Değerli okuyucularımız; insanlarla sürekli iletişim ve diyalog hâlinde olan bireyler olarak, halden anlamak bizleri doğal olarak yardıma sevk eder. Dert ve sıkıntılara ortak olmak, yalnızca bir tercih değil; insanlığımızın bir gereği ve Allah’ın kullarına yüklediği ahlaki bir sorumluluktur. Bu yazıyı, toplumumuzda bu bilinç ve hassasiyeti yeniden hatırlatmak, kalplerde merhamet ve duyarlılık oluşturmak adına kaleme alıyorum.
Değerli okuyucularımız, hepinize dua ve selamla yazıma başlıyorum.
İnsan, insanın aynasıdır. Bir yürek daraldığında, bir göz hüzünle dolduğunda; onu fark edebilen bir başka yürek varsa, işte orada insanlık hâlâ yaşıyor demektir. Halden anlamak; yalnızca görmek değil, hissetmek, yükü omuzlamak ve “Ben buradayım” diyebilmektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”
Bu hadis, hayatın pusulasıdır. Fayda; bazen bir tas çorba, bazen bir çift söz, bazen de sadece susup dinlemektir. Ama her hâlükârda, bir kalbe dokunmaktır.
Toplumda darda olanı görmezden gelmek kolaydır. Asıl erdem, o darlığı kendi darlığımız bilmektir. Çünkü Resûlullah (s.a.v.) bizleri şöyle uyarır:
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
Bu söz yalnızca açlığı değil; yalnızlığı, çaresizliği ve umutsuzluğu da kapsar. Bir insanın kalbi açken, onun yanında tok bir vicdanla duramayız.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide, 32)
Bazen bir can kurtarmak; intiharın eşiğindeki bir yüreği fark etmek, bazen de hayata küsmüş bir insana yeniden umut olmaktır.
Nice insanlar vardır ki yardım isterken bile utanır… İşte halden anlamak, söylenmeyeni duymaktır. Sessiz çığlıkları işitebilmektir. Gösterişsiz, riyasız ve yalnızca Allah rızası için yapılan iyilikler, insanın amel defterinde hiç ummadığı kapıları açar.
Benim de bir duam vardır; halden anlayanların duasıdır bu:
“Ya Rabbi, bana güç ver ki insanlara yardımcı olayım.”
Bu dua yalnızca kuvvet istemez; merhamet, feraset ve sabır ister. Çünkü insanlara yardım etmek; bazen yorulmak, bazen incinmek ama yine de vazgeçmemektir.
Unutmayalım: İyilik bulaşıcıdır. Bir kişinin yüreğini ısıtan bir davranış, bir toplumun vicdanını uyandırır. Bugün bir el tutarsak, yarın o el başkasına uzanır. İşte böyle böyle, cennet dediğimiz yer sadece ötede değil, bu dünyada da inşa edilir.
Rabbim bizleri; gören gözlerden, hisseden kalplerden ve iyiliği hayat düsturu edinmiş kullarından eylesin. Âmin.
Tüm okuyucularımızın ve İslam âleminin cuması mübarek olsun.
Vesselam