TÜRK siyasî hayatında Kırşehir’den nice milletvekilleri geldi, geçti. Orhan Veli’nin “Hiçbir şeyden çekmedi dünyada nasırdan çektiği kadar” dediği Süleyman Efendi hesabı… Kırşehirliler de siyasilerden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi.

TÜRK siyasî hayatında Kırşehir’den nice milletvekilleri geldi, geçti.
Orhan Veli’nin “Hiçbir şeyden çekmedi dünyada nasırdan çektiği kadar” dediği Süleyman Efendi hesabı…
Kırşehirliler de siyasilerden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi.
Partilerinin dayatmalarıyla “seçin” diye oy istedikleri, nice partilerin, nice milletvekili adaylarını allayıp pullayıp “şöyle aslandır, böyle kaplandır, şöyle atar, böyle tutar, şöyle milliyetçi, böyle vatansever, şöyle sosyal demokrat, böyle devrimci” nidalarıyla oy verip seçtiklerimizi Ankara’ya Atatürk’ün Meclisi’ne gönderdik.
Gönderdik de ne oldu?
Kimisi karınca kararınca hizmet etmeye çalıştı, başkalarının hayali projelerini “işte projem, Kırşehir’e şu hizmeti getiriyoruz” diye yalanlarıyla tarihe geçti.
Diğer birisi bir gecede beş parti değiştirip ilk seçildiği partiyi unuttu, diş taktırıp devleti kandırdı, adını “jet milletvekili”ne çıkardı.
Kimisi yok yerde kafasına tuğla düşürdü, kendisini de, partisini de, ailesini de, oylarını aldığı Kırşehirlilerin de başlarını öne eğdirdi, hiçbir şey yapamamanın ezikliği ile silinip gitti.
Hepsine de insan olarak üzülmemek elde değil. Yazık ettiler kendilerine.
Hani derler ya “devlet adamı olmakla siyasetçi olmak ayrıdır” diye.
Kırşehir’de zaten bu tür nedenlerle üç dönem seçilen ancak birkaç milletvekili oldu. Bunlar Kırşehir siyasetine dürüstlükleriyle, hizmetleriyle, verdikleri demokrasi mücadelesiyle siyasi tarihimize adlarını altın harflerle yazdırdılar.
İşte bilmenizi istediğim üç dönem milletvekili seçilenler. Bir Osman Bölükbaşı, bir Memduh Erdemir, bir Mikâil Arslan. Bu üç ismi hiçbir Kırşehirli bugün bile halâ unutmuyor, anıyor.
Onun dışındakiler hasbelkader bir veya kerhen iki dönem seçilip, tarihin tozlu sayfalarında kayboldular, memleketleri Kırşehir’e bile gelemez oldular, gelemiyorlar. Gelemeyecekler tabi. Kırşehirliler onları milletvekilliği yaptıkları yıllardan hatırlıyorlar.
Kırşehirliler milletvekillerini neden seçerler acaba?
Kırşehirliler neden bir Kayserili gibi, bir Nevşehirli gibi ince eleyip sık dokumazlar?
Hatırlayınız 7 Haziran seçimlerini, 1 Kasım seçimlerini. AK Parti dışındaki partiler ve adayları neden kaybettiler, neden bu partilere oy vermiyorlar? Demek ki Kırşehirliler de artık İktidardan yana olmanın, hizmet almanın yolunun buradan geçtiğini öğrendiler. Kayserililer gibi Nevşehirliler gibi düşündüler. İyi de ettiler.
Yukarıda da dediğim gibi yıllar yılı kimleri Meclis’e seçip göndermedik ki!
Kırşehirliler, “memlekete hizmet etsinler, benim hak ve hukukumu savunup korusunlar” diye onları Meclis’e gönderdiler.
Peki onlar bunun gereğini yapabiliyorlar mı, ya da yaptılar mı?
Kırşehir siyasi tarihini gözlerimin önüne getiriyorum da birkaçı dışında yok maalesef!
Kimlere oy vermişiz, kimleri milletvekili diye Meclis’e göndermişiz üzülmemek elde değil.
