“Ürettiğimiz ürüne ne kadar değer katarsak, kalıcı rekabet gücünü o kadar sağlarız.”
KIRSİAD (Kırşehirli Sanayici ve İş İnsanları Derneği) çatısı altında buluşan 100’ü aşkın sanayici ve iş insanımız; yalnızca Başkent ekonomisine yön vermekle kalmıyor, aynı zamanda kendi sektörlerinde yerelden küresele uzanan büyük başarı hikâyelerine imza atıyor.
Her hafta köşemde yer vereceğim KIRSİAD üyesi tanıtım serimiz kapsamında gerçekleştirdiğim röportajların bu haftaki konuğu; Kırşehir doğumlu, vizyoner mühendislik yaklaşımı ve sanayideki üst düzey liderliğiyle gurur kaynağı olan derneğin değerli üyesi Karaca Karakaş ve Türkiye’nin hidrolik ile iş makineleri alanındaki öncü kuruluşları Hidroekol Mühendislik ile Teknoekol Mühendislik.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Kırşehir doğumluyum, makine mühendisiyim. Sektörde 22 yıllık bir tecrübem var. Bu birikimle 2013 yılında Hidroekol’ü, 2016 yılında da Teknoekol’ü kurdum. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte üretmeye, yeni çözümler geliştirmeye ve işimizi ileri taşımaya çalışıyoruz. Geleceğe bakarken kendi ürününü geliştiren, bilgisini artıran ve dünyaya açılan bir yapı oluşturmayı önemsiyorum. Ankara Sanayi Odası Meclisi’nde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında da görev alıyorum. Edindiğim tecrübeyi paylaşmak, gençlerin önünü açmak ve ülkemizin üretim gücüne katkıda bulunmak benim için değerli.
Hidroekol Mühendislik ve Teknoekol Mühendislik şirketleriniz ile faaliyet gösterdiğiniz sektörler ve ürün yelpazeniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
2013 yılında kurduğumuz Hidroekol’de hidrolik dişli pompa ve motorlar, özel valf blokları ve çeşitli hidrolik bileşenler üretiyoruz. Üretimin yanında revizyon, test ve mühendislik hizmetlerimiz de bulunuyor. Teknoekol’de ise Epiroc’un bölge yedek parça ve servis bayisi olarak madencilik ve delici makineler alanında çalışıyoruz. Bir tarafta üretimin, diğer tarafta sahanın içindeyiz. Bu birliktelik bize müşterinin ihtiyacını daha iyi anlama ve doğru çözümü geliştirme imkânı veriyor.
Anadolu OSB’deki 5.200 m²’lik yeni tesisinizi “akıllı fabrika” olarak kurgularken öncelikleriniz neler oldu? Bu dijital dönüşüm üretim verimliliğinize, kapasitenize ve Ar-Ge süreçlerinize nasıl yansıdı?
Bizim için akıllı fabrika, yapılan işi anlayabildiğimiz, ölçebildiğimiz ve geliştirebildiğimiz bir üretim düzeni demek. Bu nedenle önceliğimiz; üretim, kalite, planlama ve maliyet bilgilerinin birbirini beslemesi oldu. ERP, makine ve operatör arasındaki veri akışını güçlendirmek için çalışıyoruz. Yeni tezgâh yatırımlarımız da bu yapıyı destekliyor. Amacımız, kapasite artışını daha tutarlı kaliteyle birlikte sağlamak ve mühendislerimizin geliştirdiği fikirleri daha kısa sürede ürüne dönüştürebilmek.
Ostim’deki merkez mağazanızın sunduğu saha hâkimiyeti ve müşteri iletişimi ile Anadolu OSB’deki yüksek teknolojili akıllı üretim gücünü nasıl entegre ediyorsunuz?
