14 Ekim 2014 Salı günü Kırşehir’e gelerek görevine başlayan Valimiz Sayın Necati Şentürk, Kırşehir’deki görev süresinde bir yılını geride bıraktı. Geldiği günü hatırladım, sözleri hala kulaklarımda dün gibi hatırlıyorum.

14 Ekim 2014 Salı günü Kırşehir’e gelerek görevine başlayan Valimiz Sayın Necati Şentürk, Kırşehir’deki görev süresinde bir yılını geride bıraktı.
Geldiği günü hatırladım, sözleri hala kulaklarımda dün gibi hatırlıyorum.
Kırşehir’de birlik ve beraberlik için tesis edilen kardeşlik ruhunu devam ettirmek için demokrasinin esas ilkesi olan istişareye önem verdiğini belirten Vali Necati Şentürk, halka hizmeti Hakk'a hizmet telakki ederek yapılan hizmet anlayışına dikkat çekmiş ve halka rağmen değil, halk için yönetilen bir yönetim anlayışı içinde olacaklarını vurgulamıştı.
Kırşehir’de her kesimden insanla istişarede bulunacaklarını belirterek, şair Valimiz bunu yazdığı bir şiiriyle şöyle özetlemişti:
"'Sultanahmet Meydanı'nda ben bir musalla taşıyım/Dirilerin ortamında ben dağların sırdaşıyım/Gezerim nerde ne olmuş/Nerde garip bir can ölmüş/Kim ağlamış kimler gülmüş/Yetimlerin gözyaşıyım.”
Ardından da şiirine bağlantılı olarak şunları söylemişti:
“ Evet, inşallah burada da yetimlerin gözyaşı olacağız. Yetimlerin gözyaşını silen olacağız inşallah. Gariplerin gardaşı olacağız. Yolda kalmışların yoldaşı olacağız. Kimsesizlerin sırdaşı olacağız inşallah, ama hep beraber sadece ben değil, hep birlikte. Mazlumların dostu olacağız. Ben Necati Şentürk, zalimlerin de hasmıyım, düşmanıyım. Bir de kadına şiddet eden, karısını döven korkakların da karşısındayım. O acizlik işaretidir kadına şiddete şiddetle karşıyım ve inşallah da ona mani olacağız Necati Şentürk, bir ilke adamıdır. İlkeleriyle yaşar. Onun için benim hayatımda bir zirve olur, sonra bir iniş olur. Bu benim ilkeli duruşumun neticesidir. Buzlar çözülünceye kadar da buradayım. Demokratik katılımdan yanayım, yani sadece yönetmek değil, yönetişimden yanayım. Bu vesileyle sivil toplum örgütleriyle sık sık bir araya geleceğiz. Onların kıymetli fikirlerini alacağım, istifade edeceğim, toplumun liderlerinden, önderlerinden, yani doğal liderlerden istifade edeceğiz. İstişare esas demokrasinin ilkesidir. Mutlaka istişare yapacağım. İstişaresiz kolay kolay iş yapmam. Çünkü bilirim ki ben ne kadar akıldane olsam benden bir yüksek zeki insan daha olur. Onların mevki ve makamları benden yüksek olmuş, alçak olmuş hiç fark etmez. Bir hizmetliden öğrenebileceğim çok şey olduğunu fark ettim, biliyorum. Onun için herkesle istişare edeceğiz. Halka açık olacağız. Bütün kamu görevlileri olarak kapımız ve gönlümüz açık olacak. Bir tek kişinin ağladığını görürsem, ağlatırım. Bir tek vatandaşın, garibin gelip de ağladığını görürsem, gözünde yaş görürsem o kamu görevlisini de ağlatırım. Onun için halka hizmeti Hakk'a hizmet telakki edip öyle hizmet edeceğiz. Halka saygı göstereceğiz…”
Evet aradan bir yıl geçti Sayın Valimizin bu sözleriyle başladığı Kırşehir Valiliği görevi…
Sayın Valimiz sık sık ziyaretler yaparak, halkla, toplum kuruluşlarıyla istişareler yaptı, Kırşehir’e getirilecek, ya da getirilmesi gereken hizmetleri tartıştı, doğruları bulmaya çalıştı.
Ancak….
Peki “Bir tek kişinin ağladığını görürsem, ağlatırım” diyen Valimiz bugüne kadar kaç kişiyi ağlattı?
Kırşehir’de onca sorun ve sıkıntılar yaşanırken, halka zulmedilirken, bunları yapanlar hakkında ne işlem yaptı, kimi ağlattı göremedik, duyamadık.
Kırşehir’de halkı inim inim inleten onlara eziyet eden, zulmeden onca kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan müdür, amir, şef, memur var. Bunların kaçı hakkında işlem yaptı, kaçını açığa aldı, görevden uzaklaştırdı?
Ben bir gazeteci olarak, Kırşehir’de bütün bu olumsuzlukları gündeme getiren bir kişi olarak bugüne kadar duymadım Sayın Valimizin böyle bir işlem yaptığını?
Hastanede vatandaşlar hor görülüyor, okullarda torpille sınıflar oluşturuluyor, öğrencilerin ellerine listeler tutuşturup, “şu kırtasiyeden şu markaları alacaksınız!” diye dayatmalarda bulunuluyor, bunları yapan hakkında ne gibi işlemler yapıldı hiç duymadık.
Bırakalım Sayın Valimizin halkın yaşadığı bunca sıkıntı varken, yetkililer hakkında gerekli yasal işlemleri yapmayı, kendisine aylardır hakaret eden, küçük düşüren “vali dede!”, “emekliliğini bekleyen vali dede” gibi çarşaf çarşaf yazılan haberler hakkında bile gereğini yapmadı, iyi niyetiyle bütün bu saldırıları değersiz buldu.
Bir de bizim her şeyi güllük gülistanlık gösteren, gelene ağam, gidene paşam görevini yapan yağcı basın da ortaya çıkıp “Vali Baba” diye Sayın Valimizin baba adam olduğunu, hiç kimseye kızmadığını, babacan adam olduğunu yayınca, meydan böyle birilerine boş kaldı.
Sayın Valimiz böyle sessizliğe bürününce, başta bazı daire müdürleri, okul müdürleri de bunu suiistimal ederek meydanı boş buldu, at oynatmaya başladı, hala da bu yolda kararlılıkla yürüyorlar. Hatta koşar adımla gidiyorlar.
Sayın Valimizin Kırşehir’de birinci yılını doldurması nedeniyle kendisine Kırşehir’e getirdiği hizmetlerinden ve çabalarından dolayı kutluyor, artık ilk gün verdiği “ağlatanı ağlatırım” sözünün gereğini yapmasını bekliyoruz…