Bir Osman Bölükbaşı vardı demokrasi mücadelesi veren, Hazreti Ömer adaleti getirmek için az mı hürriyet mücadelesi verdi. Bu uğurda nice cefalar yaşadı. O Türk siyasî hayatının renkli ismi, duayeni, “Anadolu’nun yeleli aslanı”, Türkmen lider her konuşmasıyla olay olurdu. Ülkeyi yöneten İktidar mensupları onu görünce kaçacak delik arardı. Meclis kürsüsünde haykırır, ülkenin ve Kırşehir’in sorunlarını aktarırken gözünü budaktan esirgemezdi. Rakipleri ondan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemişti.
İşte Kırşehir bağrından böyle bir milletvekili, hatta böyle bir parti genel başkanı çıkarmıştı. Ama onun gibi bir milletvekili bir daha Kırşehir’den çıkmadı dersek abartmamış oluruz her hâlde…
Ondan sonra gelen milletvekillerimiz içinde birkaçı bakan oldu. Onlar da eh işte göstermelik Kırşehir’e hizmet etmeye çalıştılar. Onların da ömrü vefa etmedi.
Son bakanlarımızdan birisi olan Ramazan Mirzaoğlu’nun Kırşehir’e getirdiği hizmetlerin dışında Kırşehir ne yazık ki beklediği ve arzuladığı hizmetleri alamadı. Ta ki Milletvekili Mikâil Arslan’a kadar…
Son yıllarda seçtiğimiz milletvekillerine bakıyor ve “bunlar Kırşehir’in milletvekili olamazlar, Kırşehir’i temsil edemezler” diyenlerin çoğu bu sözlerinde haklı çıktılar ne yazık ki…
Uzun yıllar geçti aradan…
Hatırlamıyorum kaç yıl oldu milletvekillerimizin birisi Meclis kürsüsünde söz alıp Kırşehir’in sorunlarını konuşalı.
Başka illerin milletvekilleri ne yapıp ediyor, bir şekilde söz alıp Meclis kürsüsüne çıkıp illerinin, ülkenin sorunlarını gündeme getirerek çözüm isterlerken, bizim Kırşehir’in milletvekilleri nedense söz alıp konuşma gereği bile duymuyorlardı.
Hiç unutmuyorum, CHP’den hasbelkader seçilen bir milletvekilimiz vardı, zaman zaman Meclis’te konuşurdu. Sağolsun Kırşehir’in adını Meclis’te yaptığı konuşmalarla duyururdu. Hele bir konuşmasında Kırşehir’in meşhur Kalesi’ni örnekleyerek, siyasileri Kale’ye davet etmişti. Buna bütün Kırşehirliler tepki gösterince, o milletvekilinin Meclis’te yaptığı ve yapacağı son konuşma olmuştu. Hatta Ankara-Kayseri karayolunun girişine “CHP Kırşehir Milletvekili falanca Kırşehir’e Giremez” diye pankart asmışlardı. Böyle yaptığı konuşmalarla, hareketlerle kendine göre silinmez izler bırakıp CHP’nin Kırşehir’deki son temsilcisi olarak tarihe geçti. Şimdi milletvekili seçildiği Kırşehir’e ve partisine gelmez, uğramaz, seçimlerde çalışmaz, nerede ne iş yapıyor bilmiyoruz. Belki o da diğerleri gibi “üttüm oynamam” diyordur.
Yine SHP’den milletvekili seçilen, sonra CHP açılınca yuvasına dönen CHP’li Av. Coşkun Gökalp’in de hakkını inkâr etmemek lâzım. Gökalp de o yıllarda Kırşehir’in tarım ve hayvancılığından tutun da, çiftçilerin tüm sorunlarını defalarca dile getirirdi.
Dürüstlüğü ile Kırşehir severliliğiyle tanıdığım Coşkun Gökalp bugün hâlâ Kırşehir için, partisi için hizmet vermeye devam ediyor, Kırşehir’de ve Kaman’dan kopamıyor, hemşehrileri ile iç içe yaşıyor.
Hele geçtiğimiz dönemlerde AK Parti’li milletvekillerinin bir günde bir gün Meclis’te söz alıp Kırşehir’in sorunlarını gündeme getirdiklerini görmedim. Eğer söz alıp biz Kırşehirliler uyurken konuşmuşlarsa o da belki liderlerini övüp, geleceklerini garanti altına almak içindir. Bırakın Kırşehir’i ülkemiz için bile olsa bir kelam etmeyi, zamanlarını kendi kişisel işleriyle, günlerini doldurup kaybolup gittiler.
