Kırşehir’de yıllardır dilimin döndüğünce, kalemim yazdığı sürece yazılar kaleme almaya çalışıyorum. Kırşehir’imizin içinde bulunduğu sorunları ve sıkıntıları gündeme getirerek çözümünü istiyoruz.

Kırşehir’de yıllardır dilimin döndüğünce, kalemim yazdığı sürece yazılar kaleme almaya çalışıyorum. Kırşehir’imizin içinde bulunduğu sorunları ve sıkıntıları gündeme getirerek çözümünü istiyoruz. Bu konuda ne kadar başarılı olduğumuz ortada! Çünkü Kırşehir’in sorunları dağ gibi kendisine uzanacak bir el bekliyor.
Biz yazdığımız için Kırşehir’deki sorunların hemen çözümleneceğini de beklemiyoruz tabii. Ancak burada yaşayan bizler bu sorunları gündeme getirerek basın olarak görevimizi yerine getirdiğimiz kanısını taşıyoruz o kadar!..
“Gazete yazarlılığı nedir?” diye birçok kişi havada bir soru sorar her zaman.
Bence gazete yazarlılığı, gördüklerine kendi görüşleriyle beraber, süslediği ve geniş bir kitleye hitap edecek ve herkesin anlayacağı bir şekilde, taraf tutmadan, yalakalık yapmadan, kendi doğrularını öne çıkararak değil, çoğunluğun kabul edeceği tezleri yazılarında işleyen kimselerdir.
Gazeteci halkla iç içe ve halkın sesini ve problemlerini dile getiren kimse olarak da yorumlanabilir. Daha başkada tarif şekilleri olabilir her ne şekilde olursa olsun yazıların tahrik edici bölücü ve taraftar yazılar ikililik yaratır. İki kişilikten fazla her toplum taraf olur. Her taraf kendisine destekçi ve yandaş arar, bu gayet normal bunun aksini beklemek insan doğasını ve yapısını inkâr etmek ve bilmemektir. Bunun haricinde kasıtlı yazı yazan ve topluma nifak aşılayan yazılar tahrik olarak yorumlanır.
Her yazı emek ve göz nuru ile kâğıtlara dökülür, köşe yazarlılığı daha başka bir meziyet ve yetenekle beraber bilgi ister. Politik yazılar maksatlı olmamakla beraber yine de artı ve eksisi olan yazılardır. Dünyada ve ülkede olayları gelişmeleri herkes takip edip değerlendiremez, ancak görsel ve yazılı basınla olanlara ve gelişmelere ulaşmaya çalışır. Buda her zaman mümkün olmayabilir. Ancak bu işleri kendisine meslek edinen kimseler tarafından kitlelere iletilir. İletilen bilgilerin sağlıklı ve inandırıcı olması yazarın tarafsızlığı ile onay görür ve beğeni kazanır, buda okuyucunun yazara karşı saygınlığını artırır.
Geçmişte ve zamanımızda kalemlerini satan ve kendisini yemleyen kişilerin isteği doğrultusunda yazan yazarlar vardır. Ohuntu parasıyla alınan yalıların sahipleriyle komşu olan köşe yazarlarının olduğunu duyuyoruz. Bu tip insanlar yazılı basının icadında zamanımıza kadar varlıklarını sürdürmüşler ve sürdüreceklerdir. Bu tip yazarların en çok rağbet gördüğü alanlar, siyaset ve ticaret alanlarıyla propaganda gerektiren alanlardır. Sansasyonel ve yalan haber yazmak yayınlamak, ahlaksız bir ayıp ve aynı zamanda okuyucuyu aldatmaya yönelik olduğu için suç olması gerekir. Fakat zamanımıza kadar böyle bir uygulamaya şahit olmadık. Yalnız rejim ve iktidar aleyhine yazı yazanların yargılanıp kodesi boyladığına çok şahit olmuşuzdur. Eğer vaziyetini düzeltip esas duruş sergilemez ise, suratına iki sumsuk atacak maganda gönderilir yola sokulur ve duruşu düzeltilir.
Siyasi iktidarlar kendi başarısızlığını zaman zaman yazılı basına ve görsel basına yüklemeye çalışır. Bazen de zorbalık ve sindirme korkutma hareketleriyle medyayı kendi kontrolüne almak ister, ister ki yaptığı hata yanlışları saklamayı düşünür. Bütün rejim temsilcileri başını kontrolü altında tutmayı arzular, kendinden olmayan yazarlar ve medya gurubu, rejim temsilcilerinin her zaman muhalifi olarak görülür. Bazen de bir kulp takılır ki halk arkasına takılmasın diye.
Zavallı ve işini doğru yapan yazarlar köşe başı dönercilerde karnını doyururken, yalaka rejim taraftarı ve yağdanlık yapan kişiler lüks plazaların restoranlarında, kaygan salyangoz salatalarına dirgen sallayarak geviş getirir. Tiksinti ve nefretle kendilerine bakılsa da, her kokteylde rağbet görürler ve başköşede yerleri ayrılır. Bilhassa geniş kitlelere ulaşan yazılı başında yazılan yazıların, en az yüzde 50´den fazla bir inandırıcılık potansiyeline ulaşır ki buda yazıların ne kadar toplum üzerinde etkili olduğunu gösterir. Toplumun aynası ve temsilcisi olarak görülen medyada bazı zamanlarda rejimin yanında yer alarak kendisinin de varlığını ve yaşamını garanti altına almış olur, işlerin iyi gittiği müddetçe. Perçem düşüp kel görününce onlarda tu kaka tükürükçülerin sınıfına katılır. Eh ne yaparsın sistem bu, cin işleri böyle yürüyor. Her davul havasına ayak uydurmakta zor. Nabza göre şerbet vermekte ihtisas isteyen bir meslek.
Gazetecilik mesleğine paralel olarak ihtisası yağdanlık teziyle kariyerlik vasfını yükseltmek gerekir. Ola ki her şey yolunda gidiyor, gidedebilir her sabah evden çıkarken çoluk çocuk helalleşmek ve dönüşte de bir horoz kurban etmek veya GDO´ lu hazır tavukla günü kutlamak gerekir. Tabi yetkili ve etkili kimselerin onayını almadan iş bulur da çalışabilirse, yoksa köşe başı kebapçılarda boyun bükmeye devam edecek kardeşimcikler.