Değerli okuyucularımız,

Vatanını ve milletini kalpten sevmek, insanın sahip olabileceği en büyük şereflerden biridir. Fakat şunu herkes çok iyi bilmelidir:

Vatan sevgisi kuru sözlerle, yüksek sesle konuşmakla, hamasi nutuklar atmakla ispatlanmaz.

Vatanı gerçekten seven insan, elini taşın altına koyar. Üretir, çalışır, fedakârlık yapar. Kendisine ne kazandıracağından önce, milletine ne katabileceğini düşünür.

Bir okulun yapılmasına vesile olmayı, bir çocuğun eğitimine katkı sağlamayı, bir gencin geleceğine ışık tutmayı, bir insanın duasını almayı büyük bir şeref kabul eder.

Çünkü bilir ki bu memlekette taş üstüne taş koymak, makam sahibi olmaktan; eser bırakmak, alkış toplamaktan çok daha değerlidir.

Bugün bu ülkeye en çok lazım olan insanlar da işte bunlardır:

Sadece konuşanlar değil, yapanlar.

Sadece eleştirenler değil, çözüm üretenler.

Sadece kendisini düşünenler değil, milletinin geleceğini dert edinenler.

Vatanın nimetlerini saymakla yetinmeyip, vatan için bedel ödemeyi göze alanlar…

Çünkü bu vatan lafla değil; alın teriyle, fedakârlıkla, ahlakla, bilgiyle ve emekle yükselir.

Vatan sevgisini dilinden düşürmeyip hayatında bunun zerresini göstermeyenlerin artık kendilerine çeki düzen vermesi gerekir.

Milletin sırtından geçinip millete ahkâm kesmek, ülkenin imkânlarından faydalanıp ülkeye hiçbir şey katmamak vatanseverlik değildir.

Vatanseverlik;

Sorumluluk almaktır.

İşini hakkıyla yapmaktır.

Kul hakkından korkmaktır.

Yetimin hakkını gözetmektir.

Emanete ihanet etmemektir.

Gençlerin önünü açmaktır.

Bilgi üretmektir.

İlimde, sanatta, teknolojide ve ekonomide ülkesini ileri taşımaktır.

Bir insanın hayatına dokunabilmektir.

Ve en önemlisi:

Kimse görmese bile doğru olanı yapmaktır.

Çünkü gerçek vatan sevgisi, kameralar karşısında değil; insanın vicdanında belli olur.

Bu ülkenin artık birbirine laf yetiştirenlerden çok, birbirine omuz verenlere ihtiyacı var.

Herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

“Ben bu vatandan ne aldım?” değil;

“Ben bu vatana ne kattım?”

İşte asıl mesele budur.

Bir ömür boyunca bu ülkenin nimetlerini tüketip geride hiçbir eser bırakmamak mı?

Yoksa ömrünün sonunda:

“Ben de bu memlekete bir çivi çaktım, bir gönle dokundum, bir gencin önünü açtım, bir hayra vesile oldum.”

diyebilmek mi?

Elbette ikincisi…

Çünkü insanın gerçek mirası; malı, makamı ve şöhreti değil, ardında bıraktığı hayır ve eserdir.

Bu nedenle vatanını seven insan bahanenin arkasına saklanmaz.

“Benden ne olacak?” demez.

“Küçük bir iyilikten ne çıkar?” diye düşünmez.

Çünkü bilir ki büyük işler, küçük ama samimi gayretlerin birleşmesiyle ortaya çıkar. Koca dağlar, küçük taşların üst üste konulmasıyla yükselir.

Öyleyse artık sözden çok eser ortaya koyma zamanıdır.

Laf üretmek kolaydır.

Eleştirmek kolaydır.

Suçlamak kolaydır.

Asıl zor olan; sorumluluk almak, çalışmak, üretmek, fedakârlık yapmak ve geride hayırlı bir iz bırakmaktır.

Bu ülkenin geleceğini de işte bu insanlar inşa edecektir.

Taş üstüne taş koyanların, gönül üzerine gönül kazananların, gençlere umut olanların ve vatan sevgisini sözden çıkarıp amele dönüştürenlerin çoğalması dileğiyle…

Bu milletin geleceği; vatan sevgisini slogan olarak taşıyanların değil, o sevgiyi alın terine, ahlaka, fedakârlığa ve esere dönüştürenlerin omuzlarında yükselecektir.

Ve unutulmasın:

Vatanı sevmek büyük bir söz değil, büyük bir sorumluluktur.

Bu sorumluluğu taşıyabilmek ise herkese nasip olmayan büyük bir şereftir.

Vesselam.