15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından tüm Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de bu örgüte mensup olan, bu örgütle bağlantısı olan kişilere yönelik operasyonlar sürdürülüyor ya… FETÖ’cülerin 15 Temmuzdaki alçak cunta girişimi sonrasında Kırşehir’de Cacabey Meydanı’na çıkan, Bayrak açan Devleti ve Milletiyle hareket eden, “Devlet” diye “Millet” diye “Bayrak” diye… Saf tutanların birçoğuna Tayyipleşme yakıştırması yapılıyor. Oysa Cumhurbaşkanı ve AKP dışındaki tüm kesimler; Tayyipleşmedi aksine Devletleşti, Milletleşti.
15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından tüm Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de bu örgüte mensup olan, bu örgütle bağlantısı olan kişilere yönelik operasyonlar sürdürülüyor ya…FETÖ’cülerin 15 Temmuzdaki alçak cunta girişimi sonrasında Kırşehir’de Cacabey Meydanı’na çıkan, Bayrak açan Devleti ve Milletiyle hareket eden, “Devlet” diye “Millet” diye “Bayrak” diye…
Saf tutanların birçoğuna Tayyipleşme yakıştırması yapılıyor.
Oysa Cumhurbaşkanı ve AKP dışındaki tüm kesimler; Tayyipleşmedi aksine Devletleşti, Milletleşti.
Biz zaten hep hayatımız boyunca Devleti ve Milleti savunduk.
Atatürk, Cumhuriyet, Demokrasi ve bayrak dedik.
Bizim bir şeyleştiğimiz yok…
Cümle alem gibi, halkımızla milletimizle AKP’ye, CHP’ye, MHP’ye oy verenlerle Devletleştik Milletleştik hepsi bu…
Atamızın dediği gibi “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” sözünden hareketle Devletimizin Milletimizin yanında Şanlı Al bayrağımızın altında yerimizi aldık.
FETÖ’cüler, PKK’lılar, IŞİD’ciler ve onların dış işbirlikçilerine, Amerika’ya, Avrupa’ya, İsrail’e ve cümle Türk düşmanı herkese karşı safımızı belirledik. Duruşumuzu gösterdik.
Şimdi bu örgüte yakın olan ya da bağlantısı olanların Kırşehir’de Cacabey Meydanı’nda yapılan demokrasi nöbetlerine katıldıkları da herkesin dilinde…
Düne kadar abdestli, namazlı gözüken bu örgüte mensupların Türkiye’de nice eylemlere, nice olaylara karıştığını öğrenince şaşkınlığımız artarak devam ediyor.
Bu FETÖ denen terör örgüt üyelerinin hedefe ulaşmak için her şeyi yaptıklarını ve bugün de kendilerini çok iyi gizledikleri ifade ediliyor. Abdestli namazlı gözükenlerin bugün meyhanelerde, birahanelerde kafa demledikleri iddiaları ortada…
Hatta kapalı olan eşlerinin bile açılıp saçıldıkları duyumları var.
Yine bu örgüt içerisinde olan, devletin çeşitli kademelerinde, belediyelerinde sözde çalışıyormuş gibi kadrosu bulunan, ama sözde görev yaptığı kurumda çalışmadan, hatta bırakın çalışmayı kurumunun kapısını bile bilmeyen, gidip gelmeyen, ama her ay bankamatikten tıkır tıkır maaş alanlar olduğunu duyuyoruz.
Bu konuda Kırşehir Valimiz Sayın Necati Şentürk isterse bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla belediyelerde bu şekilde çalışıyormuş gibi gözüküp de her ay bankamatikten para çeken kaç kişi olduğunu tespit edebilir.
Benim en çok kafama takılan da bu konular işte…
Hem dini bütün gözükeceksin, hem de böyle haksız yere tıkır tıkır maaş alacaksın.
Yapma ya!
İşte böyle!
Peki bu aldıkları maaşın haram olduğunu bu bankamatik memurları bilmeyebilir, peki bunun eş ve çocukları neden bir şey demezler ki?
Hadi bunlar da “üzümünü ye, bağını sorma!” diye bir şey demediler. Peki bunlara göz yumanlara ne demeli?
Devletin, fakir milletin parasını böyle bankamatik memurlarına peşkeş çekenler de onlar da bu harama dahil değil midir?
Hatırlıyorum Kırşehir’de çocukken, sünnet düğünlerinde, sünnet öncesinde “Yumurtanın sarısı…” diye bağırırdık. Sünnet çocuğuna moral mi veriyoruz, moral mi bozuyoruz, orası ayrı bir konu. Yine o yıllarda “Hey şişe şişe…” diye başlayan bir sözümüz vardı. İşte böyle tanıştık bu hoş sözlerle. Sonra “Mustafa mıstık, arabaya kıstık, üç mum yaktık, seyrine baktık” dedik.
Zaman içinde daha neler öğrendik, söyledik.
