Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu göreve geldiği günden beri pek çok yenilikler ile Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözünü doğrulayan işlere, etkinliklere imza atıyor. Yardımcıları Nazım Köksal gibi kültür insanlarıyla başarılı bir ekip çalışması yürütüyor. İşte bu başarılı çalışmalardan biri de 6-7 Şubat günlerinde gerçekleştirildi. Kırşehir Belediyesi ev sahipliğinde Kırşehir Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Cumhuriyet Gazetesi işbirliğiyle dolu dolu iki gün yaşadık. Ressam Nilüfer Atalay’ın “Edebiyatçılarımızdan Portreler” resim sergisi açılışı ile başladı etkinlik, Işık Kansu “Cumhuriyet’in Cumhuriyet’i” konusunda konuştu. Cumhuriyet kurumlarından ayakta kalan iki başarılı kurumu LÖSEV ile Cumhuriyet Gazetesini anlattı. Cumhuriyetimizin eğitim alanında dünyaya örnek gösterilen ancak 1946’larda kapatılan Köy Enstitülerinden yetişmiş bir anne babanın çocuğu Alper Akçam “Anadolu Rönesansı ve Halk Kültürümüz” üzerine konuştu. Türkiye’nin çevresindeki İslam ülkelerinden ayrımını Anadolu Rönesansı kavramı ile açıkladı. Kırşehir Anadolu’nun çoğul güzelliğidir, halk kültüründen beslenmiştir dedi. Köy Enstitülerinde ulusal kültür yaratıldığını, organik aydınlar yetiştiğini söyledi.

ADD Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt, Atatürk Türk’ü Türk kültürüyle buluşturmuştur, rastgele bir söz olmayan Atatürk Cumhuriyeti ile kültür-sanat devrimi gerçekleştirilmiştir dedi. Psikolog Üstün Dökmen “İncir Çekirdeği” başlıklı söyleşisinde sinema ya da dizi filmlerinde sigara içki sahneleri karartılırken silah görüntülerine reklam yapılır gibi geniş yer verildiğini oysa sigara ile içki insanı uzun sürede silah ise hemen öldürür diyerek RTÜK’ün yabansı anlayışını çarpıcı biçimde dile getirdi. LÖSEV benzeri kurumların dünya çapında sağaltım başarı oranları % 15’lerde iken Türk kurumu LÖSEV’in başarı oranı % 94’lerde dedi. Halkın incir çekirdeği küçük küçük bağışlarıyla büyük işler başaran LÖSEV’e sahip çıkmak gerektiğini kapanması durumunda yaptığı işlerin paralı olacağının altını çizdi. Eski Ürgüp Belediye Başkanı Bekir Ödemiş “Yerel Kalkınmada Kültürel Mirasın Önemi” başlıklı söyleşisinde Safranbolu, Ürgüp, Kars, Beypazarı örnekleri üzerinden Kırşehir’de de Ahilik, Neşet Ertaş, Terme Kaplıcası, Cacabey Medresesi, açılacak olan Osman Bölükbaşı Demokrasi Müzesi ile kültür mirasları turizmi canlandırılabileceğini söyleyip Anadolu’nun ortasında yer alan Kırşehir’in bu coğrafi üstünlüğünü kullanması gerektiğinin de altını çizdi. Eren Aysan ile Mahmut Aslan da “Bellek ve Adalet: 90’lı Yıllarda Aydın Cinayetleri” üzerine konuştular. Eren Aysan, kültürel miras, kent belleği, aydın cinayetleri gibi konuların bellek aktarımlarının politik olduğunun altını çizdi. Nice cinayetlere kurban gidenlerin ne yazık ki öldükleriyle kaldıklarını böyle olmaması için eğitim yoluyla bellek aktarımının önemine değindi. Devlet sırrı, cezasızlık, zaman aşımı gibi nedenler ileri sürülerek çoğu cinayetlerin üstünün kapatıldığını böyle olmaması için toplumsal bir uzlaşmayla yola çıkıp helalleşme değil hesap sormayı bilmek gerekiyor. Tersi durumda karanlık ile aydınlık sarkacında gidip gelen bizim gibi ülkelerde aydın cinayetlerinin süreceğinin, bu yolun cumhuriyetin bitirilmesine dek uzanacağının altını çizdi.

7 Şubat günkü oturum, 1990’lı yılların ilk yarısında Ankara’da istatistik konusunda bir araya geldiğimiz arkadaşım öykü yazarı Özcan Karabulut’un “Dünya Öykü Günü’nün 25. Yılında Öykücülüğümüz” konulu konuşmasıyla başladı. Öykünün şiir gibi muhalif zor bir yazınsal tür olduğunu, geçen 25 yılda çok başarılı işlere imza atıldığını, günümüzde 1970’lerdeki gibi öykü yazılmadığını, kadın öykücülerin öne çıktığını dile getirdi. A. Celal Binzet “Atatürk Türkiye’sinde Sanat” konusuna değindi. Atatürk’ün projesinin uygulaması olarak ressam Turgut Zaim’in 1942’de Kırşehir’e gönderildiğini, otantik evleri resmettiğini belirtti. Erdal Atıcı “Cumhuriyetin Eğitim-Kültür Politikaları” üzerine konuştu. Öğretimin Birleştirilmesi Yasası ile Harf Devriminin toplumun okuryazarlığı ile laikleştirilmesinde kilit önemde olduğunun altını çizdi. Hasan Ali Yücel’in “Dağ başlarında kendi kendilerine açıp solan gül bırakmayacağız” sözünü anarak eğitimin parasız, eşit, karma, bilimsel olması gerektiğini çürümeye terk edilen günümüz Türkiye’sinin de ancak bu yolla kurtulacağının altı çizildi. Köye döneceğimden katılamadığım son izlence Yüksel Işık’ın “Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş” söyleşisiydi.

Yazarların kitaplarını da imzalayıp okurlarıyla buluştukları iki günlük etkinliğin yararı hiçbir şeyle ölçülemez. Bu açıdan buna aracılık eden Kırşehir Belediyesi yönetimine çok teşekkür ediyorum. Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim: onca emek, zahmet, zaman, maliyet yanında halkın katılımının -Üstün Dökmen bir yana- az olması düşündürücüydü. Ne yapmalı da halkın katılımını artırmalıyız sorusu hepimize düşen görevler olduğunu çağrıştırıyor. Kurancılı’dan Haber veriYORUM.