HEP NÖBETTEYİZ…

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden tam bir yıl geçti. O günde dediğimiz gibi ülke vatandaşları olarak 2. kurtuluş savaşını verdik. Allah bu devlete bu millete 3.üncüsünü göstermesin inşallah.
15 Temmuz'u anıyoruz bu hafta.
15 Temmuz dediğimizde hem hain bir darbe ve işgal girişiminden, hem de bu milletin yazdığı destandan bahsediyoruz.
Hem o işgal girişimini, hem de bu milletin o gün göstermiş olduğu kutlu direnişini, o asil duruşunu hatırlıyoruz. Hatırlayacağız. Unutmayacağız, asla unutturmayacağız!
Adı sanı ne olursa olsun, hangi ideolojiden, hangi kaynaktan beslenirse beslensin terör örgütlerinin birbirinden farkının olmadığını vurgulayacağız. Ülkemizi yıkmaya, yakmaya, talan etmeye çalışanların hep karşısında olacağız. 15 Temmuz destanını bu millete yazdıran yerli ve milli ruhu yaşatmak için mücadele vereceğiz.
O gün olduğu gibi bu günde ülke olarak, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sunisi, tüm ülke vatandaşları ortak tavır alıp bu ülkeyi hainlerin, darbecilerin, iç ve dış güçlerin, bu ülke üzerinde emeli olan alçaklara asla fırsat vermeyeceğimizi her fırsatta göstermeye devam edeceğiz.
Bu ülkede ihanetler hiç bitmez kıyamet kopana kadar devam eder, bu yüzden hep dikkatli uyanık ve akıllı olmak zorundayız. Dünden daha akıllı, dünden daha cesur ve dünden daha dikkatli.
15 Temmuz darbe girişiminin bir başka boyutu da hiç kuşkusuz insan hayatında “dur, düşün, fark et yeniden başla” anlamına geldiği de bir gerçektir.
Bugüne dek bu büyük ülke karşılaştığı tüm zorluklardan, sosyal olaylardan, politik oyunlardan, kirli emellerden kendini kurtarmış bununla da kalmamış hep bu tür olaylar karşısında bizim toplum olarak nasıl kendimizi geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymuştur.
15 Temmuz olduğunda bazı kesim mağazalarda kuyruğa geçerken, bazıları da kahvelerden, evlerinden meydanlara gelip tankların üzerine çıkıp şanlı bir destan yazmıştı.
Hani hep söylediler ya seçim sonralarında okumuş kesim veya sözüm ona çağdaş kesim yok seçimde şöyle demiş, yok şu partilere oy vermiş, hangisinin oyu daha kıymetli diye hesaplar yapmışlardı.
Oysa ki 15 Temmuz gecesi herkes gördü ki vatanı için böyle durumlarda toplumsal risk alabilmek eğitimle, çağdaşlıkla ilgili değil, vatanperverlik ve kültürle alakalı bir şeydir.
Burada bazı özeleştiri de yapmamız lazım, eğitime, ekonomiye, yatırıma ağırlık verelim, Tarihimiz, Kültürümüz, İnancımızla barışalım din eğitimini devlet versin cemaatleri dernekleri vakıfları daha iyi kontrol edecek mekanizmalar geliştirelim.
Çocuklarımız dinini, tarihini, geçmişini ülkemizin öz evlatlarından öğrensin. Cemaatleri iyi ve kötü diye ayırmak yerine bu cemaatlerin neler yaptığına neler yapmak istediklerine bakalım.
Devletimizin kontrolü asla eksik edilmesin. Biz ülke olarak gerçek din eğitimini verir isek emin olun hiçbir cemaat ve grup barınamayacaktır bu ülkede.
Dünyanın en güzel ve en verimli bir coğrafyasında yaşıyoruz bu ülkenin kıymetini bilelim. Hep söylüyoruz bizim bizden başka dostumuz yok yüzyıllardır bu böyle geldi bundan sonra da böyle olacak.
O gün bütün dünyaya verdiğimiz kutlu mesajı hiç unutmayalım "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet".
Biz bir olalım iri olalım diri olalım bizi dünya da kimse yıkamaz yıkamayacakta…
Şehitlerimize Allahtan rahmet gazilerimizi de minnet ile anıyor milletimiz var olsun diyorum…
Biz bu cennet ülke için dünde, bugünde yarın da hep nöbette olacağız.
Sevgi ile kalın…
YORUM EKLE