“Salla başını, al maaşını”
“Üç dönüm bostan, yan gel yat Osman”
“Ensesine vur, ağzındaki lokmayı al”
“Mühim olan aşkımız, o da gitti şaşkınız”
“Aya baktım seni sandım, sana baktım ayı sandım”
“Seversen sev seni, sevmezsen sen seni, kızartırlar enseni”
“Neler geldi, neler geçti felekten, gırgıra geldi deve geçti elekten”
“Öğretirler dünyanın körfezini koyunu, Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu”
“Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek?”
“Sizinki can da bizimki patlıcan mı?”
“Felek, kimine karpuz kavun yedirir, kimine kelek”
“Gün ola harman ola”
“Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye”
“Dün dündür, bugün bugündür”
“Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın”…
Evet her şey herkesin, bütün ülkenin ve dünyanın gözü önünde cereyan ediyor...
Düne kadar sesini çıkarmayanlar, her şeyi sineye çekenler, gördüklerini görmemezlikten gelenler bugün bülbül gibi şakıyorlar.
15 Temmuz FETÖ Terör örgütünün darbe girişimine kadar hepimiz mışıl mışıl uyumuşuz. Bunlar devletin ve milletin altını oymuş, herkes görmüş, ama nedense sesini çıkarmamış. Bu darbe girişimi bizleri uyandığımız uykudan fena sıçrattı, kendimize getirdi.
Hükümet bu yönde bir çok tedbir alıyor. Başbakanlığa sunulan taslağa göre; artık vatandaş da memurlara not verecek. Böylece "bankamatik memurluğu" bitecekmiş.
İnşallah bu bankamatik memurları bu milletin sırtından asalak olmaktan çıkarılır da hakkıyla çalışan, liyakat sistemiyle hak ettikleri işte, hak ettikleri görevde ülkemize ve milletimize hizmet ederler.
Bu 15 Temmuz belası şerri hayra çevrilmeli.
Bu belaya karşı Devlet ve Millet el ele, bu birliğin kıymeti bilinmeli.
FETÖ’cülerin kökü kazınmalı, PKK’lıların sonu getirilmeli.
IŞİD belasıyla sonuna kadar mücadele edilmeli.
Şimdi ülkemizi yönetenler ne diyor “Sıkıyönetim değil ohal ilan ettik. Ohal’i de devlete ilan ettik, Millete değil” diyor.
İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu fırsatı kaçırmamalı.
Türkiye yeniden kurulmalı.
Türkiye yeniden kuruluş iradesinin merkezinden yükselmeli.
PKK ve IŞİD ile mücadele eden devlet yeniden yapılanırken FETÖ’cüler tek tek temizlenmeli, FETÖ’nün kökü kazınmalı. Bu işin sonuna kadar gidilmeli.
Devlet, yeniden kurucu irade merkezinden hareketle Atatürk Cumhuriyeti’nin dinamikleri yeniden harekete geçirilmeli.
Bu yapılırken boşalan yerlere ise bilmem ne cemaatinin bilmem ne grubunun adamları alınıp başka yanlışlara düşülmemeli.
Devletine milletine bağlı insanlar göreve getirilmeli.
Devlette ki kadrolaşmada, liyakat ehliyet ve güvenirlik aranmalı. Devletin başına getirilen paşasından askerine bakanından memuruna kadar kişilerin sağcı solcu alevi Sünni olduğuna bakılmadan “Devletin memurları” tek tek seçilerek yeni hatalar yapılmadan, sen ben bizim oğlan bizim parti bizim cemaat-tarikat bizim yandaşımız diye gözetilmeden işin ehli olanlar layık olanlar güvenilir olanlar Devletini milletini bilenler devlet kadrolarına yerleştirilmeli.
Bu kriterlerden geçirilmeli, Bu FETÖ’cülerle el ele hareket eden hakim savcı ve polisler de tek tek temizleniyor temizlenmeli. Ya da istifa etmeleri sağlanmalı.
TSK, Emniyet ve Yargı’daki FETÖ’cü temizliği yapılırken, siyasetteki FETÖ’cüler de
AKP, CHP ve MHP içindeki FETÖ’cüler de unutulmamalı…
Allah yardım etti de bu FETÖ’cü cunta püskürtüldü.
Yoksa adamlar bu YAŞ kararlarını da bekleseler 2023 öncesi tüm komuta kademesini ele geçirip tek kurşun atmadan TSK marifetiyle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, siyaseti ve iş dünyası üzerindeki bu etkileriyle Türkiye’yi teslim alacaklarmış…
Türkiye’ye darbe değil Türkiye’yi kan gölüne çevireceklermiş… Ülkenin yarısını öldürüp Türkiye’yi Irak Suriye yapıp dış güçlerin üst ağabeylerinin Türkiye üzerine 100 yıllık planlarını gerçekleştireceklermiş…
Cumhurbaşkanımız dik durdu.
İstanbul’a uçakla gelip halkı meydanlara çağırdı.
AKP Genel Merkezine Atatürk posteri ve Türk bayrağı asıldı.
Siyasi Parti Genel Başkanları Ak Saraya çağrıldı.
FETÖ’cülere karşı dik duran Meclis ve Muhalefet Partisi Genel Başkanlarına teşekkür edildi. Siyasi birlik devletin başında sağlandı. Cumhurbaşkanı açtığı hakaret davalarından da vazgeçtiğini açıklayıp alkış aldı.
