Kırşehir’de ekonomik sıkıntı halkın belini bükmüş, ülkeyi idare edenler buna çözüm yolları aramaları gerekirken, ne yazık ki 7 Haziran seçimlerinin ardından 3 ay sonra yeni bir seçim süreci yaşamaya başladılar. Yine liderler adaylarını belirlemek için kolları sıvadı, yine binlerce insan gönül verdikleri partilerinden aday olmak için çalışmalara başladı.
Kırşehir’de ekonomik sıkıntı halkın belini bükmüş, ülkeyi idare edenler buna çözüm yolları aramaları gerekirken, ne yazık ki 7 Haziran seçimlerinin ardından 3 ay sonra yeni bir seçim süreci yaşamaya başladılar.Yine liderler adaylarını belirlemek için kolları sıvadı, yine binlerce insan gönül verdikleri partilerinden aday olmak için çalışmalara başladı.
Yani şimdi gündem seçim…
Herkes yaşanan ekonomik sıkıntılarını, terör ve güvenlik sorunlarını bir kenara bırakıp seçimle yatıp, seçimle kalkmaya başladılar bile…
Ne yaparsın ki birileri böyle istiyor…
Önce seçim…
Önce koltuk…
Bunlar olacak ki herkes rahatlayacak!
Peki halkı kim düşünecek?
Akşam evine bir ekmek götüremeyen, ya da aldığı maaşla geçinemeyen, çoluk çocuğunun ihtiyacını karşılayamadığı için evine boynu bükük dönen babaların, anaların hali ne olacak?
Peki evladını vatan topraklarını korumak için eline kına yıkarak askere gönderen, ancak hain bölücülerin kurşunlarıyla şehit düşerek bütün hayalleri sönen şehit ailelerini kim anlayacak?
Peki halka hizmet için 24 saat görev yaparken, yine hainlerin saldırılarına hedef olarak şehit düşen polisimizi, onların eş ve çocuklarını, ailelerini kim düşünecek?
Peki yine milyarlar harcanarak ülke ekonomisine verilen zararı kim, nasıl karşılayacak?
Peki Kırşehir’de 85 kuruşa satılan ekmeği alamadığı için 25 kuruş daha ucuz olduğu için Belediye ekmek büfelerinde kuyrukta beklerken, onların yaşadıkları ekonomik ve sosyal sorunlarını kim nasıl çözecek?
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.
Ama ne yaparsın ki biz “seçim de seçim!” diye ayak diriyor, ülkemizi yeni bir seçime götürüyoruz.
Artık seçim tarihi belli olduğuna göre, kimsenin elinden fazla bir şey de gelmiyor ne yazık ki…
Bizler de gazeteci olarak artık Kırşehir’in ve ülkenin sorunlarını bir kenara bırakıp adayların ve partilerin haberleriyle okuyucularımızı usandırmaya, onların pembe vaadlerini aktarmaya devam edeceğiz.
Milletvekili olmak isteyenler ellerini cebe atacak, yine binlerce lira harcamak zorunda. Yoksa seçilmeleri zor olacak! Tabi üç ay önce seçilmek için cüzdanlarını boşaltan siyasetçilerde para kaldıysa!
Siyaset işte böyle bir iş…
Bir giren pişman, bir girmeyen pişman!
O koltuk nasıl bir koltuksa kimse vazgeçemiyor, kimse oradan kalkamıyor. Yapışmışlar mübarekler Japon yapıştırıcısıyla, kaldırmak mümkün olmuyor
Artık o eski partililer de yok!
Bir bakıyorsunuz birisi hiç te görüş ve düşüncesine katılmasa, inanmasa da bir partiye katılıyor ve liderler de onları milletvekili adayı göstererek, göremeyecekleri makamlara getiriveriyor!
Aynı adam girdiği partinin karşısındakilere demediğini bırakmıyor, yerden yere vuruyor, tukaka yapıyor. Ama bir süre sonra üçyüz altmış derece çark ederek dün atıp tuttuğuna övgüler diziyor. Buna da siyaset deniyor!
