KIRŞEHİR’DE bugünlerde hava sıcaklıkları insanları bunaltıyor. Sıcaktan sokağa çıkamıyorsunuz, hava alamıyorsunuz.
KIRŞEHİR’DE bugünlerde hava sıcaklıkları insanları bunaltıyor. Sıcaktan sokağa çıkamıyorsunuz, hava alamıyorsunuz. Evinizde sıcakta oturup yatamıyorsunuz.Bir sıcak bir sıcak, hem de yakıyor, bütün dengelerinizi bozuyor.
Kırşehir’de elbette hava sıcaklığı yok tabii. Siyaset daha sıcak.
Ülkemizin içinde ve dışında yaşanan sıcak gelişmeler de bu işin cabası.
Ülkemizde her gün patlamalar, silahlı çatışmalar, şehitler memleketini seven her insanı derinden etkiliyor, Kırşehir’de insanlar sadece seyretmekle yetiniyor. Çünkü ellerinden gelen fazla bir şey yok.
Ülkemizde kan ve gözyaşı hakim. Ülkeyi idare siyasetçiler nelerde uğraşıyor?
7 Haziran seçimlerinde milletin verdiği mesajı anlamamakta ayak diretiyor, bir araya gelmiyor, uzlaşma yoluna gitmiyor.
Olan da hep bu ülke insanına oluyor.
Kırşehir’de görüştüğüm insanlar bu duruma öfkeli, siyasilerin bencilliklerine kafa yoruyor, sinir katsayıları yükseliyor. Ama yapacakları fazla bir şey de yok.
Ülkenin sorunları içinden çıkılmaz bir hale geliyor, onlar koltuk ve saltanat peşindeler. Yapılacak bir erken seçimde sonuçlar değişir mi? Üç aşağı beş yukarı aynı olur diyenlerin sesini duyuyorum. O zaman niçin erken seçimde ısrar ediliyor?
Bu ayrı bir konu, ayrı bir dert!
Bugün gazetelerin haberine bir bakar mısınız, 48 tane stajyer avukat hâkim ve savcı olmak için, girdikleri sınavda kopya çekmiş yani sahtecilik yaparak ve hile ile hâkim veya savcı olmuş. Eh haydi sen güven neye güveneceksen, hak ve hukuk aradığımız kurumun başına bin bir türlü dalavere ile hayâsızın biri gelmiş oturmuş, bende orda hak ve adalet arayacağım. Bulabilir misin dersen, eh tesadüfe bağlı.
Kim nasıl kurdu bu düzeni, böyle bir idare böyle bir sistem olur mu?
Oluyor işte burası Türkiye. Bakanı rüşvetçi, hâkimi sahte diplomalı, eğitimcinin okumuşluğu yok. Yahu ne biçim kadermiş bu kaderi kim yazıyor Anadolu insanının kaderi hep kötü mü yazılmış, kader yazıcının Anadolu insanına düşmanlığı mı var, çık baştan açıkça söyle, söyle ki herkes tedbirini ona göre alsın.
Son zamanlarda bir kandırılma edebiyatı aldı gidiyor, kim kimi kandırdı kim kime kandı birileri beni neden kandırmaya çalıştık, ben neden kandım, benim aklım fikrim yok mu?
İşte biz böyle bir memlekette yaşıyoruz, kimin ne yaptığı belli değil.
“Oslo görüşmeleri” diye senaryo hazırlamıyor, birileri benim memleketimin kaderini değiştirecek bir pazarlık içerisine giriyor, Anadolu’da yaşayan insanların huzuru için, malum PKK olayı.
Hiç kimsenin bir şeyden haberi yok ne konuşuluyor, kim ne dedi neyi ne için dedi, biz tamamen görüşmelerin gizli ve güvenilir insanlar tarafından yapıldığını sanıyorduk. Meğer öyle değilmiş orada da birileri bizi madiklemiş, yapılan görüşmeler hakkındaki detayları başına jurnal etmiş.
Devletin bir yetkilisi çıkıyor, Oslo’da görüştüğümüz gizli belgeleri pareler yapı başına sızdırdı diyor. Aradan zaman geçiyor işler pek yolunda seyretmiyor galiba, hani suçlu bulunacak ya aynı yetkili bu sefer başka konuşuyor. Oslo görüşmelerini MİT elemanları yürütüyor diyorlardı, onların biri köstebeklik yapmış yahut görüşmeleri yapanların içinde birisi yine bizi kandırdı diyor. Haydi, buyurun vatandaş ne yapsın, kime inansın. Sen kendi içinde bir gurupla problemin var bunu çözerken veya çözmeye çalışırken yabancı bir devleti araya sokuyorsun yani İngiliz’inki bu devletin sicili ve geçmişi belli ve sonrada sesleniyorsun, birileri bilmem neyi dışarı sızdırdı yok paralelci var torbada, olmadı beni yine kandırdılar, bunlara kargalarda güler. Başkasının güleceği işleri yapanlar hemen temize çıkma gayretine giriyorlar biraz ayıp kaçıyor.
