Anadolu topraklarının gördüğü en vahşi kalkışmanın ardından sorumluları bir bir tespit edilerek cezaları çektiriliyor. İster emniyette isterse yargıda, orduda ve bir başka kurumda olsun en alt kademeden en üst kademedeki personele kadar adeta inlerine giriliyor ve FETÖ çetesinin tüm örgütlenmesi dağıtılıyor.

Anadolu topraklarının gördüğü en vahşi kalkışmanın ardından sorumluları bir bir tespit edilerek cezaları çektiriliyor.
İster emniyette isterse yargıda, orduda ve bir başka kurumda olsun en alt kademeden en üst kademedeki personele kadar adeta inlerine giriliyor ve FETÖ çetesinin tüm örgütlenmesi dağıtılıyor.
Buraya kadar iyi, kamu görevlileri bu çeteye bir şekilde bulaşmış, maddi ya da manevi destek de sağlamışsa görevinden el çektirilerek gereği yapılmaktadır. İş adamları henüz bir kısmı da olsa bir şekilde tespit edilerek yapılması gerekenin yapıldığını görebiliyoruz.
Peki, şu ana kadar dokunulmayan bu işin siyasi ayağı yok mu?
İnsanların kafası karışık ve kaygılar halen devam ediyor.
Zira hepimiz biliyoruz ki gazetelerde ve televizyon ekranlarında, bazı siyasi zatların hoca efendi diyerek toz kondurmadıkları aşikâr.
Hatta halen iş başında olan bazı siyasilerin bile okyanus ötesine giderek çeşitli temas ve ziyaretlerde bulundukları zaman içerisinde basına da yansıdı. Zaten Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş bir konuşmasında darbenin siyasi ayağının olduğundan da söz etti.
Biliyoruz ki darbe demokrasiye, Cumhuriyete ve ülkemizin ekonomisine karşı yapılmış bir hadisedir. Öyleyse darbecilerden Cumhurbaşkanı, hükümet, muhalefet partileri, parlamento ve halk bir ve beraber olup elbette hukuk çerçevesi içerisinde hesap sormalıdır.
Hani insanın vücuduna giren kanser virüsünün sinsice hareket ederek tüm vücudu sardıktan sonra ortaya çıkması gibi, bu çete de imam atamaları yaparak her yeri ele geçirmiş. Emniyet imamı, TSK imamı, Yargı imamı, şu bakanlık imamı, bu bakanlık imamı gibi...
Salı günü akşamı CNN TV’ de emniyetçi Mutlu Çelik’in emniyet içerisindeki cemaatçi yapılanmayı tüm gerçekleriyle ortaya koyması ürkütücü ve insanın içini sızlatıyor.
Devletin silahlı gücünün şuncu, buncu, oncu, yancı gibi guruplaşmaları hem yanlış hem de tehlikeli. FETÖ çetesi ile mücadele edilirken bir başka çetelerin yeşermesine fırsat da verilmemesi gerçeği unutulmamalıdır.
Kırşehir’in kahvehanelerinde, kafeteryalarında insanlarla konuşuyorum da, her insan şu soruları sıkça sorumakta;
Emniyetin çeteye teslim edilmesini kim sağladı?
Yargının çetenin kontrolüne geçmesine kim olanak verdi?
Anayasa Mahkemesi gibi kritik görevlere FETÖ’ militanlarını atayan kimdi?
Okyanus ötesine hangi siyasiler gitti ve ağırlandı?
Çetenin devlette kadrolaşmasında hangi siyasiler etkili oldu?
FETÖ çetesine arsaları kimler tahsis etti?
Öyle ya tüm bu soruların cevaplarını bir yetkili çıkıp tek tek izah etmeli, duyarlı toplum aydınlanmalı ve gerçekleri görerek karar verebilmelidir.
Umuyorum bu soruların yanıtı verildiğinde tüm gerçekler ortaya çıkmış ve ülkenin bu hale getirilmesinde kimlerin etkin rol oynadıkları anlaşılacaktır. Kamu görevlisi, iş adamı, esnaf, bürokrat, siyasetçi her kim olursa olsun hukuk önünde hesabını verecektir.