Ahi Evran’ın memleketi Kırşehir’de kime “merhaba” desem bin ah işitiyorum nedense. .
Ahi Evran’ın memleketi Kırşehir’de kime “merhaba” desem bin ah işitiyorum nedense...Esnafa soruyorum, “işler nasıl?” diye.
Aldığım cevap “kıvır kıvır kıvranıyoruz, çekimizi, senedimizi, Bağ-Kur primimizi ödeyemiyoruz. Böyle giderse batacağız!
Memura soruyorum, halinden memnun olan hiç yok! Hepsi ayı zor çıkarıyor.
Asgari ücretli mi onun halini hatırını sormaya zaten gerek yok. Onlar karın tokluğuyla yaşam mücadelesi veriyor!
Köylüye sorsanız, onlar zaten bitmiş, tükenmiş, ekmiyor, dikmiyor, tarla parası, gübre ve mazot desteğiyle sürünüp gidiyor.
Peki Kırşehir’de hiç mutlu insan yok mu?
Vardır elbette!
İşleri tıkırında olan, ana babanın parasıyla sabahdan akşama oradan buraya volta atan, cafelerde geyik muhabbeti yapan gençlerimiz, kızlarımız var!
Bir de zengin olan eşlerinin parasıyla o gün senin, bugün benim diyen hanımlarımız var!
İş arayan çok, beğenen yok!
Zengin, fakirin halinden anlıyor mu hiç?
Yok!
Peki fakir zenginin halinden anlıyor mu hiç?
Yok!
Fakire de, zengine de, çalışana da, çalışmayana da kime sorarsanız sorun, yaşantısından memnun olmadıklarını görürsünüz.
Cennet ülkemizin bugün içinde bulunduğu duruma kafa yoran kaç kişi var ki?
Kırşehir’in sorunlarını çözmek için çalışan, çabalayan kaç kişi var ki?
Herkes vurdum duymaz olmuş, benden sonrası tufan diyenler çoğalmış!
Bir avucu geçmeyen vatan ve millet sevdalıları kafa yoruyor, olan da zaten onlara oluyor.
Gerisi mi vur patlasın, çal oynasın!
Ne olduk, niye böyle olduk!
Allah sonumuzu hayretsin!
***
İş arıyorum!
Şöyle masa başında, önümde bir bilgisayar, döner koltuklu bir iş arıyorum.
Tabi parası da bol olacak!
Öyle asgari ücret filan bana kâfi gelmez!
Maaşım şöyle 5 binden aşağı olmamalı!
Tabi müdürlük gibi bir talebim de yok!
Müdür olup ta önüme getirilen her evraka imza atıp sorumluluk mu alacağım!
Şef filan da olmama gerek yok, onunla bununla mı uğraşacağım!
Bana bir oda döşetsinler, çayım, çorbam önümde olsun başka bir şey istemem!
Haa memurlara makam aracı verirlerse istemem ama yan cebime koyarım!
Şimdilik servis arabasıyla yetinebilirim o kadar!
Tabi yılda iki kez beş yıldızlı bir otelde tatil de isterim çoluk ve çocuğumla...
Öyle benim başkaları gibi yükseklerde gözüm yok hani!
Oturmaktan fazla sıkılmam, ama sıkılırsam da facebook’ta bol bol okey oynarım, twitterden ona buna sallamam!
Kulağımda bir kulaklık olursa dinlediğim müzikle de onun bunun kafasını şişirmem!
Öyle sorumluluk filan hiç istemem tamam mı!
Ben öyle kolay kolay yorulmam, çalışmaktan hiç kaçınmam, ama yine de beni öyle yoracak iş hiç istemem!
Benim gibi devlet memuru olursa bu devletin sırtı yere gelir mi?
Tabi ki gelmez!
Beni bu şekilde kabul edenlere duyurulur!
***
Eş arıyormuş!
Boyu boyunda olacak!
Bir dediğini iki yapmayacak!
Evine vardığında kendini kapıda güler yüzle karşılayacak!
Yediğini önüne, yemediğini arkasına koyacak!
Çoluk çocukla kafasını şişirmeyecek!
Para pul, mal, mülk isteyip dır dır etmeyecek!
Öyle cüce müce olmayacak!
En az 1.80 boyundan aşağı hiç olmayacak!
Aklı kıt, parası bol olacak!
Gerekirse istifa edip onu besleyecek!
Onu 24 saat rahat ettirecek!
Günün 18 saatini uykuda geçirtecek!