Dünya lideri olarak lanse edilen, Türkiye’nin lideri sayesinde ekonomi allak bullak, bütün komşularla aramız açık, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı ve yanında bazı bakanlarla ABD´ye gidiyorlar, güya davet edilmişler yani biz kendimizi adam yurduna koyarak kıymetleniyormuşuz imajı yaratmaya kalkıyoruz, fakat gidilen ülkenin haberi yok. ABD dışişleri bakanına Sorulunca da, adam üzgün olduğunu ve haberinin olmadığını söylüyor. Bu ne biçim siyaset, yine mi kandırıldılar. Yoksa paralel yapının başı orada da mı yol kesti.
Libya’da hezimet ve bütün anlaşmalar iptal.
Mısır Kavalalı paşanın devamı mı oldu, Ro-Ro anlaşmalarını askıya aldıklarını söylediler. Mısır’ın rejiminden bize ne idi, bizi ne alakadar ederdi. Sisi denen bir adamı getirmiş Amerikalı, halkta onu referandumla kabul etmiş, bizim nemize gerekti de Sisi’yi sise boğduk. Türkiye’nin Afrika’ya açılan tek kapısı idi. Şimdi ihracatçı tüccar ne yapacak, hadi çöz sorunu.
Tunus, Cezayir aynı politikanın neticesi, Türkiye’den uzaklaştılar ve bazı ticari anlaşmaları iptal ettikleri söyleniyor.
Suriye’nin durumu meydanda, en çok ticaret kapısı ve en uzun sınıra sahip olduğumuz ülkenin sınırları delik deşik. Her gün ayrı bir gurupla komşu oluyoruz, terörün birini defetmek için başka bir terör gurubuyla anlaşıyorsun böyle politika mı olur.
Irakla komşuluğumuz nerden başlıyor nerde bitiyor bilen yok. Sınır boyunca bilmem kaç tane örgütle komşuyuz ve bunlardan medet bekler duruma geldik. Hele birde Şah Fırat operasyonu başarı olarak gösteriliyor ki yabancı ajanslar hiçte öyle olmadığını söylüyor. Hele bu operasyonda bazı tankların Suriye sınırları içerisinde bırakıldığını söylüyorlar ki, çok vahim ve utanç verici bir olay, neden niçin arızalı olduğu için mi yoksa bazı örgütlere yardım amaçlı olarak kasten mi bırakıldı söylenti bu şekilde. Ne derece doğru, cevaplayan yok.
Son zamanlarda arka arkaya düşen ve çok zor yetişen şehit pilotların kazaları hakkında değişik söylentiler var. Düşen uçakların bakımları ve möderisyonlari nereden yapıldı, yetkili birisi çıkıp da bir açıklama yapmıyor. Şimdiye kadar yapmadı, yapılmadı.
Cumhurbaşkanının, Merkez Bankasını hedef alarak yaptığı açıklamalar, Doların frenini patlattı ve dolayısıyla her mala zam bindi. Durumumuz meydanda, halimiz içler acısı, Allah yardımcımız olsun. Eğer böyle giderse Yunanistan’ın durumuna düşeceğimizi söylüyor ekonomistler. Satacak bir şey kalmadı, para işiyle uğraşanlar Türkiye’yi büyük bir kriz bekliyor diyorlar.
Enflasyon devlet başkanlarının deyince inecek, çık deyince çıkacak bir olay değildir, ama bize öyle olur mesajı veriyorlar. Bütün dünyada para politikasını yürüten kurumlar vardır ve onlar bakar piyasanın ateş ve nabzına. Bir kere şunu herkesin bilmesi gerektiğini hatırlatırım.
Yabancı lisans ve patentine kalkınma olmaz ve de olamaz son uçak kazalarında halkın şüphe ve tereddütleri var. Dünyanın sayılı askeri güce sahip olan Türkiye’nin kullandığı uçakların yazılımı başkasının elinde.
Yani Eşek elin semer emanet, gem bizde kırbaç başkasının elinde. Tanrı bize acısın. Son zamanlarda yine bir şehit edebiyatı başladı. Bu çocuklar neden ölüyor birden bire cenazeler neden gelmeye başladı, bu nasıl duracak.