(Öncelikle yazacağım şeylerin Azra Kohen’in Fi, Çi, Pi kitap serisi ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Sadece yazıma adını verdiğim ve Fi, Çi, Pi’nin anlamları dışında nice başka anlamlar yüklediğim bir yazıdır)
“Fi” geçmiş, kök, başlangıç teması olarak bilinmektedir.Fi geçmiş üzerine kurulu bir zaman dilimine tanıklık ederken Fi tarihinde kalan adamlık günümüz dünyasında hatrı sayılır düzeyde var olmakta. Nedir bu sorumsuzluk! Nedir bu oyunun içine girmeyiş? Herkes kimden kaçıyor kendi dışında? Tek bir konuda var oluyor insanoğlu… Kimin oğlu olduğu kısmını bile işine gelmediğinde öyle bir örtüyor ki. Fi’den çıkılmış bir yola ama adamlık kavramı yolda kalmış… Pi’nin etrafında kısırdöngü de yarıda kalmış arayıp da bulamadığı karakteri.
Günümüz erkeklerinin büyük kısmı kadının taleplerini tehdit olarak algılıyor. Hatta bir adım ileri gidip varlığını tehdit biliyor… Sıkıştığı Pi çemberinde dönüp duruyor. Hep aynı bahaneler hep aynı varoluş sancısı! Ama asla Çi’nin enerjisi, arzusu, tutkusu, görünmeyen bağları üzerine düşünülmüyor. Düşünmek mi yapma Allah aşkına sadece yaşamak varken! Şey tam olarak nerede kırıldınız? Nerede yitirdiniz inancınızı? (Alan memnun satan memnun draması kesmeyin sizlik bir kelime bile yok burada!) Peki, adamlık karıştı Fi tarihine. Size kalana tam olarak ne demeliyiz? Dürüst, açık sözlü, hayat felsefesi belli olan, bak ben isteklerimi başta söylüyorum niyetim belli diyen biri misiniz? Tüm bunları topladığında hali hazırda her kadın zaten birçok şeye inandırılıp yola çıkmadığı için teşekkür mü etmeli. İnanmak mı meseleydi inandırılmak mı? Bakın şükrediliyorsunuz “vakit kaybı” adı altın da normalleştirdiğiniz her cümle için. Ama şu var Çi’nin kölesi olmuş karakter adı altında göğüslediğiniz kişiliğiniz ne yazık ki ne istediğini bilen insanlarla karşılaşınca yetmiyor, oyun oynayamıyorsunuz.
Hayattan istediğini bilen kadınlar da sizler gibi incindi, aldatıldı, terk edildi, kandırıldı… Ama mevzu bunlar değil ki bunlardan sonrası. Hayat kısa size katılıyorum ama hayat bedel ödetmek kısmında kısa. Her şeyin benim nezdimde yası tutulmalı. Acıyı dönüştürmeli genelleme yapıp bedel dediğiniz şeyin faturasını her hayatınıza aldığınız kadına kesmeyin.
Bu bir süre sonra kişisel hayal kırıklığından çıkıp sistematik bir küçümsemeye dönüyor bu durum. Ve bunun bir adı var ki buda apayrı bir mevzu cidden Fi tarihine dayalı ve hakkında birçok kitap yazılmış. Bunun tanımı “Misojini” denen kadın düşmanlığına dönüyor. Farkında olarak veya olmayarak bu düşmanlığı beslemeniz içinizde sizi bitiriyor. Hepimiz ışıklı fotoğraflarınızın nasıl göründüğünü söylese oturur ağlarsınız…
Kadınlar sizin rakibiniz değil! Geçmişiniz sizin geçmişiniz… Bedelini sizlerle biz de mi ödeyelim? Ah büyük aldatılma. İçinde neler olmuş bitmiş hiç bilmediğimiz çamurlara bulanmak size ihanet eden herkesten farklı kılmıyor sizi. Hatta salt kötü biri yapıyor. Sonuçta siz kaçsanız da siz biliyorsunuz içinizi… Ne yazık ki yaşam sürdüğünüz, ucundan kıyısında kurallarına kendiniz için sadık kaldığınız bu dünyada aynada baktığınız yüzünüze sorun geçmişinizi! Fi’den çıkıp Çi’yi kirletmiş Pi’ de kendini tanrı saymışsınız yazık.
Gerçeklikten uzak her olmamış kişi cidden Fi’nin Pi’Çi’si benim için.