Kırşehir’de her iktidar döneminde “zübük” olduğunu bilenler bilir. Devir çünkü zübük devri olduğu için, “zübük”lere daha çok değer verildiği için onlar her iktidarı kullanırlar, işlerini yaptırırlar köşe dönerler.
Kırşehir’de her iktidar döneminde “zübük” olduğunu bilenler bilir. Devir çünkü zübük devri olduğu için, “zübük”lere daha çok değer verildiği için onlar her iktidarı kullanırlar, işlerini yaptırırlar köşe dönerler.He yapalım çevremizdeki zübükler olduğu sürece siyasetçilerin etrafında taklacılar olduğu sürece bu milletin beli yerden kalkmaz…
Ne yaparsın ki dönem zübük ve taklacıların dönemi olmuş.
Parti, siyasi görüş, düşünce, fikir, ilke nafile!...
Varsa menfaat, yoksa menfaat…
İşte bu zübükler FETÖ terör örgütü içinde de boy göstermişler. Onlarla birlikte olmuşlar, iş ve aş temin etmişler. Ama bunların hainliklerinin ortaya çıktığı 15 Temmuz darbe girişimden sonra bu zübükler birden bire yıllardır birlikte oldukları cemaatin yandaşı olmadıklarını göstermek için meydanlara inmişler.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de de Fethullahçı olan kişilerin Cacabey Meydanı’ndaki demokrasi nöbetinde olduklarını herkes görmüş ve ağızları açık kalmıştı.
İşte hainler böyle. Zübüklük de bence bir hainliktir.
İnsanların bir görüşü, bir duruşu olmalı. Bir davası, bir onur ve şerefi olmalı.
Ama ne yazık ki olmadığı için bunlara Kırşehir’de “zübük” diyorlar.
Daha düne kadar Kırşehir’de Milletvekillerini, Valiyi, Belediye Başkanını, Emniyet Müdürünü kendilerince denetleyen, onlara neredeyse talimat veren FETÖ’cülerin ne kadar güçlü olduklarını, devletin tüm kademelerini nasıl ele geçirdiklerini gördükten sonra daha iyi anlıyoruz.
Kırşehir’de bir milletvekilimizin yakını anlatmıştı bana, bir resmi kurumda müdür değişikliği yapmak istemiş milletvekili. Çünkü bu dairede şikâyet ve huzursuzluklar var. Müdürü değiştirip başka birisini atamak istediğini öğrenen cemaatin önde geleni, hemen milletvekilini arayarak “Sayın vekilim biz oraya şunu atadık!” deme cüretini göstermiş.
Çünkü bunlar Kırşehir’de hiçbir dönem iki milletvekilini barışık tutmaz, aralarını açarlar, nifak sokarlar ve nitekim diğer milletvekilinin desteğiyle o kuruma istediklerini müdür yapmışlar.
Düşünebiliyor musunuz Kırşehir’de halkın oylarıyla bir kişi milletvekili seçiliyor, ama halka hizmet etmeyen, zorluk çıkartan birisinin yerine başka birisini getiremiyor, cemaatin atamasını seyrediyor.
Zübükler her dönem Kırşehir’de atını oynattı, onlar insanları kullanarak makam ve mevkii sahibi oldular.
Biz bu zübüklere karşı bu ilin yöneticilerini defalarca uyardık, yazdık, çizdik, zübüklere bu kadar itibar göstermeyin dedik, ama ne yazık ki dinletemedik.
Şimdi görüyoruz ki Türkiye bu zübüklerden, bu hainlerden temizlenecek. İnşallah da öyle olur. Yoksa bu zübüklerle, bu hainlerle gidemeyiz.
Dün Kırşehir’de görev yapan her Valinin, Belediye Başkanının, Milletvekillerinin yanında, temel atmada, açılışta kurdela kesenler şimdi neredeler?
Kırşehir’de Valinin, Belediye Başkanının, elini, eteğini öpmek, onunla fotoğraf çektirmek için kuyruğa giren nice zübüklere şahit oldum ben.