Bu dönem Kırşehir’in yine AK Parti’den iki milletvekili var. Mikâil Arslan projeleriyle, Salih Çetinkaya ile her gün bakanlık koridorlarında, bakanlarla, genel müdürlerle, müsteşarlarla Kırşehir’in sorunlarını takip ederlerken, Meclis kürsüsünde de zaman zaman konuşuyorlar, Kırşehir’in sorunlarını gündeme getiriyorlar.
İşte bizim ve Kırşehirlilerin özlediği tablo bu olsa gerek. Yazımın özeti de seçtiklerimizin Meclis’te konuşup Kırşehirlilerin sorunlarını dile getirmeleridir.
Milletvekilleri Mikâil Arslan ve Salih Çetinkaya’nın Kırşehir’in çevre yolu, demiryolu gibi ulaşım problemleri ile Cezaevinin kaldırılması, yeni Hükümet ve il Emniyet Müdürlüğü binalarının yapımı, Çiçekdağı yolunun duble olması, Kervansaray’dan tünel yapılarak Boztepe yolunun işlevsel hâle getirilmesi, Tuzköy Havaalanı yolunun duble yol olması, Kapadokya’dan Kırşehir’e daha kolay ulaşım sağlanması gibi pek çok meselede birlikte hareket ettiklerini görmek, Meclis’te yaptıkları konuşmalarla doğrusu kendi adıma söyleyeyim Kırşehirimiz için mutlu oldum.
Yıllardır beklediğimiz tablo buydu. Milletvekillerimiz hep böyle olsun, ülkenin ve Kırşehir’in sorunlarını dile getirsinler, Kırşehir’de göçün önüne geçsinler istedik, yeni yatırımlar getirsinler dedik.
Yine Milletvekili Salih Çetinkaya da geçen hafta Meclis’te teröre destek veren milletvekillerinin gözünün içine bakarak tepkisini dile getirdi ve Kırşehir’in Ahiliğini öne çıkardı.
Ben şahsen yıllardır oy verip Meclis’e gönderdiğimiz milletvekillerinden hep bunu isteyip, durmuştum. Ama ne gezer!
Meclis’te el kaldırıp indiren, kendisi gibi başka illerin milletvekillerinin elini öpen milletvekillerini gören Kırşehirliler böyle bir milletvekilini ne yapacak ki!
El öpen deyince, Kırşehirliler hatırlar, Kırşehirli bir milletvekilinin Meclis’te başka bir ilin milletvekilinin elini öpmüştü de Kayserili bazı otobüs firmalarının muavinleri Kırşehir’de inecek yolcular için “El öpende inecek var!” diye bizimle kafa bulmuşlardı.
Biz Kırşehirliler tabi böyle milletvekillerini istemiyorduk. Ama liderler, kendilerine karşı gelmeyecek, el etek öpecek, el kaldırıp indirecek milletvekilleri istediği için bu tipleri aday gösterip, bizler de onların dayattıklarını seçmedik mi?
Seçtik de ne oldu?
Olan Kırşehir’e oldu.
Onlar şimdi nerede, ne iş yapıyorlar bilmiyoruz. Bugün milyonlarca lira milletvekili maaşı alıyorlar, nasıl yiyorlar, nasıl yaşıyorlar bilmiyoruz. Ama Allah’a kurban olayım ki, hiçbirisi Kırşehir’e gelemiyor, insan içine de çıkamıyorlar ya.
Şimdi Meclis’te AK Parti’den iki milletvekilimiz var. Mikâil Arslan ve Salih Çetinkaya’nın iktidarın milletvekili olarak Kırşehir’e hizmet etmek için birlikte, el-ele çalıştıklarını görüyor ve bundan da son derece mutlu oluyoruz. Yurt dışında ve yurt içinde yatırımcılar arıyorlar, Kırşehir’e getiriyorlar, Kırşehir’i gezdiriyorlar, Kırşehir’i anlatıyorlar.
Daha geçenlerde Hollandalı bir grup yatırımcıyı getirmediler mi?
İşte değerli okurlarım, ben böyle düşündüm, böyle yorumladım.
Biliyorum, sizin düşüncelerinize tercüman oldum.
Siz de böyle düşünmüyor musunuz?