Türkiye’de bu örnekleri de çoğaltmak mümkün…
Peki siyasetçiler öyle de seçmen nasıl?
Al birini, vur ötekine!
Yıllardır tepki gösterdiği partiye üye oluyor, yöneticisi oluyor, hatta partinin başına başkan seçiliyor, partisinin iktidar nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor, aynı adam bir bakmışsın ki menfaatlendiği partisine ihanet edip başka partilere geçebiliyor!
Bu örnek partilerde aktif görev alanlar için.
Peki partili olmayan, ancak partiliymiş gibi davranan, bir poşet makarna ve una, yarım ton kömüre oyunu satan zavallılara ne demeli?
Kırşehir’de olup biten haberi olmayan, sadece aldığına bakan bu zavallılara diyecek bir söz bulamıyor insan…
Ne yapsın bunlar devir böyle olmuş.
Böyle gelmiş, böyle gidiyor ne yazık ki…
***
Herkes haddini, yerini bilmeli
Geçtiğimiz günlerde görev yaptığı Diyarbakır’da bölücü vatan hainlerince şehit edilen bir Kırşehirli askerimizin cenaze törenindeyim…
Törende kimler yok ki?
Kırşehir il yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve binlerce Kırşehirli…
Tabi bu acıyı Türkiye’ye yansıtmak için görev yapan onlarca yazılı ve görsel basın mensubu da şehit cenazesinde…
Şehit aileleri siyasilere tepki gösteriyor, ancak dinleyen ve takan kim ki?
Gözümüze bir kare takılıyor. CHP’ye il başkanı olarak atandığı söylenen birisi Milletvekilleri Salih Çetinkaya ile Yıldırım Türk’ün ve diğer il yöneticilerinin önüne geçerek saf tutuyor!
Üstelik bunu yaparken onu bunu iterek!
Burası bir şehit cenazesinin töreni. Normal bir cenaze töreni olsa protokol gözetilmez. Ama bu bir şehidimizin töreni elbette protokol de olacaktır. Olmasa dahi herkes duracağı yeri bilmeli ve ona göre hareket etmeli.
Burada CHP’nin il başkanı olduğu söylenen, ancak hala atanıp atanmadığı muamma olan birisinin protokolün ve şehit ailelerinin önüne geçmesini benim gibi herkesin yadırgadığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Bir Valinin, Milletvekilinin, Belediye Başkanının, Alay Komutanının önüne geçmemeli.
Nedense bu bizim ilimizde ve ülkemizde bir hastalık. Hasbelkader bir yerlere gelenler, makam ve mevkii sahibi olanlar kendini protokolün önünde görüyorlar.
Herkes haddini, yerini bilmeli ve ona göreve davranmalı.
***
Biraz da gülelim!
Yarı ölü yarı diri!
Köylüler aralarında söz birliği etmişler, köyün imamına bir şaka yapmayı kararlaştırmışlar.
Numaradan köylünün biri ölmüş, cenazenin yıkanması için hocayı çağırmışlar.
Hoca cenazeyi yıkamak için içeri girmiş kapıyı kapamış.
Yarım saat geçmiş... Bir saat geçmiş... İki saat geçmiş... Herkesi bir merak sarmış...
Her ölüyü 15 dakikada yıkayıp paklayan hocaya ne oldu?
İkibuçuk saat sonra hoca efendi kan ter içinde dışarı çıkmış. Hemen koşup sormuşlar:
“Hocaefendi ne oldu?”
Hoca kızgın:
“Yarı ölü, yarı diri herifleri bana yolluyorsunuz, işini bitirip, ruhunu teslim ettirinceye kadar canım çıktı!...”
***
Sevdiğim bir söz
“Tehlikeden kaçamayan, onun karşısında cesaretle durmayı bilmelidir.”
La Fontaine