Ama dedim ya gün zübük, yalaka ve taklacıların günü.
Ne yaparsın ki devir zübüklerin devri olmuş.
Hatta ben her yeni seçilen milletvekillerini, Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’yi gerek ilk seçildiğinde de, gerekse ikinci kez seçildiğinde de bu zübüklere karşı uyarmış ve “oyumu sana verdim, senin için gecemi-gündüzüme kattım” diyerek dolaşanlara inanmamalı, onlara fırsat vermemesi gerektiğini söylemiştim.
Ama benim bu sözlerimi ve uyarılarımı gerek eski ve yeni milletvekillerimiz ve belediye başkanımız ne derece dikkate aldılar bilmiyorum, ama onların da bu hain ve zübükleri gördükten sonra bugün pişmanlık içinde olduğunu görüyorum.
Artık tüm Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de de seçilmiş ve atanmışların bu hainlere ve zübüklere fırsat vermeyeceğini düşünüyorum.
Hani şu unutulmayan Zübük filmi vardı ya Kemal Sunal’ın başroldeki… Türkiye’deki siyasetçileri ne güzel anlatıyordu ya…
Yıllardır benim gibi herkesin bıkmadan usanmadan izlediği zübük filminin aynısını, hatta entrika dolu sahnelerini Kırşehir’de az mı izledik acaba?
Bak şu zübüğün haline dedim içimden…
Ne kadar çok meraklı varmış meğer zübüklüğünü deşifre etmeye…
“Zübüklük, Aziz Nesin’in 60’lı yıllardaki kitabıyla “nam” salmıştı. Nesin, kitabında “zübük” tarifini şu şekilde özetlemişti:
“Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek zübükte birleştiğini görünce ona kızıyoruz.”
Hani derler ya; “Bir insan yedisinde neyse, yetmişinde odur” diye.
Ancak zübüğün mevkisi yükseldikçe etki derecesi artabilmektedir. Tabii ki belli bir makam ya da mevkiye gelince, içindeki zübüklük işte o zaman ortaya çıkıyor.
Aziz Nesin’in ifade ettiği gibi; bazılarımız, çevremizdeki zübüklere, kendi zübüklüğümüzden dolayı prim vermekteyiz. “İşimiz görülsün de!” anlayışı, ne yazık ki zübüğün beslendiği en önemli can damarını oluşturmaktadır.
Elbette ki zübüklerden yararlanmak gerekiyor!
Akıllı insanlar, zübüğün dizginlerini kontrol ederek, istediklerini yaptırabilirler.
Ama; ya o istediğini yaptırmak isteyen insan da zübükse?
Bunun bir çok örneğini son yıllarda şehrimizde görmüşüzdür.
Düne kadar cıbır olanlar, bugün lüks otomobillere biner, lüks binalarda oturur olmuşlar…
Zübükler karnından konuşurlar. Karnından konuştuklarını duymuyorsanız, kabahatli siz olursunuz.
“Tavşana kaç Tazıya tut” der. Tavşanın kaçmasını, tazının tutmasını başkalarının istediğini söyler.
Bunlar hep çok yoğundur, Kendisini ve çevresindekileri zengin etmek için içerisinde 72 tilki dolaştırır. Tilkileri dolaştırırken zübüklüğünü ortaya koyar ve birisinin kuyruğu diğerine dokunmaz.
Neyse zübük denince çenem açılıyor, yazdıkça yazmak geliyor içimden. Çünkü benim bu hayatta en çok nefret ettiğim kişiler zübüklerdir.
Zübüklere neler yazsam azdır. Ama daha fazla uzatmayayım isterseniz. Ama sadece şunu söyleyeyim, aman dikkat!
Zübükler peşimizde!
***
Biraz sabır diyoruz ama…
Ortalık toz duman, yollar delik deşik, trafik Arap saçı…
Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci aylardır uyarıyor.
“Kırşehir’in altyapısı bitmiş, kanalizasyon, su hatları yenilenecek, yağmurlama hattı ile jeotermal hatları değişecek” diyor ve Kırşehirlilerin birkaç ay sabırlı olmasını istiyor.
