Kurancılı Şehit Ayhan Keleş Ortaokulu Müdürü Servet Demirci, Türkçe Öğretmeni Hasan Bulduk ile yeni kitabım (Cengiz Çelikten Kırşehir’de Aydın Bir Diş Hekimi) dolayısıyla tanıştığımızda, onlar da, “Evet tanıştığımıza sevindik, biz de öğrencilerimizi bir yazarla buluşturmak onlara rol model sunmak istiyorduk. Denk geldi, ne güzel. Siz hem bu köydensiniz, hem bürokrasinin içinden geliyorsunuz, hem yazarsınız, hem de Kurancılı kitabını yazmışsınız. Çocuklar için güzel bir rol modelsiniz. Sizinle bir etkinlik yapalım, hem yazarlığınız hem de Kurancılı kitabı üzerine konuşur, öğrencilerin sorularını yanıtlarsınız…” dediler. Gününü 24.02.2026 Saat 13.00 olarak belirledik.

Sayılı gün çabuk gelirmiş. Bu etkinlik geldi geçti bile. Kız öğrencilerin çoğunlukta olduğu 70’e yakın öğrencinin katılımıyla etkinlik gerçekleştirildi. Okul Müdürü Sayın Demirci’nin giriş konuşmasının ardından sahneye alkışlarla çağrıldım. Müdürümüze, öğretmenimize teşekkür ettim. Ardından önce kendimi kısaca tanıttım, sonra Kurancılı kitabının nasıl yazılıp kitaplaştığını anlattım. Öğrencilerin dikkatini dağıtmamak için sorulara geçildi. Onlara sırayla söz verdim. İlginç, güzel epey soru sordular. Yaşımı, evimi, kütüphanemi, kaç kitabım olduğunu, nerede okuduğum, nerelerde çalıştığım, kaç kitap yazdığım, yeni kitap çalışmamın olup olmadığı, şiir yazıyor muyum, soyadı aynı ama sülale adları neden farklı, en çok etkinlendiğim yazarlar ile kitapları, hangi yazarları önerebileceğim, yazarlıktan mı geçindiğim, niçin yazdığım, bir kitabın ne kadar zamanda hazırlandığı gibi epey soru geldi. Tümünü yanıtladım, her el kaldıranı dinledim. Yüzler gülüyordu. Ben, okul yönetimi, öğrenciler… tümümüz etkinlikten hoşnut kaldık. Dolu dolu bir saat geçirdik. Başka bir etkinlikte öbür kitaplarımı konuşmak üzere ayrıldık.

Konuşma için küçük notlar çıkarmıştım. İşte birkaçı: “Okumak bir insanı doldurur, konuşmak onu hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.” (Francis Bacon), “Okuyarak nefes alıyorum, yazarak nefes veriyorum.” (Glennon Doyle), “Kalem aklın dilidir.” (Miguel de Cervantes), “Yazmak resmetmektir, yansıtmaktır. Hayal kurmayı yeryüzüne indirmektir.” (Temel Demirer), “Çocuklarımıza dünyaya eleştirel bir gözle bakabilmeyi, korkusuzca yaşayabilmeyi, maddi ve manevi bakımlardan üretici olmayı, barışçı ve çalışkan olmayı öğretmeliyiz.” (Aziz Nesin), “İnsan birçok nedenden ötürü yazar… Ama hepsinden önemlisi, yaşadığını önce kendisine sonra dünyaya ispat etmek için…” (Ali Murat İrat)…

Şunların da bir kısmına değindim: Kurancılı’da doğup büyüdüm. O beni biçimlendirdi. Can verdi, boy verdi, duygu-düşünce verdi. Peki ben ona ne verdim? Kurancılı kitabını. Adaşım Gazi Tekeş büyüğümüz benden çok büyük emekli bir eğitimcidir. Kurancılı kitabımı basılmadan göndermiş bir de Sunuş yazmasını istemiştim. Söylediği şuydu: Bu kitabı çoktan bizler yazıp çıkarmalıydık! Bir gerçeği dile getirdi. İnsan akıp giden yaşam içinde bir şeyleri yitirdiğinde değerini anlıyor. Dedelerimiz, ninelerimiz, babamız, annemiz sağken onlardan duyup gördüklerimizi, işittiklerimizi kayda geçirmeyi düşünmeyiz. Öldüklerinde keşke deriz. İşte Kurancılı kitabı bu keşke’nin ardına düşmenin bir ürünüdür. Lord Byron, “Eğer kafamı boşaltmak için yazmazsam, deliririm.” demiş, tıpkı Sait Faik’in “Yazmasam deli olacaktım…” demesi gibi. Boyundan büyük kitaplar yazan Yalçın Küçük de Beynimi boşaltıyorum… diyerek yazma edimini gerekçelendirir. Ben de atalarımızın Körüne mi götüreceksin… sözüne hak verdiğim; bildiklerimin, görüp yaşadıklarımın, düşüncelerimin benimle birlikte ölüp gitmemeleri için yazıyorum. Köyümün köylümün belleğini canlı tutmak için Kurancılı; ölen, unutulan insanlarımızı, eylem ve yaratılarını anımsamak gelecek kuşaklara aktarmak için Veli Karlı, Murtaza Vural, Cengiz Çelikten kitaplarını yazdım. Kırşehir kitabımı Cumhuriyetimizin 100. Yılına armağan ettim, yıllık niteliğinde başucu kitabı yaptım. Kısaca yazmak benim için anımsamak, anımsatmak, yaşatmaktır.

Kurancılı Şehit Ayhan Keleş Ortaokulu öğrencileriyle 24 Şubat 2026 toplantısı sıcak bir buluşma oldu. Söyleştik, kaynaştık. Kaldırılan tüm ellere söz, yöneltilen bütün sorulara yanıt verildi. Nasıl da geçiverdi dediğimiz, dolu dolu bir saat geçirdik. Öğrencilere tanık oldukları şeyleri, çevresindeki insanları, büyüklerinin anlattıklarını kayda almalarını, yazıya dökmelerini benimle paylaşmalarını böylece Kurancılı kitabını genişletip yeni baskılar yapabileceğini önerdim.

Bu vesileyle Kurancılı Şehit Ayhan Keleş Ortaokulu yönetici, öğretmen ve öğrencilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Böylesi daha nice etkinlikleri başarabileceğimizi Kurancılı’dan haber veriYorum…