1984 senesi Ağustos ayından bu yana terör örgütünün saldırılarıyla yaşıyoruz. Evrensel emperyalist güçlerin destekleyip organize ettiği terör örgütü her Allah'ın günü yeni saldırılanıyla gündemde bulunuyor. Dış güçler, Sevr Anlaşması'nı çaktırmadan uygulamaya koyma niyetindeler. (10 Nisan 1920) Türkiye'nin parçalanması için ellerinden gelenleri yapmaya devam ediyorlar.

Türkiye'de ocaklar sönmüş, anaların, babaların, kardeşlerin, gelinlerin, eşlerin yürekleri yanmış umurlarında değil. Demokrasi ve özgürlük, insan hakları kalıp sözleri ile terörün rahat bir şekilde hareket etmesinin hukuki yollarını da dayatıyorlar.

Yukardaki tarihten buyana şehit olan asker sayısı: 6.482, bu sayıya güvenlik güçleri, polisler dahil değil. Öldürülen sivil sayısı: 5.660. Bunlara tüm insanlarımız eklenince 30-40 bini bulmakta. Galiçyada, Yemen'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Kafkasyada, Çanakkale'de... verdiğimiz şehit sayısının neredeyse yarısı. Avrupalı ve ABD'li dost ve müttefiklerimiz Türkiye Cumhuriyeti'ne değil teröre destek vermekte. Barındırmakta, beslemekte, silah-andırmakta ve saldırtmaktadır. ABD, istihbarat bilgileri bile vermiyor. Verseydi 350-400 kişinin Hakkâri-Aktütün karakoluna yapacağı saldırıyı zamanında, anında bildirirdi. Bu Anadolu'nun civanmert evlatları şehit olmazdı. Batılılardan bize hiçbir milli fayda gelmez. Avrupa Birliği öyküsü bizi uyutmak ve bölmek içindir. ABD, Kuzey Irak'ta güvenlik kuşağı oluşturmayı bırakınız direk olarak teröre arka çıkmaktadır. Silah, mühimmat ve lojistik destek vermektedir.

Bizim yöneticiler, siyasi iktidarlar da maalesef, işin edebiyatı ile ilgilenmişler. Ciddi tedbirlerden uzak kalmışlardır. Düşünsenize Aktütün karakolu grubu 865 tane karakol olduğunu bildiriyor resmi ağızlar. Ama bunların hiçbiri terör saldırısının etkisine, şiddetine dayanıklı olarak, korunaklı bir şekilde yapılmamış. İstenen ödeneği hükümet vermemiş! Buraya harcanmayacak para nerede harcanacaktır? 291 personelin yaşadığı, kaldığı Aktütüne bugüne dek irili ufaklı 38 saldırı vuku bulduğu halde tedbir alınmamış. İran'ın yaptığı şato gibi kurşun geçirmez karakollar yapmamışız.

Siyasi iktidar yıllardır terör örgütüne dolaylı olarak zemin hazırladı. "Dağa taşa önce vatan yazmak ilkelliktir", "Ne mutlu Türk'üm diye yazmak tam modası geçmiş slogandır", "kürt kimliği benim de kimliğimdir" sözlerini söyleyenler üst düzey yönetimde yer aldılar. Askerin, güvenlik görevlilerinin rahat hareket etmelerini, teröre anında darbe vurmalarını önleyen yasal değişiklikler yaptılar. Kurtaramaz bir büyük ülkeyi küçük, güdük insanlar. Rabbim sen kurtar bizi bari bu alçak terör belasından, demekten öteye bir şey gelmiyor elimizden. Yozgatlı ustalar, biz Aktütün Karakolunu maksada uygun olarak parasız yapacağız, diyorlar. Emek bizden, sermaye devletten. Bu millet duyarlıdır. Para yoksa yardım edelim kampanya açılsın tüm karakolları şato gibi yapalım! Helal size Yozgatlı ustalar, Ahiler-Bektaşiler! Yanan yüreklerin acısını tanımlamak mümkün değildir: "Hepimiz Mehmetçiğiz, hepimiz şehidiz! Ya bu kanı durdurun ya da millet durduracaktır!" Bir ana feryat figan ediyor Kahramanmaraş’ta: "Ağlamayın, şerefsizleri güldürmeyin!"

Gene nutuklar gürül gürül, klişeleşmiş sözler, ciddi bir tedbir yok. Mecliste, PKK'nın uzantısı bir parti alenen destek veriyor. Bunca cinayetin katil sürüsüne "terör örgütü" "hain" diyemiyorlar. Bu katil sürülerine "özgürlük savaşçıları", "dağdaki kardeşlerimiz" diyorlar. Kınayıp lânet yağdırmıyorlar. Yıkmak istedikleri devlet-ten, bölmek istedikleri milletten harıl harıl aylık, yolluk, ödenek alıyorlar. Tümü terör suçu işliyor. Övmek, yardım etmek, yataklık yapmak, gibi suçları peş peşe işlemeye devam ediyorlar. Gene de haklarında bir işlem yapılmıyor. Devleti yıkmak isteyenlerin devletin meclisinde işleri nedir?

Son 17 şehitle ülke ateşe gömüldü. Adana’da, Artvin'de, Eskişehir'de, Osmaniye'de, İzmir’de, Kütahya’da, Kırıkkale'de, Erzurum’da, Mersinde, Siirt'te, Gebze'de, İstanbul’da, Denizli’de, Antalya’da, Afyonda, Sivas'ta... on binlerin, yüzbinlerin yüreği dağlandı.

Bu acılara ortak akılla, ortak çabayla son vermeye mecburuz. Demokrasi, özgürlük, insan hakları teraneleriyle bir yere varılmaz. Bu hakları tanımayan, yaşama hakkını, birlik bütünlük hakkını, bağımsızlık ruhunu yok etmek isteyenlerin anlayacağı dil bu değildir.

Unutmayalım ki, en büyük teröristler masa başındadırlar!

Ekim-2008