Yaşamını kitaplaştırdığım Cengiz Çelikten “ölemedik be yahu…” diye kendi kendine yazıklanırken şimdilerde bu düşünceyi atıp kafasından çocuklar gibi coşkulanıp görücüye çıkacağı o günü bekliyor: 27 Mart 2026 Cuma Saat 17:00-19:00 arası Kırşehir Belediyesi Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi Gönül Dağı Salonu’ndaki SÖYLEŞİ-İMZA GÜNÜ’ne hazırlanıyor.

Evet o gün o saatte -Kırşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğünden 1996 yılında emekli olan Diş Hekimi Cengiz Çelikten- Gönül Dağı Salonu’nda tüm dostlarını, tanıdık, arkadaş, yakınlarını, kimdir bu 90 yaşındaki Kırşehir sevdalısı Elazığlı diş hekimi diye soran meraklanan herkesi bekliyor. Ben de “Cengiz Çelikten Kırşehir’de Aydın Bir Diş Hekimi” kitabının yazarı olarak onu tanımaktan, kitabını yazmış olmaktan mutluyum. İşte iki mutlu insan olarak siz kitap dostlarını bekliyoruz.

Cengiz Bey şimdiden ezberden okuyacağı şiirlere hazırlanıyor. Tok, duygulu bir sese anlamlı mimikler eşlik ediyor. Öyle şiire veriyor ki kendini şiir kanatlanıp havalanıyor taşıdığı anlam ileti tek tek dinleyenlerine ulaşıyor.

Cengiz Çelikten daha 1950’li yılların ilk yarısında Eskişehir’de lise öğrencisi iken orada maliyeci olarak çalışan, ilerde kendisine “Şiirin Efendisi” diyeceği şair Cemal Süreya ile tanışır. Ondan onun başını çektiği İkinci Yeni şiir akımından çok etkilenir. Onun şiirini en erken en doğru en kapsayıcı anlayanlardan biri de Çelikten’dir. Cemal Süreya’nın Üvercinka şiir kitabı 1958 yılında çıktığında Üvercinka Ağzına Bakışım başlığıyla ilk değerlendirme yapanlardan olur (Pazar Postası, Sayı 34, 24 Ağustos 1958, s.11). Cemal Süreya için şunları söylüyor:

“(…) Şurası gerçek ki dilde at oynatıyor o. Dilin tadını çıkarıyor. Ama nasıl yapıyor bunu, dilin tadını çıkarmak ta ne oluyor? ‘O da ayrı mesele’. Daha pek uzağında değildir Üvercinka. Cebinizde değilse, masanızın üstünde duruyordur. Bir kere daha okuyun bakın.

‘Bak bende yalan yok vallahi billâhi’

‘Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur’

Ne kadar kendikendineliktir bu. Ne kadar dildendir. Senin benim halkların dilinden. Herkes günlük konuşmalarında sık sık kullanır bu kuruluşu. ‘O kadar ki o kadar olur’ der ‘bende yalan yok’ der, ‘vallahi billâhi’ der. Ve Cemal Süreya tutar bunlarla kurar şiirini. Bir bakıma gücünü buradan alır. Çokların onu yadırgamayışını, sevişini onu, ben buna bağlıyorum. Yapay bir dil değil Cemal Süreya’nın dili çünkü. Kelimelerinde, kelimelerin yanyana geliş ya da düşüşlerinde süreli bir yakınlık bir tanıdıklık buluyor kişi. (…)

‘Ay sessiz sedasız bir çingenedir’

Tutup ‘sessiz sedasız’ ikilisini kaldırıverelim biyol. ‘Ay bir çingenedir’ Kişi şaşırıyor ya da garipsiyor nedense. Oysa mısrağın bütününde bu durum ikinci plânda kalıyor. ‘Sessiz sedasız’ alıp götürüyor adamı. Garipsemeye şaşırmaya bırakmıyor.

