Kırşehir’de bir çok olumsuzluklar yaşanıyor. Bir gazeteci olarak bunları zaman zaman gündeme getirirken, tek amacımız var sorunlarımızın çözümüne katkı sunmak.
Kırşehir’de bir çok olumsuzluklar yaşanıyor.Bir gazeteci olarak bunları zaman zaman gündeme getirirken, tek amacımız var sorunlarımızın çözümüne katkı sunmak.
Ama ne yazık ki her yazdığımızın altında ard niyet arayan “Ya niye yazdınız?” diye bize sitem eden dostlarımız, arkadaşlarımız ve yöneticilerimiz var.
Yani yazma, eleştirme, görme, duyma, dile getirme diyorlar.
Eee öyle olunca biz ne yazalım?
Bugün acaba hangi yemeğin tarifini yapsam, ya da bugün hangi fıkrayı yazsam diye kafa yormam gerekiyor.
Aşçı değilim ki yemek tarifi yapsam!
Doktor değilim ki mesleğimle ilgili bilgiler versem!
Fıkra yazarı değilim ki fıkra yazsam!
Eee peki ne yazayım ben?
Kafa yoruyorum, eleştirmek yerine kime yağ çeksem diye…
Yağcılık da mesleğim olmadığına göre ben ne yazsam acaba?
Zaten Kırşehir’de bizim gazete dışında Kırşehir’in sorunlarını kaç kişi kaleme alıp yazıyor ki?
Çoğu kopyala yapıştır gazeteciliği yapıyor ne yazık ki…
Geçtiğimiz hafta bir okurumuz aradı beni. Eleştirilerini aldım ve söz döndü, dolaştı bir partiye verdiğimiz desteğe geldi.
Kendisine bu konuda bilgiler verdim, hak verdi.
Şimdi 1 Kasım seçimlerinin ardından tekrar siyasete dönmek istemem, ama bazı okurlarımızın kafasında soru işaretleri bulunduğu için kısaca değinme gereği duydum.
Biz Kırşehir’de 40 yıldır gazetecilik yapıyoruz. Gazetemize gelen, açıklama yapan her siyasetçiye sütunlarımızda mutlaka yer verdik. Vermeye de devam edeceğiz.
Ama ne yazık ki gelip gitmeyen, açıklama göndermeyen bir siyasetçiyle ilgili nasıl haber yapacağız ki!
Ismarlama haber ve yorumlar da yapmayacağımıza göre nedir bu sitem anlamakta güçlük çekiyorum.
Ama biz bildiğimiz gibi yayın hayatımızı sürdürmeye devam edeceğiz.
Bir süre önce Sayın Valimiz Necati Şentürk’le uzun süre karşılıklı sohbet etme, Kırşehir’in sorunlarını paylaşma imkânım oldu.
Sayın Valimizin bir sözünü hatırlatıp “Ağlatanı ağlatırım”ı neden gerçekleştirmediğini ifade ederek, Kırşehir’de yaşanan sıkıntıları dile getirmiştim.
Sayın Valimiz Şentürk makamının girişinde “Gel Salih önce seni ağlatayım” diyerek bana espri yapmıştı. Ben de kendisine “Sayın Valim zaten hazırlıklı geldim” diyerek yanımda götürdüğüm ve ağladığım zaman gözyaşlarımı silmem için kullanacağım peçetemi göstermiştim.
Valimiz önce yazdığım yazıyı değerlendirdi.
Ben de kendisine yaptığım eleştirileri tek tek sıraladım ve hepsinde de bana hak verdi, sorun ve sıkıntıların üzerine ciddiyet ve kararlılıkla gideceğini ifade etti.
Yani bizim gazete olarak görevimiz bu…
Kırşehir’de yaşanan sorun ve sıkıntıları gündeme getirmek ve sorumluları da bu konuda göreve davet etmek bizim görevimiz…
Yazdıklarımızdan ard niyet yoktur, zaten bizi tanıyan ve bilen bilir.
Biz başkaları gibi gelene ağam, gidene paşam zihniyeti içinde olamayız. Gelene yağ, gidene yağ çekemeyiz.
Bizim partimiz, pırtımız yok. Bizim tek partimiz var o da Kırşehir’dir.
Eğer biz başkaları gibi mesleğimizi çıkar ve şantaj üzerine yapmış olsaydık, belki Kırşehir’in köşe dönenlerin başında olurduk.
Bugün çok şükür onurlu ve dik bir duruşumuz varsa gazetemizin saygın bir adı varsa bundandır.
İşte 1 Kasım seçimleri geldi, geçti, Kırşehir’de Ak Parti’den iki milletvekili seçip Meclis’e gönderdik.
