Hangi Adem pişti afakta ve enfüste? Hangi alem de tezyin edildin? Ben hangi alemde el oldum? Ben hangi Ademin Havvası?
Ademlerin alemi kalabalık… Gürültülü, iddialı bir telaş içinde! Aynalara bile oynuyor gülüşü, yüzü. Ben susuyorum sen de sustuğun suskunluklara uyum sağla. Bekleme o ceylanları. Hepsi öldü. Asıldı erkeklerinin kafaları duvarlara. Kendin mi oldun sen Adem? Hangisi sensin? Çıkacak mısın Havvaların dünyasından… Yoksa yediğin elmalar günahlarını kırmızıya mı boyar? Omurgasızlığın dünyada ilk olmamalıydı. Az önünde kaburgandan yaratılmadık mı?
Işık ayarı yapılmış vitrinler de sergileme suyu çıkmış alemini. Yapmayın Ademler ben kendi alemimdeyim. Cesaret istemez vitrinler. Sever sergilemeyi. Ama gerçek yalnızlık Adem’in, sizin, senin içine düştüğün dünyada. Saklanma artık! Vitrinin arkasında gerçek yaşam olmaz. Seçtim sandığın kovulduğun bahçe. Afakta bak sen ektiğin bahçeye. Her şey yerli yerin de mi? Varsa aynan bakarsın enfüse. Fıtratın naralar atar erkekliğinle! Ama gelince içine bakarsan bağ olur bakmazsan dağ.
Adım söylendi, kaçtın. Kapattın süslerle canı çıkasıca suretleri. Eee Adem bakmadın mı sen o boydan aynana? Kapı eşiğiydi ilk yeri tamamlanmamış yasak ağacın meyvesi… Ve sen Adem ben yedim diye mi yedin o elmayı? Ben seni de sevmedim Adem. Bana güven dedin de bana o elmayı neden yedirdin?
Kaçışlarının ucuna eklediklerine kirli aynalardan bakma Adem. Nefsinden kaçtıkça aynayı vitrine çevirdin. İçinden kaçtın dışını kalabalıklaştırdın, hakikati örttün. Sevildim sanma Adem. Hikaye bu ya Havva dediklerin ve dediğin sana elmayı sunarken utanç ve riyayı da bezedi. Aşk eski bir yalan senden ve Havva’dan kalan.
Ben mi?
Havva değilim. Aynayı seçtim, hakikati. Biraz zor oldu ağlarken görmek. Ama tam oldu.
Ben mi?
Ben susarak anladım. Dur’u bilerek büyüdüm. Vitrinde ışıklar altında türemiş insan nesline ait olmadım.
Ben Havva değilim!
Ben hangi Ademin alemindeyim?
Ben var ya Adem gibi oldum çoğu zaman.
Ve bildim ben kendi alemimdeyim…