Nüfus artışı,

Ucuz enerjinin sonu,

Yerel şu kıtlığı,

Birçok mineralin kıtlığı,

Biyolojik çeşitliliğin bozulması,

Aşırı iklim olaylarına bağlı gelişen ekolojik felâketler,

Toprak erozyonu ve toprağın bozulması,

Son 25 yılda ülkemizdeki maden aramaları ve son iki yıl içinde şehrimizde içme suyu tedariki gibi ekstrem olaylardan kaynaklanan sistematik birçok risk.

Kırşehir’imiz de yaşayan bizlerin; havasına, suyuna, ekolojik düzene, tarım sektöründen geçimini sağlayan insanları bir kenara atıp görmezden gelmek, iştah acıcı Altın için insanlığı ve Kırşehir, i feda etmeyeceğiz.

Kırşehir de altın madeni çıkartılmasında kim/kimler ne kazanacak kim/kimler ne kaybedecek? Gittikçe çölleşen bu topraklar, maden çıkarılması sonucu daha da kötü sonuçlarla karşılaşacağımızı belirtmek isterim.

Devletin amacı vatandaşın sağlığını korumak, Suriyelilerin değil. Çıkartılacak Altın maden inden %2 gibi bir miktarı devlete vermek o da beyan esasına tabi.

Madenleri ayrıştıracağız diye yurtdışına, hangi ülkeye gönderileceği dahi bilinmeyen, üstelik toryum, selenyum, uranyum gibi nadir elementlerin durumları daha da vahim.

Sadece Kırşehir soyulmuyor Türkiye Cumhuriyeti soyuluyor. Eğer maden çıkartılacaksa devletimiz çıkartsın.

Devlette çıkartır sorun değil, peki bu araya kim/kimler komisyon alacak/verecek, işte sorun burada!?