MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve etrafındakilerinin icatları olsa gerek 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi meydanlarda coşarak “Bizimle yürü Türkiye” sloganını tekrarlayarak yüzde 16’nın üzerinde bir oy oranıyla seksen milletvekili çıkarmıştı. Yani o seçimde AKP tek başına hükümeti kurma özelliği kaybetmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve etrafındakilerinin icatları olsa gerek 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi meydanlarda coşarak “Bizimle yürü Türkiye” sloganını tekrarlayarak yüzde 16’nın üzerinde bir oy oranıyla seksen milletvekili çıkarmıştı.
Yani o seçimde AKP tek başına hükümeti kurma özelliği kaybetmişti. Ama yine en çok oyu alan parti olarak hükümeti kurma görevi ona verilince Devlet Bahçeli daha ilk akşam seçimin kesin sonucu açıklanmadan “MHP’ye gelmeyin, kapımız kapalı” diyerek rest çekmişti. Sonucunun böyle bu günlere geleceğini düşünmemişti kim bilir.
Bu restleşmelerin sonunda AKP öyle bir taktik uyguladı ki koalisyon hükümeti kuracakmış gibi muhalefet partilerine şöyle bir el ense çekti ki, hükümet kurma görevinin takvimini tamamlayıp, “Kuramadım, olmadı” diyerek, bilerek ya da isteyerek görevini geri Cumhurbaşkanına iade etmişti. Nasıl bir taktikti ki, herkesi bir köşeye devirmişti.
Cumhurbaşkanı da öyle mi istiyorsunuz “Buyurun yeni bir erken seçime diyerek” ülkeyi yeniden bir erken seçimle karşı karşıya getirmişti. Yani 7 Haziran seçiminden sonra 1 Kasım seçimleri için yeniden meydanlara çıkıldı.
Sonucunu biliyorsunuz!
Bu defa da muhalefet partileri kaybetti. AKP büyük çoğunluk elde etti. Türkiye’de iktidar kaybetmiyor, muhalefet kaybediyordu. Nasıl oluyorsa.
Bu durum çok farklı analiz edilebilir.
AKP meydanlarda tüm muhalefeti halka anlayacakları dilde anlattı. Böyle olunca da seçmen muhalefet partilerini cezalandırdı. Hepsi barajı aştıklarına sevindiler.
AKP 1 Kasım seçimlerinde CHP’den MHP’den oy alırken Güneydoğu’daki oyların yarısını almıştı.
1 Kasım 2015 seçimlerinin ara dayağını yiyen de MHP olmuştur. MHP seksen milletvekilinden kırkını kaybetmişti.
Bu durum karşısında bile halâ AKP’yi destekliyor. Ne dediğini, ne yaptığını bilmiyordu. Lideri Bahçeli ve ekibi sayesinde…
7 Haziran seçimlerinde Kırşehir’de çıkardığı milletvekili Prof. Dr. Yıldırım Türk’ü 1 Kasım seçimlerinde kaybetmişti. 7 Haziran’da bir milletvekili çıkaran AKP 1 Kasım’da iki milletvekili çıkararak Meclis’e gitmişti.
Sonuç bana göre iyi de olmuştu. Çünkü Devlet Bahçeli anlaşılmazdı.
Yani MHP Devlet Bahçeli ile giderek oy kaybediyordu. Olmuyordu artık Devlet Bahçeli ile.
İşte herkes görüyordu ki Devlet Bahçeli yapmacıktan hükümeti eleştiriyor, ama yaptığı işleri onaylıyordu, destek veriyordu. Böyle olunca da MHP’nin tabanı AKP’ye oy veriyordu.
Türk milliyetçileri MHP’nin daha fazla kaybetmesine, küçülmesine tahammül gösteremediklerinden ve partinin sevilen ve ağır toplarından önce Meral Akşener ve Sinan Oğan’dan sonra Koray Aydın ve Ümit Özdağ liderlik için seçimli kurultay isteyerek ortaya çıktılar. Gelişmeleri biliyorsunuz.
Bahçeli bu değerli eski yol arkadaşlarına her türlü lâfı söyleyip, “Kurultayımız 2018 yılında” diyor. Daha da ileri gidiyor, “MHP’yi paralelcilere teslim etmeyiz!” diyor.
Hiç yakışık alıyor mu? Bu çıkışlarını AKP’nin medyacıları nasıl da destekliyor, görüyorsunuz! Bahçeli’ye övgüler düzüp, yanlarındaymış gibi gözüküyorlar.
Demirci korktuğu yeri dövermiş hesabı. Bahçeli ve AKP medyası güçlü bir isim olarak herkesin desteğini alan, destek gören Meral Akşener’e saldırıyorlar.
Biliyorlar ki Devlet Bahçeli’den sonra partinin başına geçecek Meral Akşener AKP’ye giden yüzde onun üzerinde ki oyları geri getirecekti.
Böyle olunca da “Vurun Meral Akşener’e” hesabı yapılıyor.
Gördüğümüz ve izlediğimiz kadarıyla Meral Akşener MHP içinde erkek gözükenlerden daha dik duran, nitelikli, kaliteli, tam bir “Asena” diyebiliriz.
