Ekmeğinden mi, suyundan mı bilinmez kendi değerlerine, insanlarına sahip çıkmaz, altını oyar! Nedense yıllardır hep aynı senaryo yaşanır. Kırşehirliler deyim yerinde ise el âleme kucak açarken, kendi insanının dedikodusunu yapar, kuyusunu kazar! Bu artık Kırşehir’de hastalık oldu nedense… Kırşehir’i Kırşehirliler neden yönetmez, neden Kırşehir insanına hor bakılır ki! Siyasilerimiz nedense bir kuruma Kırşehirli yerine ithal müdür getirir, Kırşehir’i bilmeyen, tanımayan, Kırşehirlilere tepeden bakan insanlara makam ve mevkii verirler.
Ekmeğinden mi, suyundan mı bilinmez kendi değerlerine, insanlarına sahip çıkmaz, altını oyar!Nedense yıllardır hep aynı senaryo yaşanır.
Kırşehirliler deyim yerinde ise el âleme kucak açarken, kendi insanının dedikodusunu yapar, kuyusunu kazar!
Bu artık Kırşehir’de hastalık oldu nedense…
Kırşehir’i Kırşehirliler neden yönetmez, neden Kırşehir insanına hor bakılır ki!
Siyasilerimiz nedense bir kuruma Kırşehirli yerine ithal müdür getirir, Kırşehir’i bilmeyen, tanımayan, Kırşehirlilere tepeden bakan insanlara makam ve mevkii verirler.
Biz elbette her kurumun başına Kırşehirli gelsin demiyoruz, o kurumlarda çalışan Kırşehirlilere de el âlem gibi sahip çıkılsın istiyoruz.
Bir kurumun birim müdürlüğüne hasbelkader getirilen, Kırşehir’i ve Kırşehirlileri sevmeyen, hatta onlar hakkında ileri geri konuşan, 24 saat Kırşehirlilere hakaret eden “Üç Kırşehirli bir araya gelmez. Gelseler bile ya onun bunun dedikodusunu yaparlar ya da kafayı çekerler!” diyerek ulu orta konuşan, her işten anlayan birileri Kırşehir’de atını oynatırken, Kırşehirlilere kadro verilmemesi için olmadık şeyleri yapan, yakınlarını işe alıp, kadro verdiren bu tip kişileri görünce, yaptıklarını duyunca Kırşehir’im adına üzülüyorum tabii…
Ama kabahat onların mı?
Elbette ki hayır!
Onlara değer veren, onlara güvenen siyasilerimiz, belediye başkanlarımız, müdürlerimiz olduğu sürece bu tipler artarak devam edecektir.
Sonra da Kırşehirliler ve bu ili yönetenler “Kırşehir küçülüyor, Kırşehir göç veriyor, Kırşehir kendi insanına sahip çıkmıyor!” diye dedikodu yapmaya devam edeceklerdir ne yazık ki!
Birileri Kırşehir’e dışarıdan gelir, Kırşehirlilere dil uzatır, bu ili yönetenler, siyasiler ve toplumumuz sesini çıkarmazsa Kırşehir kan kaybetmeye devam eder.
Görünüşte, dindar, senden benden takva gözükenlere bazen bakarsınız haksızlık ve hukuksuzluğun ortasında.
Ooo senden benden Kırşehir sevdalısı gözükürler, sahte dostluklar, sahte gülücükler atarlar, ikiyüzlü ve riyakârlıklarını kimseye çaktırmadan yapmanın hesabı içinde onun bunun kuyusunu kazmak için beyninde, kalbinde, dilinde kazmayla dolaşırlar!
Bu kazmaların Kırşehir’e verdiği zararları o kurumdakiler, Kırşehirliler bilir ama bu ili yönetenler ve siyasiler nedense görmez, görse de görmemezlikten gelirler.
Yazık ki, hem çok yazık!..
Bu durum Kırşehir’in kaderi olmamalı.
Kırşehirliler kendi insanlarına iyisiyle kötüsüyle, delisiyle, akıllısıyla sahip çıkmalı, kucaklamalı, onlara değer vermeli.
Biz Kırşehirlilerin bu hastalıktan kurtulmaları gerekiyor.
Elbette Kırşehir’i seven, Kırşehir için her şeyini veren, yatırım yapan, yüzlerce insana iş ve aş veren, kendilerini Kırşehirli gören yüzlerce başka illerden gelen dostlarımız, arkadaşlarımız var. Onları Kırşehirliler hep seviyor, güven duyuyor. Çünkü onlar sözünde duran, mert ve dürüst insanlar.
Kırşehir’de inşaat sektörüne öncülük eden, yaptıkları lüks konutlarla Kırşehir’i modernleştiren bu hemşehrilerimize kim ne diyebilir ki?
Zaten bizim sözümüz onlara değil, Kırşehir’e ve Kırşehirlilere hiçbir iş yapmadan, katkı sunmadan dil uzatıp zarar verenleredir.
Kaldı ki Kırşehir küçük bir il, herkes herkesi tanır. Adam gibi adam olanlara Kırşehirliler her ortamda zaten övgüyle bahsediyor.
İşte Ankara’da, İstanbul’da onlarca kurumun başında genel müdür, genel müdür yardımcıları, daire başkanları var. Bunlar neden Kırşehir’e ve Kırşehirlilere sahip çıkmazlar?