Ostim bizim için piyasanın nabzını tuttuğumuz, müşterimizle doğrudan konuştuğumuz çok kıymetli bir nokta. Bir ürünün gerçek ihtiyacını bazen masa başında değil, müşteriyi dinlerken anlıyorsunuz. Burada edindiğimiz bilgiyi Anadolu OSB’deki mühendislik ve üretim ekibimizle paylaşıyoruz. Üretimde geliştirdiğimiz çözümleri de yeniden sahada değerlendiriyoruz. Böylece müşterinin deneyimiyle mühendislik bilgimizin sürekli birbirini geliştirdiği bir çalışma düzeni oluşuyor.
Sizi sektörde öne çıkaran 300 HP dinamik yükleme test standınız, sızıntı/basınç sertifikasyonlarınız ve Ar-Ge süreçleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Ürettiğimiz parçanın gerçek çalışma koşullarında nasıl davrandığını görmek bizim için çok önemli. 300 HP dinamik yükleme test standımız, ürünleri yük altında değerlendirmemize; basınç, debi, verim ve sızdırmazlık gibi değerleri kontrol etmemize imkân sağlıyor. Bu sonuçları kayıt altına alarak geliştirme çalışmalarımızda kullanıyoruz. Ar-Ge’yi günlük işimizin içinde görüyoruz. Sahada karşılaşılan bir sorun ya da testte gördüğümüz küçük bir iyileştirme fırsatı, yeni bir tasarımın başlangıcı olabiliyor.
Türk hidrolik ve iş makineleri yedek parça sektörünün küresel pazardaki gücünü ve Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma yönündeki katkılarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de güçlü bir üretim becerisi ve zor şartlarda çözüm geliştirebilen çok değerli insanlar var. Bu gücü kendi tasarımımız, kalitemiz ve markamızla daha ileri taşımamız gerektiğine inanıyorum. Hidroekol’de uluslararası sistemlere uyumlu yerli bileşenler geliştirerek tedarik sürelerini kısaltmaya ve dışa bağımlılığı azaltmaya katkı sunuyoruz. Benim asıl önemsediğim, ürünün içinde bize ait mühendisliğin ve bilginin artması. Çünkü kalıcı rekabet gücü, ürettiğimiz ürüne ne kadar değer kattığımızla oluşuyor.
Kırşehir doğumlu bir Makine Mühendisi ve sanayici olarak, doğup büyüdüğünüz toprakların Ahilik kültürünün bugünkü iş yapış şeklinize ve başarı yolculuğunuza katkıları nelerdir?
Kırşehirli olmak benim için güçlü bir aidiyet duygusu taşıyor. Ahiliğin emeğe saygı, dürüstlük, paylaşma ve işini hakkıyla yapma anlayışını kendime yakın buluyorum. Bunun günlük hayattaki karşılığı; verdiğiniz sözü tutmak, çalışanınızın emeğini gözetmek ve müşterinizin güvenini korumak. Bir işi büyütürken çevrenize de fayda sağlayabilmek önemli. Yıllar sonra geriye baktığımızda kurduğumuz ilişkilerle ve yetişmesine katkı sunduğumuz insanlarla da gurur duyabilmeliyiz.
Ankara Sanayi Odası Meclis Üyesi olarak, Ankara’nın yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı bir imalat üssü olma yolunda katettiği mesafeyi ve Başkent sanayisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ankara’nın çok kıymetli bir mühendislik birikimi var. Üniversiteleri, sanayicileri ve farklı alanlardaki üretim tecrübesi birbirini tamamlıyor. Bu birikimi daha fazla özgün ürüne ve dünyada karşılığı olan markaya dönüştürebilirsek geleceğimizin güçlü olacağına inanıyorum. Burada insan yetiştirmek, üniversiteyle sanayi arasındaki bağı güçlendirmek ve kaynaklarımızı verimli kullanmak belirleyici olacak. Yeniden seçildiğim ASO Meclisi’nde de Seyit Ardıç Başkanımızın önderliğinde bu hedeflere katkı vermeye devam edeceğim.
KIRSİAD’ın 100’ü aşkın üyesiyle oluşturduğu güç birliği, şirketler arası ticarete ve Ankara-Kırşehir arasındaki ekonomik köprüye nasıl yansıyor?
