Ppp-15

Bugün polikliniği ziyaretime gelen kardeşim Arife Yılancı'nın sevgili babası kıymetlilerimizden yıllarca şoförler ve otomobilciler cemiyeti başkanlığı yapan, Çoğun'daki şoförler odasına ait dinlenme tesisini şehrimize kazandıran namı ile Kara Mehmet Yılancı ağabey ile ilgili bir anıyı da paylaşmamak rahmetli büyüğüme haksızlık olur diyor ve beğeninize sunuyorum...

Rahmetli Mehmet ağabey (ilerleyen satırlarda Kara Mehmet olarak geçecek affınıza sığınarak) çocukluk yıllarından itibaren kamyon muavinliği yaparak derler ya çekirdekten yetişme; rampada takoz atmasını, çamurda sırık uzatmasını, karda, buzda zincir takmasını, yokuşta nasıl çıkılır rampadan nasıl inilir, balata ısıtmamayı, motora hararet yaptırmamayı, viraj nasıl emniyetle geçilir, kamyona yük nasıl sarılır, çadır nasıl çekilir daha birçok meslek inceliklerini Safa beylerin, Baycan'ların, Hakkı efendilerin, Yeşilliler'in en köhne eski Austin inden, Alman boğası Man'ına, Bussing'ine envayi çeşit model kamyon, 1940-1950’li yılların bozuk kargasekmezi, tekir'i, torosları, sakaltutanı, gavurdağını, Bolu dağlarının Çetin zorlu tek şeritli yollarında ter dökerek,emek vererek öğrenmiş, lafının kartlığı, dürüstlüğü, namusuna, cüzdanına, mal ve yük sahibinin güvenini ömrünün sonuna kadar altın madalya gibi üzerinde taşımış sevilen, sayılan, sözü, sohbeti dinlenir, nüktedan, esprili hoş sohbet yağmurlu lu, Çukurçayır'lı, Kırşehir sevdalısı bir büyüğümüz idi. Olay 1950’li yıllarda Hirfanlı Barajı yapılırken baraj inşaatında "nafa il müdürlüğü"nün burunsuz Fiat kamyonunu kullanırken Bulgaristan'dan anlaşma ile getirilen Türk soydaşlarımıza devletimizin imaret mahallesi sırtlarında bugünkü Cacabey ilköğretim okulu ilerisinde yapmakta olduğu evlere taş, kum, tuğla, çimento, kiremit, kereste taşırken nafa il müdürü ile arasında geçen diyaloğu dinlemiştim.

Nafa müdürü kara Mehmet'in iş ahlakını çalışkanlığını, dürüstlüğünü çok sevmiş evlenme çağındaki bu genç şoförünü ödüllendirmek istemiş.

-Mehmet; yarın evlenip aile olacaksın, evin barkın, başını sokacak bir evin yok. Gel sana da burada bir ev yapalım hazır malzeme, işçilerde varken sen de bir ev sahibi ol teklifini yapar.

Kara Mehmet bu teklife alınır, morali bozulur. Fakat karşısındaki daire müdürü amiridir. Hoş hem sever hem de saygı duyar ama bu teklif ile kendisini aşağılanmış hisseder en uygun lisan ve hitapla;

-Müdür bey "ben göçmen miyim? " diyerek teklifi geri çevirir.

Yıllar sonra kendi anlatımıyla gülerek burda göçmen/muhacir kardeşlerimizi küçümsemek değilde onların göç ettikleri yeni topraklarında ihtiyaçlı, zaruret halinde olduğunu fakat kendisinin elinin iş tutup, şoför lük mesleği ile ekmeğini kazandığını ifade etmeye çalıştığını söylemişti.

Son yılların depremzedesinden, mağduru, fakirinden arsa, arazi, TOKİ yapılarından, müteahhitlik firmalarından kura sahtekarlıkları, gibi yolsuzluk, açgözlülük, doyumsuzluk, Kanaatsiz, sahtekarlık örnekleri, haksız zenginleşme örneklerini, güç sahiplerinin adaletsizliklerini gördükçe tok gözlü, nefsine, menfaatine yenik düşmeyen kara Mehmet gibi büyüklerimizi hayırla yad ederek cenabı Allah'tan iki cihan saadeti niyaz ediyorum.

İyi ki o güzel insanlarla yollarım kesişmiş hemhal olmuşum...

Yaşar Kemal der ya "o güzel insanlar o güzel atlara bindiler ve gittiler"... Gidenlere rahmet kalanlara selam ve de örnek olsun...