Kırşehir Valisi Sayın Murat Sefa Demiryürek’in geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından yayımladığı o anlamlı video, Anadolu’nun kalbinde yüzyıllardır sönmeyen irfan meşalesini zihinlerimizde yeniden parlattı. Sayın Valimizin de vurguladığı gibi, 1171 yılında Hoy’da dünyaya gelen ve Anadolu’ya geçerek Kırşehir’de kök salan Ahi Evran-ı Veli; ticareti adalet ve ahlakla mühürleyen muazzam bir sistem kurmuştur.

Asıl adı Nasîrüddîn Mahmut bin Ahmet el-Hoyi olan Ahi Evran; sadece bir esnaf lideri değil, dönemin büyük bir ilim insanı, mutasavvıfı ve hekimidir. Tefsirden tıbba, felsefeden astronomiye kadar birçok alanda eserler vermiş, tasavvufi derinliğini pratik hayatın merkezine koymuştur. Kırşehir’e yerleştikten sonra kurduğu Ahilik Teşkilatı ile dericilikten demirciliğe, dokumacılıktan marangozluğa kadar tam 32 çeşit esnaf ve sanatkâr zümresini tek bir çatı altında toplamıştır. Ahi Evran; sanatı ve ticareti ahlaki değerlerle birleştirmiş, ahi ocaklarını hem birer üretim merkezi hem de edep, terbiye ve vatan savunması eğitimi veren mekteplere dönüştürmüştür.

Peki, Ahi Evran-ı Veli’nin kurduğu bu büyük sistemin harcı ne ile karılmıştı? Bu sorunun cevabı, Ahilik geleneğinde kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir kıssada gizlidir.

Ahi Evran-ı Veli, kalfalarına sadece mesleğin inceliklerini öğretmez; nefs terbiyesini, kanaati ve cömertliği de aşılamaya çalışırdı. Bir gün genç kalfasını yanına çağırır, cebine bir miktar akçe koyarak şöyle der:

“Pazara git evladım. Bu parayla hem kendine güzel bir elbise al hem de kalan kısmıyla bir ihtiyaç sahibine yardım et.”

Kalfa heyecanla pazara varır. Kendine yeni giysi seçeceği sırada, yol kenarında üstü başı yırtık, soğuktan titreyen garip bir adam görür. İçindeki insanlık vicdanı şahlanan genç, hiç tereddüt etmeden cebindeki paranın tamamını bu kimseye teslim eder; kendisine hiçbir şey almadan, eli boş bir şekilde dükkânın yolunu tutar.

Dükkânın kapısından içeri girdiğinde Ahi Evran sorar: “Hani kendine aldığın elbise?”

Kalfa mahcubiyetle başını öne eğer: “Pir’im, pazarda benden çok daha zor durumda birini gördüm. Üstümdeki giysi beni idare ederdi ama onun hiç yoktu. Paranın hepsini ona verdim.”

Ahi Evran tebessüm eder, kalfasının alnından öperek tarihe kazınacak şu sözleri söyler:

“İşte şimdi tam anlamıyla Ahi oldun! Çünkü Ahilik, elindekini kendinden önce kardeşinle paylaşabilmektir.”

İşte Hoy’da doğup Kırşehir’de kök salan Ahi Evran-ı Veli’nin inşa ettiği bu ulu teşkilat, tam da bu ruh üzerine kurulmuştur. Söz konusu gelenek; sadece mal üretip satmayı değil, komşusu siftah etmeden ikinci satışı yapmamayı, gözünü hırs bürümeksizin bölüşmeyi ve dayanışmayı esas alır. Pazar yerini sadece kâr edilen ticaret mekânı değil, insan kalmanın ve kardeşliği yaşatmanın sınandığı bir mektep olarak görür.

İşte bu köklü mirasın ışığında, 14 Eylül’de başlayıp 20 Eylül Pazar gününe kadar sürecek 39. Ahilik Haftası Kutlamaları, Kırşehir’i bir kez daha dayanışmanın ve helal kazancın başkenti yapıyor. Hafta boyunca düzenlenecek şed kuşatma törenleri, usta-çırak buluşmaları ile kültürel etkinlikler, Kırşehir’den dünyaya yayılan bu dürüstlük iklimini gelecek nesillere aktarmak adına büyük değer taşıyor.

Bu özel vesileyle Ahi Evran-ı Veli’yi rahmetle anıyor, tezgâhında dürüstlüğü ve cömertliği yaşatan tüm esnaf ile sanatkârlarımızın 39. Ahilik Haftası’nı yürekten kutluyorum. Bereketi bol, birliği daim olsun.