Şimdi her şey bitti mi? Hayır bitmedi. Asıl işimiz bundan sonra başlıyor.
Yeni seçilen vekillerimizi yakından izleyip, onların vaadlerini yakından takip edeceğiz. Yeri gelince övüp, yeri gelince yereceğiz. Tüm amacımız Kırşehir içindir. Çünkü onların yapacağı, getireceği her yatırım ve hizmetin bizler için olduğu bilinciyle hareket edeceğiz.
Şimdiden peşin peşin söyleyelim. Ben bunu yeni seçilen ve üçüncü kez Kırşehir’in milletvekili seçilerek tarihe geçen Sayın Mikâil Arslan’a da söylemiştim. İyi ve güzel çalışmalarında, hizmetlerinde yanlarında, yapamadıkları, getiremedikleri ya da yapıp ta yanlış olan işlerinde karşılarında olacağız. Çünkü biz ve gazetemizin tavrı budur.
Bu nedenle Kırşehir’de herkes bilir ve söyler “Kırşehir Çiğdem yazmışsa doğru yazmıştır!” güvenini sarsmadık, bundan sonra da sarsmayacağız.
Biz kimsenin sırtını sıvalayıp, sürekli yağ çekenlerden değiliz. Bizim seçilen milletvekillerinden, belediye başkanlarından, valimizden başka bir beklentimiz yok, olamaz da…
Bu arada yeni seçilen milletvekillerimize birkaç öneride bulunmak istiyorum. Herkes biliyor ki Kırşehir’den seçilen milletvekillerimiz başta birlik ve beraberlik içinde olurlar, birlikte çalışarak birlikte hareket ederler, bir süre sonra aralarına kara kedi girer. Bu durum her dönem olmuştur.
İki milletvekili Kırşehir için nedense birlikte hareket edemezler. Birinin dediğine, diğeri hayır der. Sonra da araları açıldığı için Kırşehir yapılacak ve getirilecek hizmetlerde isteğini alamaz ve bundan kendileri gibi Kırşehir’de büyük zarar görür.
Çünkü bunun örnekleri şu yakın siyasi tarihimizde çok görülmüştür. Bir partiden seçilen iki milletvekili görev sürelerini barışık bitirmemişler, bunu bilen partililer ve kurum müdürleri de bundan yararlanarak Kırşehir’e hep zarar vermişlerdir. Böyle milletvekilleri de hep silinip gitmişlerdir.
Buradan seçilen iki milletvekilimize çağrıda bulunuyorum. Lütfen sizin aranızı açmak isteyenlere, nifak sokmak isteyenlere fırsat vermeyiniz. Kim ne söylerse söylesin itibar etmeyiniz. Ortak noktanız Kırşehir ve Kırşehirliler olsun. Her türlü dedikoduya aldırmadan Kırşehir için çalışınız.
İşte iktidara mensup iki milletvekilimiz, belediye başkanımız var. Şimdi hizmet zamanı. “Durmak yol yola devam” diyorsanız, Kırşehir’e hizmet diyorsanız o zaman haydi Kırşehir için kenetlenin, birlik ve beraberlik içinde Kırşehir’e hizmet getirin.
Meclis’e kayıt yaptırdığınızda çekilen fotoğrafı unutmayınız. Çünkü o fotoğraf bizleri ve bütün Kırşehirlileri çok sevindirdi. AK Parti’nin milletvekili Mikâil Arslan’a rozetini Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, Salih Çetinkaya’nın rozetini İl Başkanı Mustafa Kendirli takarken ne kadar sevindik anlatamam.
Bu tablonun hep böyle devam etmesini istiyor ve bekliyoruz.
Bırakın küçük düşünceleri, düşünenleri…
Kırşehir sevgisi etrafında buluşmanız, Kırşehir’e hizmet etmenin şimdi tam zamanı.
Ak Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde kullandığı “Söyle varmısın?” sözlerini Kırşehir için düzeltelim ve “Haydi Kırşehir için var mısınız birlik ve beraberlik içinde olmaya” diyelim.
***
Sarhoşun yaptığına bak!
Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi. Karısı uyuyordu. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi ve kadını uyandırdı.
– Karıcığım,
– Ne var ?
– Sen ne mükemmel bir kadınsın be, birtanesin.
– Ne oldu gene ?
– Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın ?
Harika olmuş.
– Ne diyorsun sen ne lambası ?
– Valla ne bileyim hayatım, tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor
kapatınca sönüyor.
Bunu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı:
– Allah belanı versin pis sarhoş yine mi buzdolabına işedin !
***
Sevdiğim bir söz
İyi insanlarla arkadaş olunuz. Kötü kimseyle arkadaşlık etmektense, yalnız olmak evladır. George Washington