Diyorum ‘sessiz sedasız’ dile yaslanışı gücünü bir bakıma dilden alışı bu oluyor C. Süreya’nın.

Böyle daha bir sürü ikili çıkarıyorum mısralardan: kankıyamet - enine boyuna - iyilik güzellik - karanlık maranlık - kış kıyamet - el kadar. (…)”

Cengiz Çelikten Cemal Süreya’nın dilden nasıl yararlandığını dile nasıl yaslandığını ustaca gösterir bu yazısında. Fahrettin Cüreklibatır (Cüneyt Arkın), Yılmaz Büyükerşen, Tekin Elagöz gibi öykücü, çizer, şairlerle Erek Dergisini çıkaranlar arasındadır. Yeditepe, A, Pazar Postası gibi dergilerde de şiirleri ile eleştiri yazıları çıkar. Sonra Kırşehirli günleri başlar. İşlerin yoğunluğundan, kültür sanat çevrelerinden uzak kalışından olsa gerek giderek şiirden kopar. Düzyazıya ağırlık verir. Örneğin diş hekimliği üzerine yazar, gazete yazıları hazırlar, Kırşehir’in kalkınması üzerine de kafa yorar. Diş hekimlerinin Kırşehir’deki temsilcisidir. TİP il başkanlığı yapar, İnsan Hakları Derneği Kırşehir Şubesi yöneticisi olur, çeşitli partilere girer çıkar, iyi bir bulmaca çözücüsü olarak Cumhuriyet Kitap Eki’nin ödüllü bulmacalarını doldurup gönderir, sosyal demokrat partilere girer çıkar, milletvekili seçimlerinde DSP’den Kırşehir aday adayı bile olur, siyasete hep ilgi duyar…

Kırşehir’den en iyi dostları ise benim belirlediğim iktisatçı Ziya Durukan, eczacı Ünsal Güvenç (öldü), eczacı Fuat Hatunoğlu, diş hekimi Adem Arslan, diş hekimi Şeyda Bölükbaşı Kızılırmak, yönetici Nusret Var, şair Celâl Tekiner (öldü), emekli öğretmen Cevat Cem (öldü), Lıklık Restorant, avukat Adil Vahaboğlu, gazeteci Dursun Yastıman, gazeteci Şevket-Salih Güner kardeşler, Aile Fotoğraf Stüdyosu, TKP Kırşehir İl Örgütü Kadir Dağıstan, yönetici Tekin Var, mali müşavir Fevzi Akkuş, CHP’li Gazi Özer, kapı komşusu Akademi Sanat Çalgı Eğitimi (Adil Yenidünya ile ortağı)… Elbet liste bunlarla sınırlı değil. Bunlar benim bildiklerim… Bilmediklerim, atladıklarım olmuş olabilir… Bu tanıdıklar ile tanışacaklarımızı Söyleşi-İmza Günümüze (27 Mart 2026 Cuma Saat 17:00-19:00 Kırşehir Belediyesi Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi Gönüldağı Salonu) bekliyoruz. Bu saydıklarımız Kırşehir’dekiler olup elbette Cengiz Çelikten’in Kırşehir dışında eş, dost, arkadaş, tanıdık ile yakınları da vardır. Onlar da bu yazımızı çağrı kabul edip gelirlerse bizleri onurlandırırlar.

Bu genel çağrımız olup olanaklar ölçüsünde adres ya da telefonlarını bildiklerimize ayrıca çağrılık bırakılacak ya da elektronik ortamda gönderilecektik. Ayaklı kütüphane, canlı bellek, şiir-söz ustası, Atatürk Cumhuriyetinde yetişmiş diş hekimi, aydın laik insan 90 yaşını süren Cengiz Çelikten’i dinlemek, onu tanımak için tarihi bir fırsat olan Söyleşi-İmza Günümüzü (kitap alsın almasın) tüm dostlarımızı bekliyoruz. Kurancılı’dan haber veriYorum…