Önceki hafta yazmaya başladığım Türk Ocakları yayın organı “Türk Yurdu” dergisinde okuduğum Özbekistan Cumhuriyeti Ekonomi ve maliye Bakanlığı Düzenleme Şube Başkanı, Anvar Yusupov’un “TÜRKİSTAN’DA AFRASYAB’IN MİRASI” konulu araştırma sonucu yazdığı makalesine devam edeceğim.

İskitler, Kimmeryalıları Avrupa’dan sürdükten sonra, onları takip ederken Med ülkesine gelmişler ve Asya’yı işgal etmişlerdi. Yüksüz bir adam için Maeetian Gölü’nden Phasis nehrine ve Kolhis ülkesine otuz günlük bir yolculuktur. Kolhis’ten Medya’ya geçmek kolaydır, arada sadece bir ulus vardır. Sapirler; bunları geçmek Medya’da olmak demektir. Bununla birlikte İskitler bu yoldan girmediler. Onlar saptılar ve sağlarında Kafkas dağları olan üst ve çok daha uzun yoldn geldiler. Medler orada İskitlerle karşılaştılar, İskitler onları savaşta yendiler ve yönetimi ellerinden alarak Asya’daki hakimiyetlerini kurdular Oradan Mısır’a doğru yüyüdüler ve Filistin denilen Suriye bölgesine geldiklerinde, Mısır Kralı Psammetikos onları karşıladı ve hediyeler ve dualarla daha fazla ilerlemeleri konusunda onları ikna etti. Böylece geri döndüler ve Suriye’deki Aşkelon şehrine doğru yola çıktılar. İskitler 28 yıl boyunca Asya’ya hükmettiler ve bütün topraklar, onların güçleri ve gururları yüzünden harap oldu. Çünkü her birinden kendisine yüklenen vergiyi almanın yanı sıra, bütün bunların mallarını alıp götürerek ülkeyi dolaşıyorlardı.

İskitler Kimlerdir: İskitler zamanında bozkırlarnın mutlak hâkimi idiler. Bazı dönemlerde Orta Doğu’ya da hükmettiler. Onlara, İran kaynakları Saka, Asurlular İşkuz, Babil kronikleri Aşguz, Helenler Skuth, Romalılar Scyth demişlerdir. Bizim kullandığımız İskit sözcüğü ise latince kökenli Scyth’in Türkçe transkripsiyonudur. O zaman, Türkler onlara ne isim vermişler Onların Türklerle, Turan’la, Afrasyab’la bir ilişkileri varmıdır? Bu konuda tarihi kaynaklar üzerinden bir çıkarım yapmamız daha uygun olacaktır.

Antik tarihçiler bu konuda şu bilgileri vermektedir: İskitler üç kere Asya’da hakimiyet kurmayı başarmışlar, onlar ya başkasının hakimiyetine girmemişler ya da yenilmez olarak kalmışlardır.

İskitlerin taptıkları tek tanrı güneştir. Ona atlar kurban ederler. Bunun sebebi, güneşin tanrıların en hızlısı olması ve bu yüzden ona canlıların en hılısını sunduğu düşünüyor olmalarıdır.

Tarihi kaynaklarda Afrasyab’ın hükmettiği Türklerin ve İskitlerin yaşadığı bölgeler aynı coğrafyada yer almaktadır. Bilhassa, Ptolomius’un haritasında, Strabo’nun Coğrafya ve Biruni’nin Kanun-ı Mesudi adlı eserlerinde de bunu açıkça görebiliriz. Bilhassa Strabo’nun çizdiği Türkistan coğrafyası şöyledir:

“Soğd ülkesi… ve sonra kuzey tarafın tamamını kapsayan İskit göçebe kabileleri yer almaktadır. Ancak bunlardan daha doğuda bulunanlara Massaget ve Saka denilirken, geri kalanların hepsine İskitler genel adı verilir, fakat her bir halkın kendine özgü ayrı adı vardır. Genel olarak, 20. Yüzyıla kadar Avrupa kaynakları, İskitleri ve Türklere ayrı milletler olarak bakmaz, Özellikle, Bizans’tan Türlere 568 yıllında elçi olarak gönderilen Zemarkos’ın seyahatleri hakkında kayıt tutan Menendr, Türlerin diline İskitçe demektedir.