Hatırlayınız CHP’lilerin 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerindeki sloganları “ Gelin oy verin gitsinler” dediler.
MHP’liler de “Bizimle Yürü Türkiye” dediler.
Böyle dediler, halktan böyle oy istediler.
Ama gidecek olanların yerine kimler gelsinler, tevazu sebebiyle olsa gerek söylemediler, söyleyemediler.
Onun için işte ancak böyle bir tablo çıktı. Sonucuna katlanabilirseniz katlanın!
Sebebi sizsiniz, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli!
Halk daha ne yapsın?
Geldi, oy verdi, sizinle yürüdü!
Siz onlarla yürüyebildiniz mi?
E… sonra?
Hele Devlet Bahçeli!
Meclis Başkanlığı seçiminden tutun da her çıkışı yanlış yaptı. Halâ da AKP’nin en büyük gizli destekçisi olarak görevinin başında.
AKP sözcüleri MHP ve Bahçeli’yi eleştiriyorlar mı?
Hatta onun gitmemesi için mahkeme kararları üzerine konuşuyorlar, yorum yapıyorlar.
Biliyorlar çünkü bazı MHP’lilerin oylarıyla başkanlığı düşlüyorlar. Yeni anayasayı, dokunulmazlıkları düşünüyorlar.
MHP, AKP’liler için ellerinde tam bir tespihti.
Berhudar ol Bahçeli. MHP’liler sayenizde iktidar olmayı unuttu.
Göreceksiniz önümüzdeki seçimde yeni bir lider olmazsa kesinlikle baraj altındasınız.
İşte Avrasya Kamu Araştırmaları Merkezi’nin araştırmasına göre Meral Akşener’in MHP Genel Başkanı olması durumunda partinin oy oranı yüzde 10.9’dan yüzde 18.7’ye çıkıyor. Akşener’in genel başkanlığındaki MHP; AKP’den 4.5 puan, CHP’den 2.3 puan, HDP’den 0.2 puan, parlamento dışındaki partilerden de 0.8 puan alıyor. Böylece partinin oy oranını yüzde 20’lere ortaya çıkacağı belirtiliyor. Bu durum da tabi en çok AKP ve diğer partileri rahatsız ediyor.
Ama ne var ki, bütün bunları tüm MHP’liler bilirken, genel merkez bilmemezlikten geliyor.
Evet genel merkez yöneticileri, tüm halk biliyor siz de biliyorsunuz, ama siz halâ “Partiyi paralelcilere teslim etmem!” diyerek, MHP’yi bu durumdan kurtarıp iktidara taşımak isteyen yol arkadaşlarınıza iftira atıyor, ayıp ediyorsunuz.
Adınız “Devlet” ama devlet gibi düşünmüyor, devlet gibi hareket edemiyorsunuz.
Konuşma mecaliniz kalmamış, halka güven verememişsiniz, yaklaşık 20 yıldır partinizi iktidara taşıyamamışsınız, ama hala o koltuğu bırakmamak için direnip de direniyorsunuz.
Ne kadar direnirseniz o kadar saygınlığınızı da kaybedersiniz, kaybedeceksiniz.
Yazık oluyor Türk Milliyetçilerine ve bu davaya inanan ülkücülere…
Ne dedi Meral Akşener “MHP’de ben paralelciysem, Bahçeli’de o kadar baş paralelci!”
Doğru söze ne denir?
Ama herkesin doğru bulduğu bu sözler üzerine Devlet Bahçeli ve ekibi harekete geçmiş! Meral Akşener’i partiden atacaklarmış!
Atın, atın!
Atamadık kimi bıraktınız ki?
Partiyi karaya oturtmak için, baraj altında bırakmak için daha ne hünerleriniz varsa ortaya dökün!
Dökün ki size ümit bağlayan, sözde çok eleştirdiğiniz AKP hükümetinin önünü açın, onlar ilk seçimde 400 milletvekiliyle yeniden iktidar, sizlerse baraj altında, tabela partisi olun!
Güzel bir karar değil mi?
Sizler de bunu istemiyor musunuz?
Eğer isteseydiniz, bu kadar ayak oyunlarına girmez, bu kadar partiyi ve kendinizi küçültmezdiniz…
Hatırlayınız, daha düne kadar milletvekiliydi, bakandı, Meclis Başkan Vekili’ydi. Beraber politika yaptınız. Şimdi yollar ayrılınca “paralelci!” mi oluverdi Meral Hanım?
Madem “paralelci” idi Meral Akşener, siz ne idiniz? Sizler partinin başında değil miydiniz? Siz bir ekip değil miydiniz?
Yazıyı uzatmayalım. Önümüzdeki günler ne getirecek, ne götürecek birlikte göreceğiz. MHP’lilerin ve tüm ülkücülerin beklentisi Mayıs ayında yapılacak kurultayda MHP’yi ayağa kaldıracak insanların partinin başına gelmesi.
MHP ve ülkücüler de bunu istiyor, bunu bekliyor.