Atatürk ve Cumhuriyet diyenlere bakışını bir kez daha gözden geçirmelidir.
Bu ülkenin Atatürkçüleri de Milliyetçileri de ulusalcıları da Alevileri Sünnileri de sahiplenilmeli, kucaklanmalı dışlanmamalı.
Bu millet BİRLİK olmuşken, Türk, Kürt, Laz, Gürci, Romen, Arap, bilmem ne diye de ayrıştırılmamalı, bu söylemden vazgeçilip TÜRK MİLLETİ yeniden tüm zenginlikleriyle kucaklanmalı.
Şimdi ne oluyor?
FETÖ’cüler yer altına iniyor, maske üstüne maske takıyor.
Bukalemun gibi renk değiştiriyor. Siniyor, pusuyor, uyuyor, uyuyan hücrelere dönüşüyor, kendilerini saklıyor, araziye uyuyor.
Bu hain FETÖ’cüler bu alçaklıktan vazgeçecek gibi görünmüyor.
O halde uyanık ve dikkatli olma zamanı. Birlik ve beraberlik için de tek yumruk olma zamanı…
***
Salla başını, al maaşını
Hani 1941 yılında Antalya Defterdarı olan Abdullah Çağlayan bir şiir yazmış ve adına da "memur andı" demiş, bu nedenle, hakkında "memurları fena yola sevk'ten" dava açılmış ve beraat etmiş. (Sakın tarihi yanlış okuduğunuzu zannetmeyin. Bu şiir bugünleri
anlatmıyor, 70 yıl önce yazılmış ) Ve, o şiir şimdi espri konusu oluyor insanlar arasında…
İşte o şiir...
Salla başını, al maaşını
Ey inleyen zavallı; bulmuşsun kırk yaşını
Kazanmak istiyorsan bu hayat savaşını
Yemelisin hakikat denen zehir aşını !
Ne derlerse hu deyip hemen salla başını
Gerdan kır, belini bük, her ay al maaşını
Tatar ağası gibi öyle dolaşma yaya,
El oğluna baksana ne ar kalmış, ne haya !
Sen de bulup bir dayı hemen arkanı daya !
O ne derse hu deyip hemen salla başını,
Gerdan kır, belini bük her ay al maaşını !
Kör kadıysa şehla de, incitme düz tabanı,
Düşküne ver nasihat, kodamana arkanı !
Zengin ol sen de aşır her dağdan arabanı !
Tekerine taş korlar sallamazsan başını,
Dilini tut uslu dur, her ay al maaşını !
Bir kalantor görünce yerlere kadar eğil,
El pençe ol, divan dur, bu şerefsizlik değil !
Uşaklığını meziyet, riyayı fazilet bil !
Kim ne derse desin hemen salla başını
Gerdan kır, belini bük, her ay al maaşını !
Tıkamış kulağını herkes hakkın sesine,
Bir cevahir kutusu olsan kimin nesine ?
Seni feda ederler elin çingenesine !
En iyisi hu deyip salla başını
Gerdan kır, belini bük, her ay al maaşını !
Şeflerle iyi geçin, amirle bul arayı,
Azıcık sen de öğren dalgayı, dubarayı,
Bırakıver kanasın vicdan denen yarayı !
Ne derlerse desinler hemen salla başını,
Gerdan kır, belini bük, her ay al maaşını !
Köpeklerle boğuşma, tepişme katırla,
Hamamda kavga olmaz sütü bozuk hatırla !
Kulağına küpe yap, bu sözümü hatırla ;
Kim ne derse hu deyip salla başını,
Gerdan gır, belini bük, her ay al maaşını !
Diyorlar ki taç bile baş eğilmezse konmaz,
Önünde eğilirsen kılıç bile dokunmaz !
Dik durdukça bir başa devlet kuşu konmaz !
Bu dünyada kaide sallamaktır başını,
Eğil, bükül, gerdan kır, her ay al maaşını !
Bir güvercin eder mi atmacalarla yarış?
Öğrenmedin dünyayı gezdin karış karış !
Gel vazgeç bu sevdadan, haydi kervana karış !
Ne derlerse hu deyip hemen salla başını,
Sürüden ayrılma ki versinler maaşını !
Artırmaya konmuştur terfiler maliyede
Bu usulle yapılır nakiller saniyede,
Söylesen de faydasız Vali`y-i ali`ye de
En iyisi hu deyip hemen salla başını,
Uslu dur, dilini tut, her ay al maaşını !
İrtikaplarla irtiya sanma ki güç bir iştir
İlmini bilen için ismi alış veriştir !
Usulünü öğren de bu nimetten veriştir !
Her lokmada hu deyip hemen salla başını,
Uslu dur, dilini tut, her ay al maaşını !
Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler,
Vatandaş soyulurken, aldırmıyor öküzler !
Hayadan eser yoktur nafile bu sözler !
Beyhude inat etme hemen salla başını
Dilini tut, uslu dur, zıkkımlan maaşını !
Namdar Rahmi Karatay