Alıp başımı gelmek istiyorum bu şehirden. Neresi olursa olsun. Çünkü sen gittikten sonra dünya başıma yıkıldı. Hiç bu kadar yalnız kalmamıştım, hiç bu kadar ağlamamıştım geceleri! Uyanıp uyanıp seni sayıklıyorum duvarlara, seni anıyorum geride bıraktığın sicili bozuk aşkların sayfalarında… Ah ah! Sen yoksun ya, ben hep kanıyorum bahçenin dibinde boynu bükük solgun bir gül gibi...

Ne yana baksam sen, ne yana dönsem hatıralar... Nasıl becerdin bilmiyorum ama her tarafına sinmişsin bu şehrin... Kimi yerde tebessümlerin, kimi yerde donup kalmış gözlerin, kimi yerde gönlümü fetheden sözlerin, kimi yerde ayaklarımı yerden kesen buselerin! Ama abartısız her yerde sen varsın, kurutulmuş aşkımızın siyah beyaz fotoğrafları! Madem gittin ne diye bunca hatırayı da alıp götürmedin kendinle. Ben kanadı kırık kuş şimdi ne yapayım, kime sığınayım bu koskocaman şehirde?

Mutfağın penceresinden seyrettiğimiz o erik dalları hala yerli yerinde, o gök mavisi düşler hala seni sayıklayıp durmaktadır gün boyu! Elimdeki çay bardağı hala yüreğin kadar sımsıcak ama sen yoksun ve ben her hatırlayışımda kanıyorum ve ben kanadıkça bu şehir bana ağır geliyor, taşıyamıyorum yokluğunu, yaralı bir ceylan gibi ah ve kederlerle ölüp ölüp diriliyorum Sûedâ.

Bu yüzden gitmek istiyorum bu şehirden. Neresi olursa olsun, sadece gitmek, sana gitmek Sueda, hem de bir an önce, yıldırım hızıyla! Gideceğim yerin hiç önemi yok. Dedim ya sadece gitmek istiyorum. Her şeyi bırakıp gitmek! Arabamı, evimi, telefonumu, hayallerimi, gözlerimi, gezindiğim sokakları, okuduğum kitapları, senli benli rüyaları, dinlediğimiz şarkıları, izlediğimiz filmleri; Ayhan Işık'ı, Belgin Doruk'u, acemi âşık İzzet Günay'ı, Kız kulesini, Galata'yı, sinema dönüşlerini, deli dolu yaz akşamlarını, güneşi, yakamozu, martıları, denizi, her şeyi... Canım nereye isterse oraya gitmek! Everest'ten Kafdağı’na kadar yolum var benim! Kime ne?

Senin ve benim içinde olmadığım bir dünya! Hani "durdurun dünyayı inecek var!" diyordu ya Orhan Baba! Aynen öyle. İşte oralarda bir yerde inmek istiyorum. Senin ve benim içinde olmadığım bir dünya, bana başka bir yol bırakmadın Sûedâ