Düne kadar Anayasa Mahkemesi’nin, Sayıştay’ın başkanları Kırşehirli hemşehrilerimiz değil miydi?
Bugünkü Danıştay Başkanımız Kırşehirli değil mi?
Neden bunlar Kırşehir’e ya da Kırşehir’in sorunlarına katkı sunmazlar?
Evet, doğup büyüdüğüm, ekmeğini yiyip suyunu içtiğim tarih ve kültür şehri Kırşehir ve Kırşehirliler bunu hak etmiyor diyorum.
Elbette Kırşehir’in kendi insanlarının yanlışları yok mu?
Saymakla bitmez.
Dedikodu yapanlar, ona buna çamur atanlar hiç te azımsanacak gibi değil.
Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Mersin’de binlerce Kırşehirli hemşehrimiz var. Bunlar sadece yılda bir kez “Kırşehirliler Gecesi”nde buluşmakla yetiniyor.
Neden bu illerde yaşayan hemşehrilerimiz güçlerini birleştirmiyor?
Neden Kırşehir’in herhangi bir sorununun çözümü içen destek vermiyorlar?
Üstelik yüzlerce zengin, varlıklı sanayici hemşehrilerimiz var. Bunlar neden bir yatırımlarını da Kırşehir’e yapmıyorlar?
Neden bu ilin tek takımı olan Kırşehirspor’a sahip çıkmıyorlar?
Garip Kırşehir’im, hem de çok garip!
Kırşehirliler birbirlerinin kuyusunu kazma, el âleme sahip çıkma hastalığından artık kurtulmalı, silkinip kendilerine gelmelidirler. Yoksa Kırşehir kan kaybetmeye, küçülmeye devam eder. Belki de yakın bir tarihte Kırşehir’de yaşayan Kırşehirliler de başka illerdeki hemşehrilerimiz gibi “Kırşehirliler Derneği” kurmak zorunda kalırlar!
Kırşehir’e hizmet getirmek için, Kırşehir’in sorunlarını çözümlemek için gecesini gündüzüne katarak çalışan Milletvekilimiz Mikâil Arslan var. Ona geçenlerde birileri yakınlarına makam ve müdürlük verdi diye eleştirdiler. Kırşehir’in siyasileri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları başkanları ayaklandı, tepki gösterdi, Milletvekili Mikâil Arslan’a sahip çıktı.
Bundan bir Kırşehirli gazeteci olarak mutlu oldum. İşte dedim, “artık Kırşehirliler, Kırşehir’e hizmet edenlere sahip çıkıyor!” diye sevindim.
Aradan bir süre geçti bu sefer Kırşehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Bahamettin Öztürk’e yönelik yıpratıcı haberler ortaya çıktı.
Bu habere Bahamettin Öztürk ve birkaç oda başkanı sert tepki gösterdi.
Peki bu ili yönetenler, siyasiler, oda ve dernek başkanları neredeler? Neden Bahamettin Öztürk’e yapılanlara sessiz kaldı?
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” mantığını yeniden yaşadık maalesef!
Milletvekili Mikâil Arslan’a sahip çıktığımız gibi Bahamettin Öztürk’e de sahip çıkmak gerekmiyor muydu?
Ama dedim ya herkes işine geldiği gibi, menfaatine göre birilerine sahip çıkar, diğerlerine sahip çıkmazsa bu Kırşehir’den bir şey olmaz diye düşünüyorum.
Evet Kırşehir’e kim hizmet ediyorsa, kim Kırşehir’e bir çivi çakıp insanlara iş ve aş veriyorsa, yatırım yapıyorsa onun kim, nereli, neci olduğuna bakmadan sahip çıkmak hepimizin boynunun borcu.
Ama Kırşehir’de birileri ortaya çıkıp ona buna çamur atıp, çalışan, hizmet eden insanların çalışma şevkini kırıyorsa buna da hepimizin itirazı olmalı, hatta gerekirse ayaklanmalıyız ki böyleleri meydanın boş olduğunu görmesinler. İnsanlara çamur atmak için balıklama atlamasınlar.
Yoksa Kırşehirliler, Kırşehir’i yönetenler, Kırşehir’in siyasileri kendi insanlarına sahip çıkmıyor, el âlemin yanında yer tutuyorsa Kırşehir kaybetmeye devam edecektir.
Bizden söylemesi…
***
Sevdiğim bir söz!
“Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek…”
***
Biraz da gülelim!
Riyakâr üçkağıtçıya ders
Bir kimse Nasreddin Hoca’yı her gördüğünde iltifat gösterip, diller dökerek, evine davet edermiş. Hoca da kibarca reddedermiş.
Bir gün adamın gönlünü almak için evine gidip, kapısını çalmış.
Adam gizlice pencereden kafasını uzatıp, baktıktan sonra, hemen geri çekilir.
Biraz sonra da hizmetçisi kapıyı açıp, "Teşrifinize çok memnun olduk, fakat, ev sahibimiz biraz önce dışarı çıktı, evde yok! Geldiğinizi duyunca, ne kadar üzülecek" der.
Adamın davetinde samimi olmadığını, riyakârlık yaptığını anlayıp, kapıya gönderdiği hizmetçisine:
"Ya öyle mi? Ne yapalım, hayırlısı olsun! Yalnız efendine selâm söyle, bir daha dışarı çıkarken, başını içerde unutmasın!" der.