Silahların gölgesinde acı çekerek yaşamak yerine, huzurlu barış içinde yaşamak tüm insanlığın arzusudur. Barışık, güvenli ve huzur içinde yaşamak için silahların susması, akan kanın durması gerekir.
Silahların gölgesinde acı çekerek yaşamak yerine, huzurlu barış içinde yaşamak tüm insanlığın arzusudur. Barışık, güvenli ve huzur içinde yaşamak için silahların susması, akan kanın durması gerekir. Buda adeta kuruyan bir ağacın yeniden yeşermesi ve meyve vermesi gibidir.Memleketimizin her bir köşesinde yaşayan insanlarımızı acıya boğan, gencecik vatan evlatlarını zamansız toprağa düşüren bir terör belasıdır uzun yıllarca sürüp gidiyor.
Bir süredir devam ettirilen çözüm süreci pek de bir fayda sağlamadığı gibi adeta kırsalda varlığını sürdürebilen terörün kentlerde de güçlenmesine zemin hazırladı.
Bence bunun gerekçeleri de elbette vardır. Zira çözüm sürecine başlanırken hata yapılmıştır. Siyasi zeminde hem de TBMM çatısı altında çözülmesi gereken bu denli önemli bir olay, film artistlerine, şarkıcılara, türkücülere, aydın olmayan sözde aydınlara, hep aynı siyasi görüşü paylaşan akademisyenlere, yazarlara, çizerlere bırakıldı. Onların görüşleri alındı, toplantılar yapıldı ve tüm bölgeler gezilerek adeta sokağın dili haline getirildiler. Kırşehir’e gelen bu heyetin çalışmalarını da gördük, bu yöntemin bir işe yamayacağı ta başından belliydi, öylede oldu. Başbakanın geçtiğimiz hafta, Mardin’de açıkladığı eylem planı da çözüm üretmekten uzak görünmektedir.
Çözüm süreci tüm bunların yerine, İktidar ve muhalefet partileri, Türk silahlı kuvvetleri, Emniyet teşkilatı, Şehit yakınları ve Bölge halkı temsilcileri tarafından yürütülmeliydi.
Yoksa görmeyen ve duymayan insanlarla yapılan çalışmaların sonuçsuz kalacağı başlangıçta belliydi, zaten başladığı gibi de bitti.
İnsanların birbirleriyle barışık yaşamaları karşılıklı fedakârlık, hoş görü ve dürüstlük ister. Toplum barışık yaşamaya hazır olmadığı zaman da sonuçları maalesef ağır olmaktadır.
Bilinmeli ki! Barışa gidilen yol;
Sokakların, köylerin, kasabaların ve şehirlerin isimlerinin değiştirilmesiyle,
Asker ve polisin, cadde ve sokaklardan çekilerek kışlada ve karakollarda tutulmasıyla,
T.C.’nin kaldırılmasıyla, v.s. olmaz.
İşte yapılan tüm bu yanlışlıklardan sonra;
İktidar seyrederken,
Terör kırsaldan kentlere gelir yerleşir,
Cadde ve sokaklar patlatıcıyla donatılır,
Hendekler kazılır,
Hücre evleri oluşturulur,
Yeraltına tüneller kazılır,
Silahlar depolanır ve ardından devlete karşı savaş açılır.
Silahlar patlar, gencecik vatan evlatları…
Bedel öder hem de ağır bedel.