Biraz da gülelim!

Geri dönme pazarlığı!

Bir Karadenizli, bir Kayserili ve bir Diyarbakırlı aynı trafik kazasında ölmüş..
Cenazeleri kaldırılmış. iki-üç gün geçmiş, bir de bakmışlar ki Karadenizli, çıkmış mezardan, üstünü silkeleyerek geliyor.
Önce büyük bir panik yaşanmış haliyle, sonra bakmışlar bayağı kanlı canlı, cesaret edip yanına yanaşmış ve merakla sormuşlar:
- Yahu sen öteki dünyadan nasıl geri döndün?
Anlatmış:
- Öte tarafta da işler buradaki gibi yürüyormuş. “Meğer, rüşvet, haksızlık, yolsuzluk... geri göndermek için 5 bin dolar istediler, bastım parayı geri geldim.”
- Eee, diğer iki arkadaş niye gelmedi?
- Vallahi ben gelirken, Kayserili hâlâ "3.500 dolara olmaz mı, yap bir indirim de ayağımız alışsın!” diye pazarlık ediyordu.
- Ya Diyarbakırlı?
- O da 'ben vermem, devlet versin!' diye inat ediyordu...

Sevdiğim bir söz

“Kendinize o kadar güçlü olacağınıza söz verin ki, hiçbir şey huzurunuzu bozamasın.”

Christian Larson