Hafta sonu çocukluk arkadaşım, sınıf arkadaşım, mesai arkadaşım, can kardeşim, zor günlerimde yanımda olan vefalı kardeşim Ali Gül’den telefon aldım. Kardeşim Ali beni Kırşehir Valilik binasının çok az ilerisinde olan gözlemeciye çay içmeye ve bir konuda sohbet etmeye davet etti.

Hafta sonu çocukluk arkadaşım, sınıf arkadaşım, mesai arkadaşım, can kardeşim, zor günlerimde yanımda olan vefalı kardeşim Ali Gül’den telefon aldım. Kardeşim Ali beni Kırşehir Valilik binasının çok az ilerisinde olan gözlemeciye çay içmeye ve bir konuda sohbet etmeye davet etti. Davete icabet sünnettir diyerek yaklaşık bir iki ay görüşmediğimizi de düşünerek sohbet etmek, hasret gidermek için Valilik binasının yakınlarında ki gözlemeci de buluştuk. Ali siparişleri ben gelmeden önce vermiş ve peynirli gözleme sevdiğimi de unutmamış.
Kardeşim Ali ile bir araya gelip tokalaşma, sarılma, hal hatır sorma bittikten sonra, sohbete başladık. “Eeee! Canım kardeşim, can dostum, hele anlat bakalım sağlığın, sıhhatin, moralin, işlerin nasıl, ekstra davetinin sebebi nedir?” diyerek Ali’ye bir dokunduğumda bin aaah! işittim,
Bastı fırçayı, “ben sana gönül koydum kardeşim!” deyince “Aman canım kardeşim Allah’ın acizane garip kulu bu kardeşin sana gönül koyacak kadar ne kusur eyledi?” dediğimde. Hani Anadolu’da bir tabir vardır. “Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü hesabı”, açtı ağzını, yumdu gözünü. Ali Gül kardeşimi durdurana aşk olsun.
“Kardeşim seninle çocukluk arkadaşıyız, çok konuda kader birliği yaptık. Gazetelerdeki yazılarını okuyorum. Yakınlarında benim evimin de bulunduğu 112 acil servisin orası ile ilgili. ‘Bu kavşaklar tehlike saçıyor’ yazından sonra yetkililer oraya el atarak bir yola koymaya başladılar. Madem Kırşehir’in, Kırşehirlinin sorunlarını dile getirerek gündeme getiriyorsun o zaman benim köyüm Çimeli köyüne de bir el at dedi.
Ooofff! Bu arada mis gibi sıcak peynirli gözlemelerimizde geldi, çaylarımız yenilendi. Gözlemelerimizi yiyip, çayımızı içerken “kardeşim Ali Gül’e Çimeli Köyü’nün ne problemi var?” dedim.
“Canım kardeşim insanlar konuşurken kendi aralarında hangi devirde yaşıyorsun, devir teknoloji devri derler ya işte bu teknoloji devri köyümüz Çimeli Köyüne hiç uğramadı. İnsanların dünyanın en ücra köşesinden birbirleriyle anında haberleşirken, konuşurken, görüntülü sohbet ederken bizim köyde ne internet, ne de cep telefonları çekiyor. Bu konuda çok sıkıntılıyız. Çimeli köyünün etrafında, yakınında olan tüm köylerde internet var, cep telefonu istasyonları var, ama gel gör ki bizim köyde yok. Sanki Çimeli köyü bu memleketin köyü değil, biz bu memlekette yaşamıyoruz, bu memlekete hizmet etmemiş vergi vermemişiz, askerlik yapmamışız. Sanki bizim Çimeli köyü sahipsiz, kimsesiz, kuş uçmaz, kervan geçmez, insanların yaşamadığı selamsız, sabahsız bir köy. Oysa bizim köyümüz diğer köyler gibi Kırşehir’e veya diğer illere göç vermemiş, hane sayısı azalmamış, herkes tarlasıyla, bağ, bahçesiyle koyunuyla, kuzusuyla, ineğiyle uğraşmaktadır. Böyle dolu bir köye üvey evlat muamelesi yapmak zorumuzu gidiyor. Köyümüzde internet olmadığı için mandırası olanlar, güvenlik kameraları koyamıyor, hırsızlık olaylarına karşı tedbir alamıyor, akşam eve giden köylü sabaha kadar birkaç kez mandırasını kontrol etmeye gidiyor. Sonuçta mandıraların bekçisi var ama neden insanlarım dünyanın ücra köşesinden birbirini izlediği, gördüğü teknoloji devrinde bizim köyümüzde mandırası olanlar güvenlik sistemi kurarak evinde kontrol etmesin, neden izlemesin, neden içi rahat şekilde uyumasın” dedi.
Kardeşim Ali Gül Çimeli köyünde internet olmadığından öğrencilerin ve internette oyun oynama gereği duyan gençleri Kırşehir’e gelip gittikleri, büyük eziyet çektiklerini söyleyerek, “köyümüzde internet olsa herkes evinde oyun oynasa, öğrenciler ödevlerini sıcacık evinde yapsa kötü mü olur?” dedi.
“Yine civar köylerin tamamında olan cep telefonu istasyonları bizim köyde yok, köye geldiğimiz zaman veya köyde sürekli yaşayanların Boztepe’yle Kırşehir’le, Türkiye ile hatta dünya ile irtibatı kesiliyor. Hiç kimseyi arayamıyoruz, eşimizle, çocuklarımızla, dostlarımızla, arkadaşlarımızla, sevenlerimizle irtibatımız kesiliyor, kimselere ulaşamıyoruz, bir hastamız olsa ambulansı arayamıyoruz, yangın olsa belediyeye ulaşamıyoruz, cenazemizi haber vermekte zorlanıyoruz kardeşim be devirde, bu imkansızlıklarla yaşamak inan çok kötü, çevre köylerin tamamında olan internet ve cep telefonu istasyonları bizim köye neden kurulmuyor, anlam veremiyorum” dedi.
Ayrıca bizim köyle Körpınar köyü arasında 5-6 km bir yol toprak olup, asfalt yapılmamaktadır. Bu toprak yolda giderken arabaların kuma kaptırıldığı, camlarına, kaportalarına taş sıçrayarak maddi kaza verdiğini, Çimeli köyü ile Körpınar köyü arasındaki bu yolun bir an önce asfaltlanmasının olacak ve olabilecek kazaları önleyeceğini arabaların toz ve topraktan kurtulacağını söyledi.
Evet çocukluk arkadaşım, can kardeşim Ali Gül Çimeli köyünün problemlerini gözlememizi yerken, çayımızı içerken tane, tane bir güzel anlattı. Anlattı ama sinirden, hırstan kızardı, kendinden geçti.
Öyle olunca “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi aracılığıyla Türk Telekom Başmüdürlüğü’ne, basta Müfit Göçen olmak üzere cep telefonları şirketlerine ve yolun asfaltlanması için Kırşehir Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü’ne sesleniyorum, ben bir elçiyim, elçiye zeval olmaz diyerek Kırşehir’in Boztepe ilçesine bağlı Çimeli köyünün sorunlarını dile getirdim. Çözmek sizlere düşmektedir. Zira Kardeşim Ali Gül ile Çimeli Köyü sakinleri haklı bu devirde bu imkânsızlıklar hayret edilecek bir durum.
Lütfen sorunlara bir el atında çimeli köyü de teknolojideki gelişmelerden faydalansın olmaz mı?
Olur, olur hem de çok sevap olur.