Bugün Kırşehir Belediyesi tarafından şehir merkezinde sürdürülen altyapı çalışmaları nedeniyle trafik içinden çıkılmaz hale geldi.
Geçtiğimiz günlerde Terme Caddesi’nde başlayan ve Ankara Caddesi’nde devam eden yağmur suyu hattı ve kanalizasyon çalışmaları nedeniyle Kırşehir’in cadde ve sokaklarında büyük yoğunluk yaşanmaya başladı. Özellikle Terme ve Ankara Caddesi’ndeki bu çalışmalar nedeniyle yolların kapatılması ile trafikte yaşanan kargaşa, bazen sürücülerin kavgalarına bile neden oluyor.
Şehir merkezinde bu kadar yoğunluk yaşanırken, altyapı çalışmalarının yapılmasına araç sahipleri ve esnaflar doğal olarak tepki gösteriyor ve “Bu mevsim Kırşehir için en yoğun aylar oluyor. Özellikle gurbetçilerimiz ve başka illerdeki insanlar yaz tatillerini geçirmek üzere memleketlerine geliyor. Esnaf bu aylarda biraz iş yapacak, o da Belediyenin bu çalışmaları nedeniyle yapamaz duruma geliyor” diyorlar.
Evet, bugün Kırşehir’in hemen hemen bütün ana cadde caddelerinde ve sokaklarında altyapı çalışmaları nedeniyle yollar trafiğe kapanıyor, insanlar çarşıya aracıyla gelemiyor, gelmek isteyenler de yolların kapatılması nedeniyle Belediyeye tepki gösteriyor.
Bu çalışmaların yapıldığını herkes görüyor. Yıllar önce yapılan altyapı artık miadını doldurmuş, yollarda her gün mısır patlağı gibi borular patlıyor. Biri yapılıyor, biri patlıyor.
O zaman ne yapılması gerekiyor?
Öyle ya da böyle bu altyapının yenilenerek Kırşehir’in modern ve yaşanılır bir kent olması gerekiyor.
Bunun için de hepimizin biraz sabır ve anlayışlı olması gerekmiyor mu?
Kaldı ki görüyoruz, kazılan yollar süratle kapatılarak trafiğe açılıyor.
Altyapı çalışmalarının yapıldığı yolların trafiğe kapatması nedeniyle şehir içi trafiğinde büyük yoğunluk yaşandığı ortadayken, ana caddelerin bir tarafına otomobiller konuyor, bunlar yetmiyormuş gibi buna bir de satılık yazan araçlar dizilince park sorunu giderek artıyor.
Bütün bunları görenler hala 1-2 kilometrelik evinden otomobiliyle gelenler eklenince çarşı-Pazar araç trafiğinden geçilemez, insanlar alışveriş yapamaz hale geliyor.
Ne olur artık bir süre şu otomobilimizden, işimize, evimize yürüyerek gidip gelsek?
Ama maalesef gelinmiyor, gelinmiyor!
Her gün trafikte yaşanan bu yoğunluk nedeniyle nahoş olaylar yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek gibi…
Sabır, sabır, sabır…
***
Ne zaman adam oluruz?...
Sevdiklerimizin, dostlarımızın, arkadaşlarımızın ayıplarını kusurlarını ortaya dökmek yerine onları kapattığımız zaman…
***
Biraz da gülelim!
Hepsi birbirine karışmış!
Sarhoşun biri bindiği otobüste bağırıyor:
-Hiieeeeeyyttt! Öndekilerin hepsi boynuzlu, ortadakiler ibne, arkadakiler de pezeveeeeeeeenk...
İri yarı şoför zınk diye frene basıyor, yerinden kalkmasıyla sarhoşu arka cama yapıştırıyor.
-Lan! Şimdi bii daa söyle bakiim. Kimmiş boynuzlu, kimmiş ibne, kimmiş pezevenk?
-Ne biliim aabbbii.. Öyle bi fren yaptın ki, hepsi birbirine karıştı!..