Ülkemizde 7 Haziran seçimleriyle yaşanan sıkıntıların son bulmasını ne kadar çok istemiş ve beklemiştik. Ama yanılmışız.

Ülkemizde 7 Haziran seçimleriyle yaşanan sıkıntıların son bulmasını ne kadar çok istemiş ve beklemiştik.
Ama yanılmışız.
13 yıldır ülkemizi idare AK Parti tek başına iktidara gelecek oyu alamayınca mıdır nedir birden bire terör hortladı, ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu başta olmak üzere her yerinde olaylar, çatışmalar, terör saldırıları tırmanışa geçti.
Her gün şehit haberleriyle sarsılıyoruz, içimiz kan ağlıyor, yüreğimiz dağlıyor.
Sadece Kırşehir bile bu süre içinde iki evladını şehit verdi.
Hiçbir sevinç ve mutluluk haberlerini alamıyoruz. Her gün bir kara haber, her gün bir umutsuzluk haberi ilme sarsılıyoruz.
Haftada bir gün dinlenip, eşimle, çoluk ve çocuğumla mutlu bir ortamda kahvaltı yapmak, onlarla bir gün geçirmeyi yeğledim. Yıllardır. Çünkü benim yıllık izne çıkma şansım olmuyor, her gün aynı şeyi yapmaktan yıldık ama ne yaparsın ki gazetecilik mesleği bize ölümüze bile ağlatmadı ne yazık kii…
Bundan 7 yıl önce babamı kaybettim. Onun cenazesiyle, gelen gidenle bile fazla ilgilenemedim. Çünkü babamı kaybetmişim, onun acısını içimde yaşarken, diğer yandan ertesi günü yayınlanacak gazete için gazetede olmam gerekiyordu. Öyle yaptım. Bir ayağım gazetede, bir ayağım evde başsağlığı için gelenlerle birlikte olmak için evdeydi.
Yani 40 yıllık gazetecilik yaşantım böyle geldi, gidiyor.
Yukarıda da belirttiğim gibi biz meslek böyle, insanın ölüsüne bile ağlatmıyor…
İşte haftada bir gün dinlenip, ailemle geçirmek için beklediğim Pazar günü evimde otururken, sabah saatlerinde bizim Doğan Haber Ajansı’ndan aldığım telefonla uyandım.
Kındam Mahallesi’nden Uzman Onbaşı Mehmet Kara’nın şehit haberiyle sarsıldım ve atladığım gibi şehit ailesinin evinin yolunu tuttum.
Şehit ailesinin evinin önünde büyük bir hareketlilik var. Şehit evinin girişine Türk Bayrağımız asılmış, Belediye’nin grayderleri çalışıyor, yolları düzeltiyor, şehit ailesinin evinin önüne çadır kurulup sandalyeler yerleştiriliyor.
Sanki aylardır, yıllardır şehit ailesinin evinin bulunduğu sokağa belediye hizmetleri gitmiyormuş da bu olayla hatırlanmış gibi geldi bana…
Bir yandan yollar, bir yandan boş arsalar düzenleniyor, arkasından itfaiye sulama yapıyor.
Bu görüntülerde şehit ailesinin evine giriyoruz.
Feryatlar, çığlıklar, gözyaşları sel olup gidiyor.
Tabi insansınız, vatan, millet ve bayrak sevginiz varsa siz de gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz. Zaten biz de öyle yaptık.
Şehit babası Metin Kara’nın tek evladı Mehmet Kara daha bir ay bile olmamış Diyarbakır’a gideli. Zehra tavus’la nişanlanıp gittiği Diyarbakır’da şehit düştüğünü öğrenince üzüntünüz bir kat daha artıyor tabii…
Yıllardır Kırşehir’de inşaatlarda amelelik yaparak iki kızını ve bir oğlunu büyüten ve oğlunun şehit düştüğü saatlerde bir inşaatta çalışırken, acı haber verilen baba Metin Kara’nın içi yanıyorsa da dışa vurmuyor, gözlerinden bir damla yaş gelmiyor sanki…
Öyle duruyor, sanki yaşamıyor gibi…
İnsanların gözüne bakıyor sadece…
Sanki ölmüş de cansız bir bedeni taşıyor gibi…
Anne Nazlı Kara’nın feryatlarını, kız kardeşlerinin çırpınışlarını gördükçe insan duramıyor, gözyaşlarımız kendiliğinden süzülüveriyor…
Evet düşünün bir gariban bir aileyi…
İnşaatlarda amelelik yaparak, yemeden, içmeden, giymeden kısarak büyüttüğü evladını hainlerin kahpe kurşunlarıyla şehit veriyor.
Buna yürek dayanır mı?
Dayanmıyor tabii…
Pazartesi günü Kırşehir’de binlerce vatansever Cacabey Meydanı’na akın etti, şehidini son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
Daha şehidimizi toprağa vermeden yine şehit haberleriyle ülkemiz insanı sarsıldı.
Peki bu hain saldırılar, terör olayları nereye kadar devam edecek?
Ülkeyi idare edenlerle, terörle birlikte olanlar ne yapacak?
Bir yandan ülkemizin her tarafında insanlar can ve mal güvenliği sorunu yaşarken, diğer yandan ekonomi alt üst olmuşken, 7 Haziran seçim sonuçlarının ardından herkes yeni bir umutla yeni bir hükümet kurmayı beklerken, biz yeni bir seçime hazırlanıyoruz.
Kim ne için bütün bunları yapıyor?
Koltuk için mi, gelecek için mi?
Yazık ediliyor ülkemize…
Yazık ediliyor milletimize…
Ne olacak şimdi Kasım ayında yapılacak seçime kadar daha biz kaç daha askerimizi, polisimizi, vatandaşımızı şehit vereceğiz?
Bu seçimle ülkemizde bütün bu yaşanan kaos ortamı mı değişecek?
İnşallah değişir de ülkemiz yeniden huzur ve mutlu bir ülke olur.
Ama benim bu konuda hiçbir umudum yok!
Ya sizin?
Şimdi terör, ekonomi bir yana, siyasiler bir yana…
Altta kalanın canı çıksın!
Terör saldırıları artarak sürecekse ekonomi dolar, euro ve altının yükseliyle krizler yaşamaya devam edecekse, siyasiler yeniden seçim için yatıp, seçim için kalkacaksa…
Vay halimize vay!
Sevdiğim bir söz

“Dünyada birçok yetenekli kişi, küçük bir cesaret sahibi olmadığı için kaybolurlar.”
Sydney Smith

Biraz da gülelim!

Fark
Televizyon düşkünü biri ölmüş, cennete buyur etmişler.
Cennette her şey güzel, düzenli, gürültü patırtı yok.
Bir süre sonra televizyoncunun canı sıkılmış, "şu cehennemi de bir göreyim" demiş.
Alıp cehenneme götürmüşler, içeri girer girmez bir de ne görsün...
Bir cümbüştür gidiyor, eğlence gırla, şarkı, çalgı, oyun, güzel kızlar...
Dünyada günah namına ne varsa, cehennemde var.
Televizyoncu cennetten vazgeçmiş, rica, minnet, yalvar yakar, kaydını cehenneme aldırmış.
İşlemler tamamlanınca, bir zebani düşmüş önüne:
“Gel benimle, yürü!”
İçeri girmişler, tam bir cehennem. Ateşler, alevler, kaynar kazanlarda kaynayan insanlar...
Televizyoncu şaşırmış:
Burası neresi?!
“Cehennem burası işte.”
“Ya daha önce gördüklerim neydi?”
“Reklâmları izlediniz!”