Şunun şurasında Kurban Bayramı’na kaç gün kaldı? İki gün sonra Allah kısmet ederse hali vakti iyi olan Müslümanlar kurban kesecek! Kurban dedik, hayvan dedik de hatırladık. “İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum” demiş ünlü düşünür.

Şunun şurasında Kurban Bayramı’na kaç gün kaldı?
İki gün sonra Allah kısmet ederse hali vakti iyi olan Müslümanlar kurban kesecek!
Kurban dedik, hayvan dedik de hatırladık.
“İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum” demiş ünlü düşünür.
Yeryüzündeki hiçbir hayvan günah işlemezmiş.
Yaradılış gayesine uygun doğadaki görevini yaparmış.
Yırtıcı hayvanlar ve avlar vardır, ancak hiçbir yırtıcı karnı doyduktan sonra zevk için avını öldürmezmiş ve avlanan hayvanın hiçbir parçası, organı israf olmaz, doğanın devam etmesi için kullanılırmış.
Biz insanlar birisine kızınca hayvan sıfatları ile aşağılarız ya!..
Hiçbir hayvanın insanoğlu kadar günahkâr, nankör ve doğa için zararlı olduğunu zannetmiyorum.
Siz hiç; göç eden bir hayvan sürüsünün kendilerine saldıran yırtıcılardan kaçarken birbirlerini sattığını gördünüz mü?
Veya bir yırtıcının saldırdığı sürüde, savunmasızların korunmayıp, kaderiyle baş başa bırakıldığına şahit oldunuz mu?
Ama insanoğlu, en sevimsiz hayvanlar kadar bile değerlerine sahip çıkmıyor.
Son günlerde artan terör olaylarından, acılı ailelerden bile rant çıkarmaya çalışan, insanlığını yitirmiş canlılar izliyoruz.
Akan kan ve yaşanan dramlardan siyasi menfaat çıkarmayı amaçlayan aşağılıklar görüyoruz.
Kendi görüşünü savunabilmek için rakiplerinin bilmem kaç yıl önceki icraatlarını gündeme getirirken utanmayan, utanmaz, arlanmazlara şahit oluyoruz.
Hiçbir şey bulamayınca küfreden acizler de işin cabası…
Olayları derinlemesine irdeleyecek beyne sahip olmayanların sadece görüntü üzerinde hâlâ hayasızca savunma gayreti içinde olduklarını izliyoruz.
Parti ve siyasetçi ismi vermiyorum. Anlattıklarımdan kendisini bulanlar üzerine alınabilirler.
Bir komedi filmi değil yaşadıklarımız.
Senaryosu eli kanlı terör örgütü işbirlikçileri tarafından yazılan, düşünme özelliğini kaybedenler tarafından sahnelenen veya beyni ile birlikte vücudunu kiralayanlar tarafından oynanan bir tiyatro oyunu bu…
Bu millet bu oyunları 1980 öncesi sağ-sol, Alevi-Sünni diyerek yaşadı. Şimdi de Türk-Kürt diyerek yaşatmak istiyorlar!
Bu senaryo da bittikten sonra nasıl bir yol izleyecekler merak ediyorum. Belki gelecekte Galatasaraylı-Fenerbahçeli diye ayrı oyunlar sahneye koyacaklar.
Türkiye’nin ısrarla bir iç çatışmaya sürüklenmek istediği bugünlerde bile dününü unutan, yarınını düşünmeyen ve sadece bugününü en iyi şekilde yaşamaktan utanmayan yaratıkları izlerken insanlığın geldiği son noktaya isyan ediyorum.
Kırşehirlilerin her türlü provokasyonlara karşı uyanık ve aklı selim olmaları gerekir. Tezgahlânmak istenen oyunlara karşı uyanık olalım.
İşte insanlarla hayvanlar arasındaki fark bu olsa gerek.
Hiçbir hayvanda olmayan özellikleri bünyesinde barındıran yaratıkları gördükten sonra hayvanlara olan sevgim ve sempatim daha da arttı.
Hani Kırşehir’de gözünü servet hırsı gömmüş, kafasına kuma gömmüş, kendi çıkarından başka kimseyi görmeyen, Kırşehir’deki yaşanan ve yaşanması muhtemel olaylara karşı hiçbir tepkisi olmayan sözde “zade” geçinen, aslında hiçbir güvenirliliği olmayan, bütün yakınlarını servet için oyuna getirmiş nice sözde “Ebusuud Hazretleri” geçinenlerin adını mı merak ediyorsunuz? Murteza Kerpiçkesen deyiverin gitsin.
Akıldaneleri gördük, biliyoruz. Onlar, Kırşehir yansa itfaiyeye telefon bile etmez!
Çünkü onlar insan içine çıkamayan, menfaat için kırk parti değiştiren, efemine yürüyen, memleket meselelerine kafa yormayan, illaki kendi çıkarları için her şeyi yapmaktan geri durmayan hilkat garibesi, kırmızı yüzlülerdir.
İşte Kırşehir’de “akil adam” konumunda, lâfı sözü dinlenir, inandırıcı birisi var mı?
Onun için en tembel hayvan bile yarınını, neslini, geleceğini düşünürmüş. Kendinden sonraki nesillerin devamı için kendisini feda eder ve hiçbir menfaat için ruhunu ve bedenini satmazmış.
İşte günümüzde yaşadıklarımızın senaryosu böyle bir şey olsa gerek!
Ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeler halkı geriyor, olayları tetikliyor. Dileğimiz ve arzumuz Türkiye’de birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır.
İşte komşularımız olan Irak’ta, Suriye’de yaşananlar…
Büyük Atatürk ne demişti:
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Kıymetini bilelim eşsiz Atatürk’ün. Ne kadar doğruymuş sözleri…
Böyle bir ortamda ve sor günlerden geçerek iki gün sonra Kurban Bayramı’nı kutlayacağız.
Teröre şehit vermiş ağlayan, gözyaşı döken bütün insanların ve Kırşehirli hemşehrilerimizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum.
Bayramları bayram gibi kutlayanlara ne mutlu…
Hepinize nice mutlu bayramlar…