Takvim yapraklarının bir bir açılacağı yeni bir yıla daha sağ-salim girmeyi başarabildik. Geçen yıl yitip gitti, giderken belleklerimize, teröre kurban verdiğimiz canlarla dolu bir yılı bırakarak.
Takvim yapraklarının bir bir açılacağı yeni bir yıla daha sağ-salim girmeyi başarabildik. Geçen yıl yitip gitti, giderken belleklerimize, teröre kurban verdiğimiz canlarla dolu bir yılı bırakarak.Ne yazık ki Kırşehir’de, evlatlarını teröre kurban vererek bu kayboluşta payına düşeni aldı, tıpkı diğer şehirler gibi. Sanayisi olmayan, turizmden payını alamayan, işsizliğin, üstelik üniversite mezunlarının arttığı Kırşehir’de göçün önüne nasıl geçilecek?
Kırşehir’de seçilen ve atananların söylemleri ve açıklamalarıyla her şey güllük gülistanlık gibi gösterilmeye çalışılsa her şey ortada. Kırşehir her geçen kan kaybediyor.
2017 ile takvimin yeni sayfaları açılır açılmaz, terör bu kez İstanbul Ortaköy’deki bilinen eğlence mekânını vurdu.
Yılbaşından bir gün önce Cuma Hutbesi veren Diyanet ‘’Yılbaşı kutlaması bizim dinimizce caiz değildir’’ içeriğindeydi. Bazı şehirlerde Cuma hutbesini destekler nitelikte ‘’yeni yıl kutlaması caiz değildir’’ broşürlerin de dağıtılması, bu niteliğe dâhil edildi. Bir eğlence mekânının haince taranıp 39 kişinin ölümünden sonra, Diyanet İşleri, savunmasız insanların öldürülmesinin caiz olmadığı yönünde bir basın açıklaması yapması da ilginçliğini korudu.
Bildiğim kadarıyla, başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliğinde, laiklikle ilgili bir düzenleme bulunmuyor. Öyleyse, sadece yeni bir yıl geliyor bahanesi ile eşiyle dostuyla bir araya gelip bunu bir eğlence vesilesi olarak gören insanların eğlenmesinin ne sakıncası olabilir? Katledilen insanların 25’i yabancı uyrukluydu. Yine çoğunluğu İslam kökenli ülkelerin vatandaşı.
Terörü şu ya da bu şekilde savunan insanların, emperyalizme uşaklık eder anlayışına kesinlikle katılıyorum. Bir Müslümanın velev ki, Hristiyanlığa ait olan bir gün olarak eğlenmeyi seçmiş olmasında ne sakınca olabilir?
Müslüman gidip, Hristiyan mı olacak?
Yeni yıla girerken insanlar içtenlikle bir dilek tutmuş olsalar bile, bunu elbette inandıkları dinin Yaradan’ından isteyeceklerdir.
Şimdi ruhban âlemi, o gün oynayıp zıplıyor mu?
Ne alakası var bunun dinle bağdaştırılmasının?
Yılbaşı günü eğlenenleri haşa gâvur (!) ilan edip katliam yapılması nasıl bir mantıktır!
Gâvurun (!) bulduğu kurşunla, silahla adam vurduğundan sende dinden çıkmış olmaz mısın?
Ya da, gâvurun (!) bulduğu iletişim araçlarını kullanarak verdiğin fetvada haşa sende mi dinden çıkıyorsun? Örnekleri, gâvurun bulduğu araba, telefon, tv gibi çoğaltabiliriz.
Hoşgörü dini olan İslamiyet’i ayrıştırmak için kullanılmasına yine İslam hoşgörüsü içinde yok edebilmek işin felsefi yönü olsa da, felsefeyi yadsıyarak bir yere varamayacağımızı görmemiz lazım.
Aç-açıkta kalan, haksızlıklara zulümlere, baskılara, savaşlara maruz kalan insanların sığındıkları tek yer vardır: “Allah’ım sen yardım et.” diyerek samimi duygulara sahip olan her masum insanın, dini çok iyi bildikleri halde, dini duygularını sömüren insanları halkımızın; resmi iradenin de ilân ettiği üzere, FETÖ terör örgütü ile gördük. Ve yine bu dini duyguların sömürüsüyle yetişen, üst düzey mevkilere gelen nice paşalar, emniyet mensupları, hakimler, savcılar, basın mensupları, işadamları, hatta bilim yuvası olması gereken üniversite hocalarını ibretle ve şaşkınlıkla izledik, yaşadık.
Şimdi söyleyin hangi kim dine, din hangi kime yasak?
Hangimiz Müslüman, hanginiz gayri Müslüm’üz?
Keza dinimiz İslam, elhamdülillah Müslümanız, hamdolsun kimsenin ne malında, ne canında gözümüz yok. Gözü olana da lanet olsun!