KIRŞEHİR’DE okullar açıldı yeni eğitim ve öğretim yılı başladı. Sorunlar sıkıntılar onbeş, yirmi sene önce yapılan okulların yıkılarak yenilerinin yapılması, bitmeyen okul inşaatları, ikili öğretimler öğrencileri, velileri ve okul idarecilerini zor durumlara düşürmektedir.
KIRŞEHİR’DE okullar açıldı yeni eğitim ve öğretim yılı başladı. Sorunlar sıkıntılar onbeş, yirmi sene önce yapılan okulların yıkılarak yenilerinin yapılması, bitmeyen okul inşaatları, ikili öğretimler öğrencileri, velileri ve okul idarecilerini zor durumlara düşürmektedir.Diğer taraftan yıllardır haykırdığımızı, “yapmayın, etmeyin, yanlış yapıyorsunuz” dediğimiz velilerin maddi durumuna göre zenginin, üst düzey bürokratların çocukları için özel bir sınıf, orta kesimin, memurun çocukları için başka bir sınıf, asgari ücretlinin, kapıcının, çiftçinin, işçinin, amelenin, fakirin, çocuklarının dışlanarak ayrı bir sınıf oluşturulması zihniyeti aynen devam ediyor. Hiçbir makam, mevki, yetkili bunlara ses çıkarmıyor.
Müdürlerde değişse, idarecilerde değişse zihniyet iliğe işlemiş, kemiğe geçmiş maalesef değişmiyor.
Her şey eski hamam, eski tas.
Yıllar önce bu konu ile ilgili yazdığım yazı da Milli Eğitim Müdürüne, Okul Müdürlerine “Sınıfları öğrencilerin babalarının maddi durumuna, makamına, göre ayırıyorsunuz. Acaba okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmen olduğunuza göre sizler de mi özel sınıflarda okudunuz? Sizlerin babaları da mı zengindi, veya üst düzey yetkili birisiydi? Sizler de mi vali, vali yardımcısı, hakim, savcı, genel müdür, müdür çocuklarıydınız?” demiş ve “Çoğunluğunuzu yakından tanıyorum, hepiniz köylü çocuğusunuz, çiftçi çocuğusunuz, orta gelirli veya fakir ailelerin çocuklarısınız. Halen içinizde tatillerde köylerine giderek tarla süren, ekin ekenleriniz var, bağ bahçe işleriyle uğraşanlar var. Nereden, nerelere geldiğinizi ve geçmişinizi unutmayın” şeklinde seslenmiş ve “Bu çocukları şimdiden eşit şartlarda yetiştirmezseniz, eşitsizliği, adaletsizliği öğretirseniz ileride ülke yönetiminde, devlet idaresinde bulundukları zaman nasıl adalet ve eşitlik dağıtacaklar. Eğer birilerinin çocukları için özel sınıflar oluşturuluyorsa o muhteremler çocuklarını özel okullara göndersinler, devletin okullarında herkes eşit olmak zorundadır” demiştim.
Ama nafile herkes bildiğini okudu.
Veliler tepkili okul idarecileri ile görüşüyorlar ama çözüm bulamıyorlar, Milli Eğitim Müdürü ile görüşmek istiyorlar ama telefonla veya şahsen görüşme imkanı bulamıyorlar. Milli Eğitim Müdürü velilerden kaçıyor. Velilerde sorunu basına iletiyor, basın olarak gündeme getiriyoruz bir arpa boyu mesafe alamıyoruz.
Kısaca; yıllardır kendimiz yazdık, kendimiz okuduk!
Kendimiz çaldık, kendimiz oynadık!
Ne yaptıysak, olmadı, ne sesimizi duyurabildik, ne çözüm üretebildik!
Bakalım bu iş nereye kadar gidecek, hangi baba yiğit ortaya çıkıp ta bu işe “dur!” diyecek bilemiyoruz.