Elini sıcak sudan soğuk suya vurdurmayacak!
Gerekirse kendisini yormamak için hizmetçi tutacak!
Böyle şartları uyan bir eş arayanlara duyurulur!
***
Siyasetçi arıyorum!
Benim 24 saat emrimde!
Telefonum çaldığında bakacak!
Benim her türlü istek ve şikayetlerimi yerine getirmek için emir bekleyecek!
Bana her ay yiyecek, giyecek gönderecek!
Eşimin dostumun işlerini tıkır tıkır yerine getirecek!
Seçimden seçime sadece benden bir oy isteyecek!
Adam gibi siyasetçi istiyorum.
Bu şartlarımı yerine getirecek siyasetçi arıyorum.
İlgilenenlere duyurulur!
***
Araba istiyorum!
Şöyle 2017 model lüks bir otomobil istiyorum.
Dizel olsun, yakıtı az olsun.
Rengi mavi olsun!
Koltukları deri olsun.
Otomatik vitesten aşağısı kurtarmaz!
Ben oturayım o beni gideceğim yere sağ salim götürüp, getirsin!
Park sensörü ve yağmur sensörü bulunsun!
Bagajı geniş olsun!
Yaz lastiği, kış lastiği olsun.
Tabi bir de güzel bir garajı olsun.
Yetmez kirlenince kendi kendini yıkabilen olsun!
Böyle otomobili olan varsa, hediye edecek birini arıyorsa hemen beni bulsun!
Ben de onlara ömür boyu hayır dua ederim haberiniz olsun!
Var mı bana böyle eşantiyon bir araba gönderen babayiğit!
Alo bekliyorum, sesim duyuluyor mu?
***
Patron arıyorum!
Maaşımı tıkır tıkır ödeyecek!
Makam şoförlü lüks otomobile bindirecek!
Bir elimi yağda, bir elimi balda tutacak!
Beni iki de bir arayıp rahatsız etmeyecek!
Akşamdan akşama bana kafa demletecek!
Yılda en az iki kez 5 yıldızlı ultralüks otelde ailemle birlikte tatile gönderecek!
Bana akıl değil, para verecek!
İşime gücüme, hayatıma müdahale etmeyecek!
“Niye böyle oldu, niye böyle yaptın?” diye afra tafra yapmayacak!
Bana sürekli yağ çekecek!
İşyerinde yılanın ödü, kuşun sütünü eksik etmeyecek!
Şehirlerarası seyahatler için uçaktan uçağa bindirecek!
Böyle aklı, kıt, parası bol patron arıyorum!
Tabi bu şartlarımı kabul edecek bir patron arıyorum!
Ey patronlar duyun beni son çağrımdır size!
Yoksa yuvadan kuş uçursa dönmez gari!
***
Anlayana...
Doktor...
Cerrahın telefonu çalar, arayan hastahane sekreteridir.
“Buyurun sizi dinliyorum.”
“Sayın hekim, ağır hasta var, acele bütün işinizi bırakın gelin” dedi.
“Geliyorum” deyip hekim telaşla yola düştü.
Hekimi hastahanede hastanın babası hışımla karşıladı:
“Benim oğlum ölüm döşeğindedir, ne için bu kadar geç kaldınız? Sizin kendi oğlunuz olsaydı yine böyle yapar mıydınız?”
Cerrah gülümsedi:
“Bana haber verilir verilmez acelece geldim.”
Cerrah ameliyat odasına dahil oldu. Ameliyat iki saat sürdü. Cerrah odadan çıkıp koridordaki babanın yanından sakince geçip gitti. Ardından yardımcı hekim çıktı. “Babaya oğlunuz yaşayacak” dedi.
Baba bir an sevindi, sonra yine hiddetlenip dedi:
“Bu cerrah çok kötü ve insafsız bir adam. Ne vardı yani, çıkarken bana iyi haberi o verseydi.”
Yardımcı hekimin gözleri doldu ve adamı hayatı boyunca pişmanlığa sevk edecek olan şu cevabı verdi:
“Cerrah çok güzel insandır. Onun oğlu otomobil kazasında bugün vefat etti. Biz onu defin merasiminden çağırdık. Oğlunun defin merasimini yapamadan sizin oğlunuzu kurtarmak için hastahaneye geldi...”
Biraz da gülelim!
Hiç!
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
...“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: Hiçlik makamında!”
Sevdiğim bir söz
“Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona-buna, her şeye ağlarsın. Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın.” Bukowski