunlar söylenebilmektedir;

Sorular ön plandadır.

Döngüseldir. (Her cevap kendi sorusunu yaratır)

Çift yönlü düşünmeyi esas alır (refleksif)

Eleştirel ve sorgulayıcı olmayı ilke edinir.

Ussaldır.

Bilimde olduğu gibi doğrulama veya yanlışlama ilkesi yoktur. Mantıklı olması yeterlidir.

Analitiktir ve sentezcidir.

Öznelliği esas alır.

Meselelere bakışı yönünde evrenseldir. (Her konuyu inceleyebilir)

Çeşitli metodik yaklaşımları vardır. Kıyas-önerme-hipotez