KÖLELİK BİTTİMİ DERSİNİZ?

İlk insandan (Adem) günümüze kadar, insanların sosyal yapısını detaylı bir şekilde incelemeye gerek yok.

Azda olsa, akledip düşünerek göz atmış olsak… Mülk edinmeyi, Köleleşmeyi, sınıflaşmayı ve sınıfsallaşmanın uzantısı Zulmü, bu dört kavramın oluşmasıyla insanlar arasındaki ilişkilerin, dengelerin alt üst olduğunu net şekilde görürüz.

Bu dört kavramın beraberinde, Sosyal denge dibe vurduğundan ‘’ırkçılık’’ ırkçılıkla birlikte ‘’toprak’’ kavgası, Toprak kavgasının sonunda ‘’ sınırların’’ çizilmesi…Sınırların çizilmesiyle kendi Milletinin, Haklarını, çıkarlarını düşünerek karşıdaki Milletlerin Haklarını gasp ederek Emperyalist yayılmacılığın normal görülmeye başladığını analiz edebiliriz. Bu tür sıralamayı art arda çoğaltabiliriz.

Tabi ki önemli olan bu tür olumsuzlukları sıralamak değil, toplumu nasıl bozduğunu anlayabilmektir.

İlk insanlar belli bir süre; Mülk yok, ormanlarda avcılık yaparak, kendi ihtiyacını karşılayacak şekilde (kısıtlıda olsa) tarım yaparak ve belli otları toplayıp yiyerek hayatlarını sürdürmeye devam etmişler.

İnsanlar kendi emeğini harcayarak geçimini sağlıyor.

Yani? Kölelik yok.

Hiç kimse kimseden üstün veya zengin değil.

Fakirde yok, zenginde yok…

Bu durumda ‘’ Sınıf’’ da yok.

‘’sınıfın’’ ve ‘’ köleliğin’’ olmadığı yerde Zulümde yok.

Sosyal denge süper…

Ezende yok, ezilende.

‘’İmece’’ usulü herkes birbiriyle yardımlaşarak, kimse kimsenin ‘’Tavuğuna kış’’ demeden yaşayıp gidiyor.

Ne zaman İnsanlar çoğalıyor, Hayvanlar evcilleştiriliyor, geniş çaplı Tarıma el atılıyor….

Beraberinde; İnsan Fıtratında var olan ‘’Mülkiyet’ ’kendisine hayatta yer bulmaya başlıyor…

Mülkiyetin olduğu yerde ‘’Köle’’lik de kendisini göstermeye başlıyor.

Tarlan çoksa, Hayvanın çoğaldıysa; bunları işleyecek çokça adamada ihtiyaç var demektir.

İnanıyorum ki; Paranın olmadığı yerde, Avla veya otla beslenen insanlara, gel benim yanımda çalış…’’Aile’’nin tüm ihtiyaçlarını karşılayayım dendiğinde bazı kişilerin bu teklifi kabul ettiğini düşünüyorum.

Böylelikle masum gözüken köleliğin yavaş yavaş temelinin atıldığını tahmin ediyorum.

Elbette zaman dahada ilerledikçe, zenginleşen insanlar çalışanlarına baskılar uygulayarak tümden köleleştirmeye başladığı gibi, alınıp satılan kendi ‘’eşya’’sı haline dönüştürüyor.

O günden bugüne ismi değişse de Kölelik bitmiş midir?

Tek fark; o günlerde İnsanlar eşya gibi alınıp satılan mal iken…

Bugün de kendisine para verilerek köleleştiriliyor!

Yani? Modern Köleler türemiş oluyor.

O günlerde Efendisi için canını feda edebilen İnsanlar…

Bugün; Para, mal, makam verildiğinde, efendisi için canını vermeyecek kaç kişi sayabiliriz?

O günkü İnsanlar; Yağ yok…Gaz yok…Elektrik derdi yok… eve masraf yapmak için sürünme yok!

Bugünkü insan para kazanıyor(!) ve özgür(!)

Mal için; babasıyla, annesiyle, kardeşleriyle, komşularıyla birbirini yiyor.

Ama büyük çoğunluğu sürünüyor, Ay sonunu getirebilmek için.

Çoğu da borçlar içinde sürünürken, intiharı bile seçebiliyor.

Aileler ayrılıyor, bunalım geçiren kişiler hiç acımadan (saçının teline kıyamadığı) çoluğuna çocuğuna zarar veriyor.

Şimdi soruyorum… 21. Yy da Kölelik ne zaman bitmişte, eski Köleliği eleştiriyoruz?

Tam tersi; Kölelik ve Efendilik, çağdaşlık, medeniyet adı altında tavan yapmış ama farkında değiliz!

Dünyada en kötü şey; İnsanların emek sarfederek, alın terlerini, tekrardan özgürlük adı altında maderin yaşama köle olduklarını fark ettirmeden tekrardan zengin burjuvaya teslim etmeleridir.

Geçmişteki kölelik; diğer ailedeki fertler gibi çalışarak karnını doyuruyor, elbisesi neyse onu giyiyor, barınmak için verilen yerde oturuyor.

Bugünkü kölelik daha zor. Hem çalıştırıyorlar hem de ürettiklerini tekrar çalıştırdıklarına satarak verdikleri parayı fazlasıyla ve borçlandırarak geri alıyorlar.

Yani! Ortada özgürlük falan yok. Özgürlük adıyla modern kölelik var.

Modernitenin beyne yerleştiği yerde ‘’hürriyet’’ olmaz. Özgürlük safsatasıyla sömürü olur.

Maalesef günümüzde olduğu gibi.