KIRSİAD’ın en değerli tarafı, ortak bir aidiyetin insanları birbirine yaklaştırması. Birbirimizi tanıdıkça hangi alanda ne ürettiğimizi, hangi konuda birlikte çalışabileceğimizi daha iyi görüyoruz. Bu yakınlık ticari ilişkileri, tecrübe paylaşımını ve yeni iş birliklerini kolaylaştırıyor. Ankara’da edindiğimiz birikimin Kırşehir’e de fırsat olarak yansımasını önemsiyorum. Özellikle gençlerimize ulaşabildiğimiz, onların önünü açabildiğimiz her çalışmanın bu köprüyü daha anlamlı hâle getirdiğine inanıyorum.
Yöneticilik ve mühendislik faaliyetlerinizin yanında sivil toplum kuruluşlarında ve meslek örgütlerinde aktif sorumluluk almanın bir sanayiciye kazandırdığı en büyük vizyon nedir?
İnsanın bakışını genişletiyor. Kendi şirketinizin içinde çalışırken günlük sorunlara yoğunlaşabiliyorsunuz; farklı insanlarla bir araya gelince ortak ihtiyaçları ve daha büyük resmi görüyorsunuz. Eğitimde, istihdamda veya toplumsal hayatta yaşanan bir meselenin üretime nasıl yansıdığını daha iyi anlıyorsunuz. Ben bu görevleri, yaşadığımız yere karşı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyorum. Birikimimizi paylaşmak ve ortak bir çözümün içinde olmak, iş hayatımıza da anlam katıyor.
Bir Makine Mühendisi gözüyle; imalat sanayisinde yetişen yeni nesil Türk mühendislerinin sektöre adaptasyonu ve inovasyon kapasitesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gençlerimizin teknolojiye yakınlığı, merakı ve bilgiye ulaşma becerisi beni umutlandırıyor. Bu yeteneklerin üretime dönüşmesi için gerçek bir probleme dokunmaları, atölyeye girmeleri ve yaptıkları tasarımın sahadaki karşılığını görmeleri gerekiyor. Bizim de onlara sorumluluk vermemiz, sorularını ciddiye almamız ve öğrenirken hata yapabilecekleri alan açmamız lazım. İyi mühendisliğin temelinde merak var. “Bunu neden böyle yapıyoruz, daha iyi bir yolu olabilir mi?” diye sorabilen gençler çok değerli işler çıkarabilir.
Sanayi ve üretim sektörüne adım atacak Kırşehirli genç girişimcilere ve mühendis adaylarına en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
Önce merak ettikleri ve emek vermekten keyif aldıkları bir alan bulmalarını tavsiye ederim. Bu; sanayi, tarım, yazılım, tasarım ya da başka bir alan olabilir. Önemli olan, bir ihtiyacı anlayıp faydalı bir şey ortaya koyabilmek. İşlerini iyi öğrensinler, dünyayı takip etsinler ve öğrendiklerini denemekten çekinmesinler. Kazanç elbette gerekli; ama yaptıkları işin insanlara, doğaya ve yaşadıkları yere ne kattığını da düşünsünler. Büyük hedefleri olsun, küçük adımları da önemseyerek ilerlesinler. Dürüstlüklerini ve öğrenme isteklerini koruduklarında yollarının açılacağına inanıyorum.
“Sadece Üretmiyoruz, Geleceğe Değer Katıyoruz”
Karaca Karakaş’ın da vurguladığı gibi; kalıcı başarının sırrı ürettiğimiz değere, koruduğumuz dürüstlüğe ve gençlerimize açtığımız yollara dayanıyor. Ahilik kültürünün bereketini teknoloji ve mühendislik vizyonuyla birleştiren değerli hemşehrimiz Karaca Karakaş’a ve Hidroekol ile Teknoekol ailelerine ülkemiz üretimine kattıkları değer için teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Önümüzdeki hafta KIRSİAD çatısı altında Başkent’te ve ülkemizde iz bırakan bir başka değerli hemşehrimizin ilham veren başarı hikâyesiyle buluşmak üzere…