Okullarda idareciler ve öğretmenler öğrencilerle ve velilerle görüşürken velilerin maddi durumuna göre, makam ve mevkisine göre hareket etmekten bir an önce vazgeçmeliler. Kimse dünyaya gelirken belirli bir kariyerle, makamla, parayla gelmedi. Bu nedenle velilerle ve öğrencilerle konuşurken birine “tamam efendim, olur efendim” deyip diğerine sert çıkışlar yapmak, surat asmak muhatap olmamak, sene sonu sınıfta kalacak olan maddi durumu iyi olan ailenin çocuğunu geçirmek için okula bir şeyler yaptırarak, bir şeyler aldırarak sınıfı geçirip, diğer ailenin çocuğunu da örnek olsun ibret olsun, gözdağı olsun diyerek kocaman okulda bir öğrenciyi sınıfta bırakmak gibi adaletsiz, tuhaf uygulamalardan kaçınmak gerekir. Eğer kalması gereken öğrenciler varsa hepsi kalsın, geçmeleri gerekiyorsa hepsi geçsin. Koca okulda bir öğrenciyi bırakmak hangi akla hizmettir anlamış değilim. Sınıfta bıraktığınız öğrenci vatan haini ve millet düşmanı mı ?
İnşallah bu uygulamalardan vazgeçilir.
Geçtiğimiz yıllarda bazı okullara ve öğretmenlere hem de isim vererek teşekkür ettik. “Okullarımızda öylesine öğretmenlerimiz var ki öğrencisine bir abla veya anne şefkatiyle yaklaşan bayan öğretmenlerimiz, bir abi veya baba şefkatiyle yaklaşan erkek öğretmenlerimiz var. Bu öğretmenlerimiz gerektiğinde öğrencisinin evine kadar giderek her türlü problemlerini çözmekte, öğrenciyi kazanmaktadırlar” diyerek Berrin Yüksel, Dilek Tursun, Melek Babadağ gibi bayan öğretmenlerimize Raşit Turcan, Deniz Koçak ve Recep Turpçu gibi erkek öğretmenlerimize de bu satırlarda teşekkür etmiştik.
Ancak geçtiğimiz yıl hem benim bizzat şahit olduğum, hem velilerden ve öğrencilerden bana gelen maillerde ve yüz yüze görüşmelerde bazı öğretmenlerin acemice, çocukça hareket ettiklerine şahit oldum, tespit ettim ve duydum.
Düşünebiliyor musunuz bir öğretmen öğrencileri çağırıyor ve isim vererek “falanca öğrenciyle konuşmayın!” diyor, o öğrenciyi dışlatıyor, rencide ediyor. Bazı öğretmenler öğrencilerin sınavlarda yüksek not almalarını sizler kopya çektiniz diyerek düşük not vermeleri de ayrı bir olay.
Öğrenci kopya çektiği an yakalanmış mı ?
Hayır.
O zaman nereden biliyorsunuz öğrencinin kopya çektiğini. Yakalanmadıysa ortada kopya yok. Adalet sistemi suçu tespit edilmeyen herkes suçsuzdur der.
Yazılacak o kadar konu var ki her gün yazarsınız. Şimdilik bu kadar yeter deyip bahsettiğim öğretmenlerin ismi ben de sakla olup, şimdilik açıklama gereği duymuyorum. Ancak sürekli olursa bu satırlarda gündeme getireceğimi ve Valimizle veya Bakanlık nezninde girişimlerde bulunacağımı belirtmek isterim.
Kırşehir Milli Eğitim Müdürü Osman Elmalı bana gelen bilgilere göre bazı okul müdürleri dokuz günlük kurban bayram tatilinde hizmetli ve memurları göreve çağırmaya kalkışmışlar.
Söyler misiniz devletin dokuz gün yaptığı ve “ asayiş, güvenlik, sağlık, itfaiye gibi stratejik görevlerde çalışması gerekenlere gerekli bildirimler yapılacak, diğer çalışanlar dokuz gün tatile çıkacaklardır“ şeklinde hükümetin bakanlar kurulunda aldığı karar rağmen bu okul müdürleri hangi akla memurları işe getirmeye kalkışıyor.
Okulların stratejik konumu nedir. Bu idarecilik anlayışını anlamış değilim.
Okul müdürleri memurla, hizmetliyle uğraştığı kadar, sürekli rapor alan, derse girmeyen öğretmenlerle uğraşsa daha yerinde olur.
Okullar, idareciler, öğretmenler dedik iyi güzelde ya öğrenciler ve veliler nasıl ona da bakmak gerekiyor.
Maalesef okullarda okul düzenini, disiplini bozan mafya kılıklı, kendini reis zanneden, ellerinde tespihle gezen kabadayı bozuntusu öğrenciler mevcut. Bize gelen bilgilere göre bu öğrenciler güçleri yettiği öğrencilerden haraç istiyorlar, kantine giderek kendilerine simit, çay almalarını, kendilerine hizmet etmelerini söylüyorlar. Dediklerini yapmayanları, almayanları, para vermeyenleri dövüyorlar.
Okul idaresi velileri çağırdığında karşısında öğrenci gibi kabadayı, tehditkar veli bulmaktadır. Bu veliler çocuklarıyla konuşup gerekeni yapma yerine okul idaresini ve öğretmenleri suçlamakta benim çocuğum ne yaparsa yeridir, sigara içiyorsa parasını siz mi veriyorsunuz benim paramla içiyor diyen anlayışsız, psikopat bir veli ile karşılaşmaktadırlar. Müfredat ve yönetmelikler gereği okul idaresi disiplin kurallarını işletememektedirler.
Bir an önce bazı konularda Milli Eğitim Bakanlığının disiplin cezalarını arttırıcı kararlar alması gerekmektedir.
Diğer bir konuda bazı okullarda hele hele anaokullarında öğrenci velilerinin ellerine bir listeler oluşturuluyor. Yetmiyor bir de “şu kırtasiyeden alın!” diye yönlendiriliyor!
Buna herkes tepki gösteriyor. Ama nedense bu konuda başta Milli Eğitim Müdürü olmak üzere Kırşehir’de hiçbir okul idarecisinden ses çıkmıyor.
Bu bir eğitim kurumunda geleceğimizi teslim ettiğimiz öğretmenlere yakışıyor mu?
Bir başka konuda okul idaresi velilerle toplantı yaparak okul ihtiyaçlarını anlatıp belirli bir para talep etmektedir. Toplantıya gelen velilerin tamamı okul idarecilerine haklısınız dediğiniz eksikliklerin yapılması gerekli bunun içinde üzerimize düşen miktarı vermeye hazırız diyorlar. Bu karar resmileşiyor ve okul idarecileri de velilere güvenerek bazı işlere kalkışıyorlar, okula bir şeyler yaptırıyorlar ama işte dananın kuyruğu orada kopuyor idareciler velilerden belirlenen parayı talep edince toplantı da “üzerimize düşen miktarı vermeye hazırız!” diyen velilerin büyük bir bölümü yan çizerek parayı vermiyor, okul idarecileri yapılan işlerin parasını nasıl ödeyeceğiz diyerek kara, kara düşünmeye başlıyor.
Yahu sayın veliler okul toplantısında idarecilere şirin görünmek için yalakalık yaparak istediğiniz meblağı vermeye hazırız diyerek güven verip, toplantıdan sonra çark etmek adamlığa, insanlığa ve öğrenci velisine yakışır mı?
Vermeyecekseniz delikanlıca vermeyiz deyin idarecilere güven vererek zor durumda bırakmayın.
İşte durum böyle teşekkür ettiklerimizde, eleştirdiklerimizde babamızın oğlu değil. Suya da dokunduk, sabuna da. Hem şişi yakdık, hem kebabı.
İşte okullar, öğretmenler, veliler ve öğrenciler.
Durum iç açıcı değil.
Allah yardımcımız olsun.